.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 20 Numaralı Sicil (H. 1099-1100 / M. 1688-1689)
cilt: 56, sayfa: 192
Hüküm no: 216
Orijinal metin no: [45a-2]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Allah’a ve Peygambere küfür eden ve halkı tehdit eden Hüseyin b. Ali’nin tazir ve sürgün cezası ile cezalandırılması

Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye Kostantiniyyetü’l-mahmiyyede Elvanzâde mahallesi ahâlîsinden ashâb-ı hâze’l-kitâb fahrü’l-emâsil ve’l-a‘yân Muhsinzâde Mehmed zâde Mehmed Ağa ve eş-Şeyh Musa Efendi b. Mehmed ve İmâm Mustafa Efendi b. Abdullah ve Hasan Ağa b. Süleyman ve Osman Çelebi b. Abdülmennân ve el-Hâc Hüseyin Ağa ve Müezzin Ahmed Halife ve Ahmed Çelebi b. Mustafa ve Şaban Çelebi b. Abdullah ve el-Hâc Mustafa ve sâirleri meclis-i şer‘-i şerîf-i enver ve mahfil-i dîn-i münîf-i ezherde mahalle-i mezbûrede sâkin Hüseyin b. Ali nâm kimesne mahzarında her biri üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip mezbûr Hüseyin zevcesini talâk-ı selâse ile tatlîk edip kable inkızâi’l-iddet mezbûreyi zevc-i âhara tezvîc etdirmekle hilâf-ı şer‘-i şerîf mezbûru men‘ murâd etdiğimizde merkūm Hüseyin bizim dînimize şetm edip biz dahi Allahu te‘âlâ[dan] havf eyle dediğimizde ben hakkı ve peygamberi bilmem deyip mahalleyi ateşe vururum deyip bunun emsâli itâle ve şütûm etmekle suâl olunup mûceb-i şer‘îsi icrâ olundukdan sonra her bâr şürb-i hamr edip âlet-i lehv ile fısk u fesâddan hâlî olmamağla mahallemizden dahi ihrâc olunmak matlûbumuzdur dediklerinde gıbbe’s-suâl ve’l-inkâr müdde‘ûn-ı mezbûrûndan müdde‘âlarını mübeyyin beyyine taleb olundukda udûl-i müslimînden İmâm Cafer Efendi b. Şükrullah ve Ahmed Ağa b. Mustafa ve Salih Çelebi b. Kenan ve Fazlullah Çelebi b. Mustafa ve el-Hâc Mehmed b. Abdüllatif ve Abdurrahman Çelebi b. Hüseyin nâm kimesneler li-ecli’ş-şehâde meclis-i şer‘e hâzırûn olup isre’l-istişhâd fi’l-hakīka işbu mezkûr Hüseyin vech-i meşrûh üzere müdde‘ûn-ı mezbûrûnun dînlerine şetm edip ve ben hakkı ve peygamberi bilmem, mahallenizi dahi âteşe veririm deyü bizim huzûrumuzda şetm eyledi ve mezbûr Hüseyin her bâr âlet-i lehvile şürb-i hamr edip fısk u fesâd üzeredir, biz bu husûsa bu vech üzere şâhidleriz, şehâdet dahi ederiz deyü her biri edâ-yı şehâdet-i şer‘iyye eylediklerinde ba‘de’t-ta‘dîl ve’t-tezkiye şehâdetleri makbûle olmağın mûcebiyle mezbûr Hüseyin’e meclis-i şer‘de tecdîd-i îmân etdirilip ba‘dehû zâbiti ma‘rifetiyle ta‘zîr ve muhkem hakkından gelinmek üzere tenbîh olundukdan sonra mahalle-i merkūmeden hurûcuna dahi ba‘de’t-tenbîh mâ-vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu.

Fi’l-yevmi’l-hâdî aşer min-Saferi’l-hayr li-sene mi’e ve elf.

Şuhûdü’l-hâl: İbrahim Ağa Kethudâ Efendi, Ahmed Ağa Hazînedâr, Mustafa Ağa Sermuhzırân, Ahmed Çelebi b. Mustafa, Ahmed Ağa b. Mustafa, Ahmed Çelebi b. el-Müezzin, Mehmed Efendi b. Receb, el-Hâc Şükrü