.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 114 Numaralı Sicil (H. 1083-1085 / M. 1672-1674)
cilt: 54, sayfa: 719
Hüküm no: 526
Orijinal metin no: [122a-3]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Varislerin, merhum Ömer’in terekesine Şaban’ı vekil tayin ettikleri ve terekenin Ömer’in annesi Havva’dan vekil aracılığıyla talep edildiği

Vilâyet-i Anadoluˈda Karahisâr-ı Şarkī sancağında vâki‘ Bayramlı kazâsında hâlâ Kādı Mevlânâ Receb Efendi kıbelinden imzâsıyla mümzâ ve hatmiyle mahtûm ve târih-i kitâb senesi Zilhiccesi evâsıtıyla müverrah kazâ-i mezbûre tâbi‘ Keçecili nâm karyeden Hamza ve Himmet b. Mehmed Efendi ve Şa‘bân ve Hasan b. Ramazan yedleriyle kitâb-ı naklî vârid olup mazmûnu zikrolunan Keçecili nâm karyeden mezkûrûn Hamza ve Himmet b. Mehmed Efendi ve Şa‘bân ve Hasan b. Ramazanˈdan vech-i âtî üzere da‘vâ-yı sahîha-i şer‘iye ile mesbûk istişhâd-ı şer‘î sudûrundan sonra udûl-ı Müslimînˈden olup İsmail b. Çırak b. İsmail ve Abdüllatif b. Ebûbekir b. Süleyman nâm kimesneler nakl ve tahvîl içün mahâll-i cerh ve ta‘dîle li-ecliˈş-şehâde hâzırân olup şöyle edâ-i şehâdet-i şer‘iye eylediler ki fiˈl-asl karye-i mezbûreden müte‘âkiben fevt olan Ahmed ve Havva ve Ömerˈin babaları el-Hâc Mehmedˈin babası diğer el-Hâc Mehmed ile müsteşhidân-ı mezbûrân Hamza ve Himmetˈin babaları Mehmed Efendiˈnin babası Şa‘bân ve müsteşhidân-ı mezkûrân Şa‘bân ve Hasanˈın babaları Ramazanˈın babası Yusuf ve li-ebeveyn karındaşlarının babaları ismi Hamza ve dedeleri ismi Mustafa ve anaları ismi Fatma bt. Süleyman ve maskat-ı re’sleri karye-i mezbûre olmağla müsteşhidûn-ı mezbûrûn müteveffâ-yı mezbûrların min-cihetiˈl-usûbetiˈn-nesebiye vârisleridir bunlardan gayrı vârisleri ve terekelerine âhar müstehakkı olduğu ma‘lûmumuz değildir biz bu vech üzere şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyü [122b] her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iye eylediklerinde gıbbe ri‘âyet-i şerâ’itiˈl-kabûl şehâdetleri makbûle oldukdan sonra müsteşhidûn-ı mezkûrûnun verâsetlerine ba‘deˈl-hükm mezbûr Hasan müteveffâ-yı merkūmların terekelerine vaz‘-ı yed edenlerden hisse-i şer‘iyelerini da‘vâ ve taleb ve ahzu kabz ve kendüye îsâle ve kabz-ı îsâl mütevakkıf olduğu umûrun cümlesine ve ledeˈl-iktizâ sulh ve ibrâya işbu nâkılüˈl-kitâb karındaşı mezbûr Şa‘bânˈı tarafeynden vekîl nasb ve ta‘yîn ettikde ol dahi kabûl ve merâsimini edâya müte‘ahhid olduğun hâvî bulunmağın müsteşhidûn-ı mezbûrûn meclis-i şer‘de müteveffâ-yı merkūm Ömerˈin terekesine vâzi‘uˈl-yed olan anası bâ‘isetüˈl-kitâb Havva bt. Abdullah nâm hatun mahzarında her biri üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip müteveffâ-yı mezbûr Ömerˈin terekesinden hisselerimizi ber-mûceb-i defter-i kassâm-ı askerî merkūme Havvaˈdan taleb ederiz deyü târih-i mezbûr ile müverrah nakl-i şer‘î ibrâz ve mezbûre Havva muvâcehesinde feth ü kırâet ve istintâk olundukda merkūme Havva tereke-i mezbûreye vaz‘-ı yedini ikrâr lâkin kitâb-ı mezbûrun mevlânâ-yı merkūm kıbelinden vürûdunu inkâr edicek müsteşhidûn-ı mezkûrûndan kitâb-ı mezkûrun mevlânâ-yı merkūm kıbelinden vürûduna beyyine taleb olundukda udûl-ı Müslimînˈden olup şühûd-ı tarîkden olan Yusuf Efendi b. Receb ve Mustafa b. Yusuf nâm kimesneler li-ecliˈş-şehâde meclis-i şer‘a hâzırân olup isreˈl-istişhâd fiˈl-vâki‘ kazâ-i mezbûrda hâlâ kādı olan mevlânâ-yı mezbûr Receb Efendi b. Ahmed b. Maden işbu kitâb-ı nâkli bizim huzûrumuzda imzâ ve mühürleyip hatt-ı hatmine bizi işhâd eyledi hâlâ kitâb-ı mezbûrun zahrında olan hatm ve batnında hattı mevlânâ-yı mezbûrun hatt-ı hatmini biz bu husûsa şâhidleriz ve şehâdet ederiz deyü her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iye eylediklerinde isre-ri‘âyet-i şerâ’itiˈl-kabûl şehâdetleri makbûle olmağın mûcebiyle hüküm birle mâ vaka‘a biˈt-taleb ketb olundu.

Fiˈl-yevmiˈs-sâmin-i aşer min-şehri Rebî‘iˈl-evvel li-sene hamse ve semânîn ve elf.

Şuhûdüˈl-hâl: Mustafa Efendi b. Mehmed el-imâm, el-Hâc Mehmed b. İbrahim Fethi, Mustafa b. el-Hâc Mehmed, Hasan Çelebi b. Mahmud, Musa Çelebi b. İbrahim, Abdullah Hoca, Mustafa Çelebi b. Ömer, Ali Beşe b. Halil, Şükrullah Beşe b. Halil, Eski Mustafa b. Ömer, Osman Çelebi b. Ömer.