.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 20 Numaralı Sicil (H. 1099-1100 / M. 1688-1689)
cilt: 56, sayfa: 97
Hüküm no: 72
Orijinal metin no: [16a-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Hüseyin Çavuş b. Mustafa ile daha sonra vefat eden hanımı Saliha bt. Hamza, kızı Havva ve oğlu Mustafa’nın varislerinin tereke konusunda anlaşmazlıkları

Dâru’l-hilâfeti’l-aliyye Kostantıniyyetü’l-mahmiyye’de Molla Şeref mahallesinde sâkin iken bundan akdem vefât eden Hüseyin Çavuş b. Mustafa’nın verâseti zevce-i menkûha-i metrûkesi Saliha bt. Hamza ile sagīre kızları Râbia ve Havvâ ve sagīr oğlu Mustafa’ya munhasıra olup ba‘dehû mezbûre Saliha dahi fevt olup verâseti vâlidesi Fâtıma bt. Abdullah nâm hatun ile evlâd-ı sıgārı mezbûrûn Râbia ve Havvâ ve Mustafa’ya munhasıra olup ba‘dehû sagīr-i mezbûr Mustafa dahi fevt olup verâseti ceddesi mezbûre Fâtıma ile li-ebeveyn kız karındaşları mezbûretân Havvâ ve Rabia’ya munhasıra olup ba‘dehû mezbûre Havvâ dahi fevt olup verâseti ceddesi mezbûre Fâtıma ile li-ebeveyn kız karındaşı Rabia’ya munhasıra olduğu lede’ş-şer‘i’l-enver sâbit ve mütehakkık oldukdan sonra mezbûre Râbia Hatun tarafından zikri âtî sulh ve ibrâya ve bedelini kabza ve husûs-ı mezbûr mütevakkıf olduğu umûrun küllîsine vekîl olup hasm-ı câhid-i şer‘î muvâcehesinde zât-ı mezbûreyi ma‘rifet-i şer‘iyye ile ârifûn olan umdetü’s-sâlikîn Ömer Efendi b. eş-Şeyh İsa Efendi ve Ahmed Efendi b. Ahmed ve Ebûbekir Çelebi b. Mehmed şehâdetleriyle şer‘an vekâleti sâbite ve sübût-ı vekâletine hükm-i şer‘î lâhık olan Hüseyin Çelebi b. Mehmed meclis-i şer‘-i şerîf-i enver ve mahfil-i dîn-i münîf-i ezherde müteveffâ-yı evvel-i mezbûr Hüseyin Çavuş’un vasiyy-i muhtâr nasb ve ihtiyâr etmeğe tereke-i müteveffâ-yı mezbûra vâzı‘u’l-yed olan yine mezbûre Fâtıma Hâtûn’un zevci işbu bâ‘isü’l-kitâb Abdulbâki Çelebi b. Ahmed mahzarında bi’l-vekâle ikrâr-ı sahîh-i şer‘î ve i‘tirâf-ı sarîh-i mer‘î kılıp mezbûr Hüseyin Çavuş fevt oldukda kızı müvekkile-i mezbûre Râbia sagīre bulunup tesviye-i umûru için mezbûr Abdulbâki Çelebi vasiyy-i muhtâr olmağla tereke-i müteveffâ-yı mezbûru bi’l-vesâye kabz ve tesellüm edip ba‘dehû mezbûre Râbia kebîre olup umûrunu vasî görmekden müstağniye oldukdan sonra mezbûre Râbia ber-mûceb-i defter-i kassâm mûrislerinden bi’l-irsi’ş-şer‘î kendüye isâbet eden hisse-i şer‘iyyesini ve kendüye iştirâ olunan cihâzını vasiyy-i mezbûrdan ahz u kabz ve tesellüm eyledikden sonra müvekkile-i mezbûre Râbia