.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 3 Numaralı Sicil (H.1027/ M. 1618)
cilt: 13, sayfa: 483
Hüküm no: 738
Orijinal metin no: [93a-1]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Münşî Ali Çelebi vakfının yanan dükkânlarının kiracısı tarafından tamir ettirilmesi

El-emru kemâ zükira fîhi nemekahu’l-fakīr ileyhi sübhânehû Mehmed el-me’mûr bi rü’yetihî hâzihi’l-kaziyye min kayd men lehü’l-emr ufiye anh. Sebeb-i tahrîr-i kitâb ve mûceb-i tastîr-i hitâb budur ki, Mahmiye-i Kostantıniyye -sânehallâhu te‘âlâ ani’l-beliyye-de Elvanzâde mahallesi sükkânından olup, merhûm Münşî Ali Çelebi Evkāfı’ndan iki tarafı tarîk-i âm ve bir tarafı Kurd mülkü ve bir tarafı vakf-ı mezbûr ile mahdûd ve müntehî olan vakıf evlerin müste’cir-i Hayim v. Yahud nâm Yahudi meclis-i şer‘a gelip, takrîr-i kelâm kılıp, bu def‘a mahalle-i mezbûrede ihrâk vâki‘ oldukda, icâre-i mu‘accele ve yevmî yirmi beş akçe müeccele ile istîcâr ettiğim vakf-ı mezbûr evlere dahi sirâyet etdiğinden, üç bâb evlerin sakafı ve duvarları ve kapı ve pencereleri yıkılıp harâbe olup ve sâir altı bâb kârgir evlerin dahi çatılar kühnemek ile ayrılıp harâb olup, ta‘mîr ve termîme muhtâc olmuşdur. Ve mukaddemâ dahi izn-i mütevellî ile malımdan pencerelerini binâ ve ta‘mîr edip hayli harcım olmuşdur. Cânib-i şer‘den üzerine varılıp, vâki‘ hâl keşf olundukda münhedim olup müceddeden binâya muhtâc olan yerlerini binâ ve ta‘mîr lâzım olan yerlerini ta‘mîre vakıf müsâ‘id olup, cânib-i vâkıfdan binâ ve ta‘mîr olunursa fe-bihâ olsun ve illâ kendi malım ile binâ ve ta‘mîr olunmak lâzım gelirse, tahmîn olunup sarf olunan mâlım mukābelesinde zikr olunan icâre-i müeccelesi takas olunup, ehl-i vukūf takdîr etdikleri ecr-i misl üzre ta‘yîn-i icâre olunmasın taleb ederim dediğinde, cânib-i şer‘den bu dâ‘îleri nâ’ibü’ş-şer‘ ta‘yîn olunup, Hâssa mi‘mârlardan Üstâd Hürrem Bey b. Abdullah ve Üstâd Mustafa b. Abdullah ve zeyl-i sicilde isimleri mastûr olup mürtezika-i vâkıfdan ve sâirden Müslimîn ile mahall-i mezbûre varılıp, vakf-ı mezbûrun mütevellîsi hâmilü’l-kitâb Hasan Çelebi b. Mahmud muvâcehesinde nazar olundukda, fi’l-vâki‘ vakf-ı mezbûr ma‘mûren yevmî yirmi beş akçeye istîcâr olunup, lâkin hâlen ihrâk mâni‘ oldukda üç bâb odaların sakafları ve kapı ve pencereleri ve ba‘zı duvarları yıkılıp harâb olup ve altı bâb kârgir evlerin dahi çatıları ayrılıp, ta‘mîr-i küllî ihtiyâcı olduğu müşâhed ve mukarrer olmağın, mezbûrân üstâdlar mahzar-ı Müslimînde hesâb-ı şatrancî üzre mesâha etdiklerinde, münhedim olan üç bâb odaların çatısına iki bin beş yüz yirmi akçe ve dolma duvarlarına iki bin yüz otuz iki akçe ve iki ocağına dokuz yüz akçe ve tavanlarına üç yüz altmış akçe ve iki kapılarına üç yüz akçe ve sokak kapısına yüz seksen akçe ve ırgādiyye ve hammâliye ve kiremid ve ocak tuğlasına bin iki yüz kırk akçe ve altı aded pencerelere üç yüz altmış akçe ve zikr olunan altı bâb kârgir odaların sakafı tûlen yirmi dokuz zirâ‘ ve arzen on altı zirâ‘ hesâb-ı şatrancî ile dört yüz altmış zirâ‘ olup, bu cümlenin ta‘mîri lâzım olan çatılarına her zirâ‘ı otuz akçe üzre on üç bin dokuz yüz yirmi akçe ve mukaddemâ izn-i mütevellî ile kendi malından binâ etdiği duvar ve ocak ve kenîf ki hesâb-ı şatrancî ile yüz zirâ‘dır. Seksen ikişer akçeden sekiz bin iki yüz akçe ve mezbûr binânın seksen dört zirâ‘ çatısı üç bin dört yüz altmış akçe ve duvar-ı cedîd dahi ki seksen dört akçe zirâ‘ olup altmış akçeden beş bin kırk akçeye ki, minvâl-i meşrûh üzre bu cümleye cem‘an tahmîn-i sahîh ile otuz sekiz bin altı yüz on iki akçe tahmîn etdiklerinde, cânib-i vakfın binâ-yı mezbûr ve ta‘mîriyesi vechile kudret ve mecâl yokdur deyû mütevellî-yi mezbûr ve mürtezikası cevâb verdiklerinden sonra ecîr-i mezbûr Hayim Yahudi kendi malıyla binâ ve ta‘mîr edip ve min ba‘d dahi vâki‘ olıcak ta‘mîri kendi malıyla termîm edip, yevmî yirmi akçe icâre-i müecceleye mukarrer olup, istîcâr ettiğin mezbûrûn üstâdlar ve sâir bî-garaz ehl-i vukūf Müslümanlar bu vechile olması min külli’l-vücûh vakfa enfa‘dır deyû takdîr ve vakf-ı mezbûrun ecr-i misli mahallen ve şerefen emsâl ve nuzzârı ile temsîl ve tanzîr olundukda, yevmî yirmi akçeden ziyâdeye tahammülü yokdur deyû icmâ‘ ve ittifâk edip ihbâr etdiklerinde, tarafeynden sâdır olan îcâr ve istîcâr bi’l-muvâcehe tasdîk olundukdan sonra, vâki‘ hâl gıbbe’t-taleb ketb olundu. Tahrîren fi’l-yevmi’l-ışrîn min şehri Saferi’l-muzaffer fî şuhûri sene hamsîn ve ışrîn ve elf.


Şuhûdü’l-hâl: El-Hâc Mustafa b. Ahmed, Ali Çelebi b. Osman, Hasan b. Abdullah, Bâli Halife b. ( ) el-imâm, Hamza Reis b. Haydar ve gayruhüm.