|
Galata Mahkemesi 114 Numaralı Sicil (H. 1083-1085 / M. 1672-1674) cilt: 54, sayfa: 393 Hüküm no: 264 Orijinal metin no: [62a-1] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Varislerin, merhum Ahmed Beşe b. Halil’den intikal eden iki evin hisselerini, merhumun karısı Safiye ile kızı Fatma’ya sattığı
Mahmiye-i Galata muzâfâtından kasaba-i Kasımpaşaˈda Kulaksız Ahmed mahallesinde sâkine iken bundan akdem vefât eden Ahmed Beşe b. Halilˈin verâseti zevce-i metrûkesi Safiye bt. Abdullah ile sulbî oğulları Mehmed ve Ali ve Pir Mehmed ile sulbiye kızları Âişe ve Fatmaˈya münhasıra olup kableˈl-kısme mezbûre Ali dahi vefât edip verâseti anası mezbûre Safiyeˈye ve li-ebeveyn kız karındaşı mezbûre Âişe ve li-ebeveyn er karındaşı Pir Mehmedˈe münhasıra olup kableˈl-kısme mezbûr Pir Mehmed dahi vefât edip verâseti li-eb kız karındaşı Fatmaˈya ve Âişeˈye münhasıra olup kableˈl-kısme mezbûre Âişe dahi vefât edip verâseti anası mezbûre Safiye ile li-eb kız karındaşı Fatmaˈya münhasıra olduğu şer‘an zâhir ve müte‘ayyin oldukdan sonra işbu bâ‘isüˈl-kitâb mezbûretân Safiye ve Fatma meclis-i şer‘de takrîr-i kelâm edip müteveffâ-yı evvel mezbûr Ahmed Beşeˈnin mahalle-i mezbûrede vâki‘ bir tarafdan ba‘zan Yoğurtcuoğlu ve ba‘zan Şeyh Efendi mülküne ve bir tarafdan ba‘zan Medîne-i Münevvere Vakfıˈna ve ba‘zan makābir-i Müslimîne ve iki tarafdan yine makābir-i Müslimine müntehî zokak kapısı üzerinde bir fevkānî oda ve âna muttasıl bir matbah ve altlarında iki oda ve nîm sofalı bir kebîr fevkānî oda ve bi’r-i mâ’ı ve kenîfi ve zât-ı eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmire bağçeyi ve yine hudûd-ı mezbûrda dâhil bir fevkānî oda ve bir mikdâr arsayı müştemil birbirine muttasıl iki kıt‘a mülk menzili hâlâ yedimizde olan defter-i kassâm-ı askerî nâtık olduğu üzre on beş bin beş yüz elli iki sehimden i‘tibâr olunup sihâm-ı mezkûreden bi-hükmiˈl-münâsahatiˈş-şer‘iye beş bin dokuz yüz yirmi sehmi bana ve dokuz bin altı yüz otuz iki sehmi merkūme Fatmaˈya intikāl etmişidi elhâletü hâzihî kıbel-i şer‘den menzileyn-i mezbûreynin üzerine varılıp ba‘deˈl-keşf veˈl-müşâhede her birimizin hisse-i şer‘iyeleri ta‘yîn ve tahsîs olunmak matlûbumuzdur dediklerinde savb-ı şer‘den Mevlânâ el-Hâc Mehmed Efendi b. Hasan Efendi irsâl olunup ol dahi hâssa mi‘mârlarından Üstâd Ali b. Abdülmennan ve diğer Üstâd Ali b. Abdullah vesâir ebniye ahvâline vukūfu olan bî-garaz Müslimîn ile menzileyn-i mezbûreynin üzerine varıp mi‘mârân-ı mezbûrânın mesâha eyledikde evvelâ menzil-i kebîrin kapı üzerinde vâki‘ tûlen sekiz ve arzen altı buçuk bi-hesâb-ı terbî‘i elli iki zirâ‘ fevkānî oda ile tahtında olan oda ve matbah köşesinden mezarlık tarafında olan bi-hesâb-ı mezbûr kırk iki zirâ‘ nîm sofa bağçe nerdübânına varınca [62b] cem‘an doksan dört zirâ‘ binâ ma‘a zemîn ve sâlifüˈz-zikr kapı üzerinde olan oda civârında bi-hesâb-ı mezbûr yirmi dört zirâ‘ damlalık arsası ile nerdübânından mezarlık tarafından Yoğurtcuoğlu hânesine varınca tûlen yirmi altı ve arzen yedi zirâ‘ yirmi parmak bi-hesâb-ı mezbûr iki yüz üç zirâ‘ arsa-i hâliye ve menzil sagīr-i mezbûrun bi-hesâb-ı merkūm on dört buçuk zirâ‘ binâ ma‘a zemîn ve bi-hesâb-ı mezbûr otuz üç zirâ‘ sülüs zirâ‘ arsa-i hâliye-i merkūme Safiyeˈnin hissesine ta‘yîn ve tahsîs olundukdan sonra yine menzil-i kebîrin bi-hesâb-ı mezbûr altmış üç zirâ‘ nîm sofayı oda ve elli altı zirâ‘ matbah ve altında olan oda ve bi-hesâb-ı mezbûr yirmi sekiz zirâ‘ matbah ve oda önlerinde dehliz ki cem‘an yüz kırk yedi zirâ‘ binâ ma‘a zemîn ve Şeyh Efendi tarafında olan bi-hesâb-ı mezbûr dört yüz yirmi üç zirâ‘ arsa ve menzil-i sagīrin bi-hesâb-ı mezbûr yirmi dört zirâ‘ binâ ma‘a zemîn ve bi-hesâb-ı mezbûr elli dört zirâ‘ ve sülüsân zirâ‘ arsa-i hâliye merkūme Fatmaˈnın hissesine ta‘yîn ve tahsîs olundukdan sonra her biri kabûl ve beyinlerinde alâmât-ı fâsıla vaz‘ olundukdan sonra merkūme Safiye mezbûre Fatma mahzarında ikrâr edip benim menzil Safiyeˈde olan bi-hesâb-ı mezbûr kırk yedi buçuk zirâ‘ binâ ve arsayı ve mâlımdan iki bin iki yüz yetmiş beş akçe nakd-i mezbûr Fatmaˈya verip ol dahi sâlifüˈz-zikr kapının nısfından yine Yoğurtçuoğlu hânesine varınca tûlen yirmi altı ve arzen üç buçuk bi-hesâb-ı mezbûr doksan iki zirâ‘ arsa-i hâliyesini bana verip her birimiz vech-i muharrer üzre rızâlarımız ile kabûl eyledik min-ba‘d tafsîl mürûr ettiği üzre binâ ve arsa mülk-i mûrisimiz olmuşdur dedikde ahedühümâ âharı biˈl-müşâfehe tasdîk ettiklerini mevlânâ-yı mezbûr mahâllinde tahrîr ba‘dehû ma‘an irsâl olunan Ahmed b. Osman ile meclis-i şer‘a gelip vukû‘ı üzre inhâ etmeğin mâ vaka‘a biˈt-taleb ketb olundu.
Fiˈl-hâmis min-Recebiˈl-ferd li-sene erba‘a ve semânîn ve elf.
Şuhûdüˈl-hâl: es-Seyyid Abdülbaki Çelebi b. es-Seyyid Ahmed, Mustafa Beşe b. Muslı, Mehmed Beşe b. Hasan, Ahmed Beşe b. Osman, Hüseyin Çelebi b. Ali
|