.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 259 Numaralı Sicil (H. 1137-1138 / 1724-1725)
cilt: 63, sayfa: 317
Hüküm no: 346
Orijinal metin no: [50a-3]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Rukiye bt. Mehmed’in menzil arsasındaki hissesini İmam Ahmed Efendi b. Mehmed’e sattığı

El-emru kemâ yeştemilühû ve yahvîhi nemakahü’l-fakīr ileyhi celle şânuhû el-Hâc Mustafa el-Kādî bi-medîneti Galata -gufira lehû-.

Mahmiye-i İstanbul’da Davudpaşa kurbünde vâki‘ merhûm Bıyıklı Hüsrev Mescid-i şerîfinin nükūd-ı mevkūfesine bi’l-fi‘il mütevellî olan Ömer Çelebi b. Bekir nâm kimesne meclis-i şer‘-i hatîr-i lâzimü’t-tevkīrde zikr olunan Davudpaşa mahallesinde sâkine Rukiye bt. Mehmed nâm mecnûnenin kebîr oğlu ve umûrunu rü’yete bâ-hüccet-i şer‘iyye kıbel-i şer‘den mansûb vasîsi Molla İbrahim b. Ömer mahzarında bi’t-tevliye ikrâr ve takrîr-i kelâm edip sâbıku’z-zikr Davudpaşa mahallesinde Çardaklı Hamam hizâsında vâki‘ bir tarafdan ba‘zen es-Seyyid Yahya Efendi ve ba‘zen Arabzâde Ahmed Ağa veresesi mülkleri ve bir tarafdan yine ba‘zen mezbûr Arabzâde Ahmed Ağa veresesi ve ba‘zen Kuyumcu Hasan Çelebi veresesi mülkleri ve bir tarafdan ba‘zen Abidinzâde Hüseyin Ağa mülkü ve ba‘zen Bektaş Ağazâde Murad Ağa odaları ve ba‘zen Âişe Hâtun tasarrufunda olan vakıf arsa ve bir tarafdan tarîk-i âm ile mahdûd bir mikdâr enkāz ve bi’r-i mâ ve eşcâr-ı müsmire ve gayr-i müsmireyi müştemil muhterik mülk menzil arsasının üç yüz eli sekiz bin beş yüz yetmiş yedi sehimden otuz yedi bin beş yüz yetmiş bir sehimi mecnûne-i mezbûre Rukiye’nin anası müteveffiye Fâtıma Hâtun’un babasından mevrûs mülkü olmağla müteveffiye-i mezbûre Fâtıma Hâtun hayâtında mülkü olduğu hâlde mâl-ı vakf-ı mezbûrdan yüz doksan guruşu ahz u kabz ve mukābelesinde hisse-i merkūmeyi istiğlâl eylemiş idi hâlâ ben meblağ-ı mezbûr yüz doksan guruş ile târih-i kitâba gelince [50b] hisse-i mezbûrenin lâzım gelen kalîl ve kesîr icâresini vasiyy-i mezbûr Molla İbrahim yedinden bi’t-tevliye tamâmen alıp kabz eyleyip hisse-i merkūmeyi istiğlâlinden ba‘de’l-fekk vasiyy-i mezbûra teslîm eylediğimde ol dahi bi’l-vesaye ahz u teslîm eyledi dedikde gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î vasiyy-i mezbûr Molla İbrahim dahi meclis-i mezbûrda işbu sâhibü’l-vesîka İmâm Ahmed Efendi b. Mehmed nâm kimesne mahzarında bi’l-vesaye ikrâr ve takrîr-i kelâm edip vasîsi olduğum anam mecnûne-i mezbûre Rukiye Hâtun’un bâlâda zikr u beyân olunduğu üzere arsa-i mahdûde-i mezbûrede olan üç yüz elli sekiz bin beş yüz yetmiş yedi sehimden otuz yedi bin beş yüz yetmiş bir sehm hisse-i şâyi‘asını bundan akdem iki ay mikdârı mütevâliyeten münâdî yediyle bey‘a arz ve sûk-ı sultânîde nidâ ve müzâyede etdirdiğimizde hisse-i merkūme yüz doksan guruşda mezbûr İmâm Ahmed Efendi üzerinde karâr edip ragabât-ı nâs bi’l-külliye munkatı‘a olup ziyâde ile tâlib-i âhar zuhûr eylemeyip ve meblağ-ı mezbûr yüz doksan guruş sihâm-ı mezbûrenin el-yevm semen-i mislinden ezyed ve evfer olduğu zeyl-i vesîkada isimleri muharrer olan ehl-i vukūf-ı sikāt-ı muvahhidîn ihbârlarıyla lede’ş-şer‘i’l-enver zâhir ve mütebeyyin olmağın ben dahi anam mecnûne-i merkūmenin mikdâr-ı mezkûr hissesini bi-cümleti’t-tevâbi‘ ve’l-levâhık ve kâffeti’l-menâfi‘ ve’l-merâfık tarafeynden îcâb ve kabûlü hâvî bey‘-i bâtt-ı sahîh-i şer‘î ile mezbûr İmâm Ahmed Efendi’ye yüz doksan guruşa bi’l-vesaye bey‘ u teslîm eylediğimde ol dahi ber-vech-i muharrer iştirâ ve tesellüm ve kabûl eyledikden sonra semeni olan meblağ-ı mezbûru müşterî-i mezbûr yedinden bi’l-vesaye tamâmen alıp kabz eyledim ba‘de’l-yevm anam mecnûne-i mezbûre Rukiye Hâtun’un mikdâr-ı mezkûr hissesi cemî‘ müştemilâtıyla müşterî-i mezbûr İmâm Ahmed Efendi’nin mülk-i müşterâsı olmuşdur keyfe mâ yeşâ ve yahtâr mutasarrıf olsun dedikde gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î yine vasiyy-i mezbûr Molla İbrahim meclis-i mezbûrda i‘âde-i kelâm edip eğer ba‘de zamânin anam mecnûne-i merkūmenin zikr olunan otuz yedi bin beş yüz yetmiş bir sehm hisse-i şâyi‘asına müstehak çıkıp müşterî-i mezbûr İmâm Ahmed Efendi yedinden şer‘an ahz olunursa ben semen-i mezbûr yüz doksan guruşa kefâlet-i sahîha-i şer‘iyye ile kefîl ve dāmin oldum dedikde mâ-hüve’l-vâkı‘ bi’l-ibtigā ketb olundu.

Fi’l-yevmi’l-hâmis ve’l-ışrîn min-Zilka‘deti’ş-şerîfe sene 1137.

Şuhûdü’l-hâl: es-Sâbikūni’l-evvelûn.