merkūm Abdulbâki Çelebi’den hâric ez-defter tereke-i müteveffâ-yı mezbûrdan üç kîse guruşunu ahz ve ketm ve kendi mesârifine sarf ve istihlâk edip ve ma‘lûmü’l-mikdâr meblağı müteveffâ-yı mezbûrun üzerine deyn sâbit değil iken dâyinlerine edâ-i deyn etdim deyip ve techîz ve tekfînine ancak altı bin akçe sarf etmiş iken yirmi dört bin akçe sarf etdim deyü ziyâde on sekiz bin akçe ve kendi için iştirâ olunan cihâzın bahâlarından ziyâde bi-gayrı vechin iki yüz guruş ile murâbahâtdan hâsıl on bin akçeyi dahi ahz ve istihlâk eyledi deyü da‘vâya mütesaddî olup ol vechile beynlerinde münâza‘ât-ı kesîre ve muhâsamât-ı şedîde cereyânından sonra muslihûn tavassut edip merkūme Fâtıma bedel-i sulh-ı âtîden bir şey taleb etmeyip taleb ve ahz ederse size merkūm Abdulbâki Çelebi zâmin olmak üzere merkūm Abdulbâki Çelebi ile beynimizde elli bir bin iki yüz akçe üzerine inşâ-i akd-i sulh olundukda ben dahi sulh-ı mezbûru kabûl ve bedel-i sulh olan meblağ-ı mezbûr elli bir bin iki yüz akçeyi yedinden alıp kabz ve tesellüm edip mezbûr Abdulbâki Çelebi bedel-i sulh deyü verdiği meblağa ve sâir mu‘âmelâta müte‘allika da‘vâdan mezbûr Rabia’yı ibrâ ve ıskāt etmekle ben dahi zikr olunan müteveffâların terekelerine ve merkūme Râbia nefsini âhara tezvîc etdikde mu‘accel olmak üzere mezbûr Abdulbâki Çelebi’nin makbûzu olup cihâza masrûfu olan iki yüz guruşa bi’l-âhire şerh u beyân ve tafsîl ü ayân olunan husûslara ve bi’l-cümle târih-i kitâba gelince mezbûre Râbia ile beynlerinde cereyân eden ahz u i‘tâ ve mu‘âmelât-ı şettâya müte‘allika âmme-i de‘âvî ve muhâsamât ve eymân ve mütâlebâtdan mezbûr Abdulbâki Çelebi’yi bi’l-vekâle ibrâ-i âmm-ı kātı‘ü’n-nizâ‘la ibrâ ve ıskāt eyledim, merkūm Abdulbâki Çelebi’nin merkūmenin hâl-i suğrunda küllü yevm yirmişer akçeden müddet-i ma‘lûmeden medfû‘u olan kırk altı bin iki yüz akçe ma‘lûmu olup bi-vechin mine’l-vücûh ve sebebin mine’l-esbâb da‘vâ ve nizâ‘ı kalmamışdır dedikde gıbbe’t-tasdîki’l-mu‘teberi’l-vicâhî mâ-hüve’l-vâkı‘ bi’t-taleb ketb olundu.

Şuhûdü’l-hâl: Umdetü’l-kâmilîn eş-Şeyh Ömer Efendi b. eş-Şeyh İsa Efendi, İbrahim Çelebi b. Mustafa Kethudâ-yı Sarachâne, Süleyman Ağa b. Ahmed Ağa, Ali Efendi b. Mustafa Kâtib, es-Seyyid Ahmed Çelebi b. Hüseyin, İbrahim b. Musa, Kara Mehmed Çelebi b. Mustafa Serrâc, Serrâc Mustafa Çelebi b. Ali, Ebûbekir Çelebi b. Mehmed, Na‘lçeci Mustafa Çelebi b. Ahmed, Berber Ömer Çelebi b. Hızır, İbrahim Beşe b. Mehmed, Hüseyin Ağa b. Ahmed, Hüseyin Çelebi b. Murad.