|
Galata Mahkemesi 114 Numaralı Sicil (H. 1083-1085 / M. 1672-1674) cilt: 54, sayfa: 776 Hüküm no: 574 Orijinal metin no: [132a-3] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Merhum Sarı Cafer’in terekesinden karısı Hatice’ye intikal eden ev ve terekeden dolayı dava açan beytülmal emininin davasında haksız olduğu
Mahmiye-i Galataˈda Câmi‘-i Kebîr mahallesinde sâkin iken bundan akdem vefât eden Sarı Cafer b. Abdullahˈın zevce-i metrûkesi Hadîce bt. Abdullahˈdan gayrı zâhirde vâris-i maʽrûfu olmamağla terekesinin rubʽı zevcesi mezbûreye ve sülüs-ı erbaʽı cânib-i beytü’l-mâle â’id olmağın hâlâ mahmiye-i mezbûrede yeniçeri beytü’l-mâli emîni olan Mustafa Ağa tarafından zikri âtî husûsa vekîl-i müsecceli olup kapı kethudâsı olan Hasan Çelebi b. Mehmed meclis-i şerʽde müteveffâ-yı mezbûrun zikri câ’î menzili ve tereke-i menkūlesine vâziʽüˈl-yed olan işbu bâʽisüˈl-vesîka zevcesi mezbûre Hadîce mahzarında biˈl-vekâle üzerine daʽvâ ve takrîr-i kelâm edip müteveffâ-yı mezbûrun mahalle-i mezbûrede vâkiʽ maʽlûmüˈl-hudûd veˈl-müştemilât bir kıtʽa menzili ile tereke-i menkūlesinin rubʽı mezbûre Hadiceˈye sülüs-ı erbâʽı cânib-i beytü’l-mâle isâbet ederken hâlâ merkūme Hadiceˈye tenbîh olunması matlûbumdur dedikde gıbbeˈs-suâl mezbûre Hadîce cevâbında bin yetmiş iki senesi Saferüˈl-hayrıˈnın beşinci gününde mahmiye-i mezbûrede hilâfe-i mevlâ olan Yusuf Efendi kıbelinden mürsel Mevlânâ Mahmud Efendi b. Ahmedˈin Müslimîn huzûrunda akd ettiği meclis-i şerʽde zevcim müteveffâ-yı mezbûr menzil-i merkūm ile içinde mevcûd olup [132b] işbu yedimde olan hüccet-i şerʽiyyede muharrer olan eşyâ-i maʽlûmesinin mecmûʽın bi-safkatin vâhidetin hîbe-i sahîha-i şerʽiyye ile bana hîbe ve teslîm ve ben dahi meclis-i hîbede ittihâb ve temellük ve teslîm eylediğimden sonra menzil-i mezbûr ile eşyâ-i mezkûre mülk-i mevhûbem olduğundan mâʽadâ zevcem işbu Hadiceˈye cihet-i karzdan iki yüz esedî guruş deynim vardır deyü ikrâr ve ben dahi baʽdeˈt-tasdîk mevlânâ-yı merkūm Mahmud Efendi dahi işbu hüccet-i şerʽiyyeyi bana vermişdir deyü târih-i mezbûr ile müverrah ve nâib-i müşârun-ileyh Yusuf Efendi imzâsıyla mümzâ ve min-külliˈl-vücûh mazmûnu takrîr-i meşrûhuna mutâbıka hüccet-i şerʽiyye ibrâz ve vekîl-i mezbûr Hasan Çelebi muvâcehesinde feth ve kırâet ve istintâk olundukda vekîl-i mezbûr Hasan Çelebi mazmûn-ı hüccet-i şerʽiyyeyi inkâr edicek mezbûre Hadiceˈden mazmûn-ı hüccet beyyine taleb olundukda zeyl-i hüccetde mastûrüˈl-esâmî olan el-Hâc Abdullah Çelebi b. el-Hâc Yahya ve Mustafa Çelebi b. Himmet nâm kimesneler li-ecliˈş-şehâde meclis-i şerʽa hâzırân olup isreˈl-istişhâd fiˈl-vâkiʽ târih-i mezbûrdan mevlânâ-yı mezbûr Mahmud Efendiˈnin akd ettiği meclis-i şerʽde müteveffâ-yı mezbûr zevcesi işbu Hadiceˈye mülk-i menzil-i mezbûr ile içinde mevcûd olup derûn-ı hüccetde muharrer olan eşyâ-i mezkûresini huzûrumuzda hîbe-i sahîha-i şerʽiyye ile hîbe ve teslîm ol dahi meclis-i hîbede ittihâb ve tesellüm eyledikden sonra mâʽadâ zevcem Hadiceˈye bi-tarîkıˈl-karz iki yüz esedî guruş deynim vardır deyü kezâlik huzûrumuzda ikrâr ol dahi tasdîk etmekle menzil-i mezbûr ile eşyâ-i mezkûre müddeʽiyye-i mezbûra defʽ e ve teslîm eyledi biz bu husûsa bu vech üzere şâhidleriz şehâdetdahi ederiz deyü her biri edâ-i şehâdet-i şerʽiyye eylediklerinde gıbbe riʽâyet-i şerâ’itiˈl-kabûl şehâdetleri makbûle oldukdan sonra mûcebiyle vekîl-i mezbûr taʽarruzdan menʽ olunup mâ vakaʽa biˈt-taleb ketb olundu.
Fiˈl-yevmiˈs-sânî veˈl-işrîn min-Saferiˈl-hayr li-sene hamse ve semânîn ve elf.
Şuhûdüˈl-hâl: Abdullah Beşeb. Hasan, el-Hâc Mustafa b. el-Hâc Ali, Mustafa Ağa b. Hızır, Mehmed Kapudan b. Muslı Kapudan, Ali Beşe b. Mustafa, el-Hâc Ali b. Osman, Hüseyin Kapudan b. Abdullah, Ali Beşe b. Ali, Hüseyin Çelebi b. Ali
|