|
İstanbul Mahkemesi 12 Numaralı Sicil (H. 1073-1074/M. 1663-1664) cilt: 16, sayfa: 545 Hüküm no: 702 Orijinal metin no: [62b-3] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Mehmed Çelebi b. Abdi’nin vakfına, el-Hâc İsmail b. el-Hâc Abdülcelil’i mütevellî tayin ettiğine dair vakfiyesi
Vakfiye Elhamdü lillâhi’l-meliki’l-müte‘âl el-vâkıfı alâ küllî hâl. El-muttali‘i alâ mâ lâhe bi’l-bâl. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ Muhammedin ve’l-âl ammâ ba‘d işbu kitâb-ı sıhhat-nisâbın sâhibi mahmiye-i İstanbul’da Edirnekapısı kurbunda Ali Paşa-yı Atîk mahallesinde sâkin Mehmed Çelebi b. Abdi meclis-i şer‘-i hatîrde vakf-ı âti’l-beyâna li ecli’t-tescîl mütevellî nasb ettiği el-Hâc İsmail b. el-Hâc Abdülcelil muvâcehesinde ikrâr ve i‘tirâf edip etyab-ı mâlımdan yetmiş riyâlî guruş ifrâz edip hasbeten lillâhi te‘âlâ vakf ve haps edip şöyle şart eyledim ki meblağ-ı mezbûr yed-i mütevellî birle onu on bir buçuk hesâbı üzre istiğlâl olunup hâsıl olan gallesinden zikr olunan Ali Paşa câmi‘i’nde her kim imâm olursa, rûhum için külle yevm bir cüz’-i şerîf tilâvet edip senede yedi guruş verile ve mezbûr el-Hâc İsmail mütevellî olup hizmeti mukābelesinde galle-i mezbûrede beher sene üç buçuk guruşa mutasarrıf ola deyû şart ve ta‘yîn eyleyip meblağ-ı mezbûru mütevellî-i merkūma teslîm ol dahi kabz ve tesellüm eyledi dedikde gıbbe’t-tasdîki’l-vicâhî vâkıf-ı mezbûrı inân-ı kelâmını semt-i rücû‘a sarf edip vakf-ı nukūd ınde’l-eimmeti’s-selâse bâtıl olmağla vakf-ı mezbûrdan rücû‘ edip meblağ-ı mezbûru mütevellî-i mezbûrdan istirdâd ederim deyip mütevellî-i mezbûr cevâba mütesaddî olup fi’l-vâki‘ vakf-ı nukūd eimme-i selâse yanlarında bâtıldır, lâkin İmâm-ı cennet-makar hazret-i İmâm Züfer’den Ensârî rivâyeti üzre sahîh ve câizdir binâ’en alâ zâlik meblağ-ı mezbûru redden imtinâ‘ edip hâkim-i muvakki‘-i sadr-ı kitâb huzûrunda müterâfi‘ân olduklarında, hâkim-i mûmâ-ileyh dahi cânib-i vakfa nazar edip re’y-i mezbûr üzre vakfın sıhhatine ba‘de’l-hükm vâkıf-ı mezbûr âhar yüzden tulû‘ edip eğerçi hükm-i mezbûr ile vakfı sıhhat buldu lâkin, İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem Ebû Hanîfe-i Kûfî hazretleri katında sıhhat lüzûmu müstelzim olmayıp rücû‘ meşrû‘ olmağın tekrâr rücû‘ eyledim deyip meblağ-ı mezbûru mütevellî-i merkūmdan taleb ederim dedikde mütevellî-i mezbûr dahi tekrâr cevâb verip eğerçi İmâm-ı A‘zam hazretleri katında sıhhat lüzûm ifâde etmediği emr-i ma‘lûmdur, lâkin İmâmeyn-i hümâmeyn hazretleri katında sıhhat ve lüzûm tev’emân mütelâzımân olup hükm-i mezbûr ile vakfa sıhhat hâsıla olacak anların re’y-i şerîfleri üzre lüzûm dahi hâsıl olmuşdur deyicek hâkim-i müşârün-ileyh dahi İmâmeyn-i hümâmeyn re’y-i şerîfleri üzre lüzûmuna dahi hükm etmekle vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olup min ba‘d nakz ve naksına mecâl muhâl oldu. Fe-men beddelehû ba‘demâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm ve ecrü’l-vâkıfi ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm, cerâ zâlike ve hurrire fi’l-yevmi’s-sânî min Saferi’l-hayr li sene 1074.
Şuhûdü’l-hâl: Mustafa Efendi el-hatîb, Hasan Efendi el-Müezzin, Receb Halîfe el-Müezzin, el-Hâc Hasan b. Abdülcelil, Kurt b. Abdullah, el-Hâc Şaban b. el-Hâc İsmail, Mustafa b. Abdullah, Yusuf b. Abdullah, Eyüb Çelebi b. Süleyman.
|