.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 94 Numaralı Sicil (H. 1222-1223 / M. 1807-1809)
cilt: 85, sayfa: 334
Hüküm no: 312
Orijinal metin no: [42a-3]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Tüccarın ve gemici esnafının Karadeniz taraflarından getirmiş oldukları ham kendirin satışıyla ilgili anlaşmazlık

Âlâtçı esnâfı ile ashâb-ı sefâin beyninde olan nizâ‘a dâir

Ma‘rûz

Ashâb-ı arzuhâl ile Bolu tüccârlarından el-Hâc Mehmed b. İbrahim ve el-Hâc İbrahim b. Mehmed ve İsmail Alemdar b. Ömer ve Mehmed b. İbrahim ve Abdullah b. Mehmed nâm kimesneler meclis-i şer‘-i münîrde Kapan-ı dakīk tüccârından ve ashâb-ı sefâinden Kalafatzâde İsmail Ağa ve Bağdâdîzâde el-Hâc Mehmed Emin Ağa ve Hacızâde Mehmed Ağa ve Kırımî el-Hâc İsmail Ağa ve el-Hâc Hasan Ağa ve sâir mazbûtü’l-esâmî tüccârdan oldukları hâlde derûn-ı arzuhâlde mezkûr mahrûse-i Galata’da vâki‘ âlâtçı esnâfının kethudâ vekîli el-Hâc Süleyman b. Abdullah ve müsinn ü ihtiyârlarından Hüseyin b. el-Hâc Ali ve el-Hâc Mehmed b. Mahmud ve diğer Hüseyin b. İbrahim ve İsmail b. Hamza ve sâir bi’l-cümle âlâtçı esnâfı muvâcehelerinde bizler Bahr-ı siyâh cânibinden tel ve ham kendir getirir tüccârdan olup ez-kadîm Âsitâne-i aliyye’ye tel ve kendir-i hâm getirdiğimizde gümrüğünü ba‘de’l-edâ Papasoğlu Hanı’na vaz‘ ve Zindankapısı’nda ipçi esnâfına bey‘ edegelmiş iken biz bu esnâda İnebolu cânibinden bir mikdâr kendir-i hâm getirip gümrüğünü edâ eylediğimizden sonra hân-ı mezkûra vaz‘ ve ipçi esnâfına bey‘ murâd eylediğimizde âlât-ı esnâfı merkūmûn bey‘imize mümâna‘at etmeleriyle men‘ ü def‘ olunmak matlûbumuzdur deyü ba‘de’d-da‘vâ ve’l-istintâk âlâtçı esnâfı merkūmûn cevâblarında işbu yedimizde olup bâlâsı tuğrâ-yı garrâ ile müveşşah bir kıt‘a fermân-ı âlî-şân nâtık olduğu üzere mâ-tekaddemden beri getirdikleri tel ve kendir-i hâm ve bükülmüş halat mahrûse-i Galata’da Zincirli ve Kurşunlu Han’da vaz‘ ü hıfz ve ba‘dehû bizler iştirâ ve esnâfımız beyninde tevzî‘ ve lede’l-hâce Tersâne-i âmire ve ashâb-ı sefâin ve rüesâya bey‘ edegelip ve âhar yedinde bulunur ise cümlenin ittifâkıyla yedinden ahz ve Tersâne-i âmire mahzenlerine teslîm ve bahâları mîrîye girift olmak şartıyla ittifâk ve ittihâd olunduğunu nâtık yedimizde emir var iken işbu sene-i mübârekede bi’d-defa‘ât tevârüd eden tel ve kendir-i hâmı bilâ-tevakkuf kat‘-ı fîy’ ve tevzî‘ ve taksîm etmiş idik. Lâkin bu def‘a tevârüd eden kendirin a‘lâsını hilâf-ı fermân-ı âlî ve mugāyir-i de’b-i kadîm mârrü’z-zikr Papasoğlu Hanı’na vaz‘ ve mâ‘adâ çürüklerini kadîmi üzere Zincirli ve Kurşunlu Han’da vaz‘ edip fiyâtını kat‘ esnâsında a‘lâsını dahi getirin beraber iştirâ edelim dediğimizde muhâlefet ve nizâ‘ ve mücâdeleye bâ‘is olmuş idi. El-hâletü hâzihî merkūmûn Papasoğlu Hanı’na vaz‘ eyledikleri kendir-i hâmı ve bundan böyle tevârüd edecek tel ve kendir-i hâmı kadîmî üzere zikr olunan Zincirli ve Kurşunlu Hanlara getirip ber-mûceb-i emr-i âlî beynimizde bey‘ ü şirâ olunması murâdımızdır deyü takrîr-i meşrûhlarına mutâbık sâir şerâit-i müstahsene-i mer‘iyeyi şâmil emr-i âlî-şân-ı mezkûru ibrâz ve müdde‘iyûn-ı merkūmûn muvâcehelerinde feth ü kırâet ve mazmûn-ı fermân-ı âlî-şân kendülere tefhîm olundukda onlar dahi ikrâr ü i‘tirâf ve sem‘an ve tâ‘aten merâsimini edâ eylediklerinden mâ‘adâ husûs-ı mezkûr tüccâr-ı hâzırûn-ı mezbûrûndan istintâk olundukda onlar dahi ile’l-ân işbu fermân-ı âlî mûcebince amel olunagelen Zindankapısı Çivicilerine ve gerek mahâll-i sâireye bir dirhem vaz‘ ve bey‘ olunmayıp ve zikr olunan Zindankapısı çivicileri sâhib-i destgâh olmayıp hâzır bey‘ ü şirâ eder makūleden olmalarıyla Bahr-ı siyâh ve sefîd câniblerinden vürûd eden tel ve kendir-i hâm ve bükülmüş halat doğru mârrü’z-zikr Zincirli ve Kurşunlu Hanlara vaz‘ ve lüzûmu mikdârı Tersâne-i âmire’ye ve rüesâ-yı [42a] sefâine verilip mâ‘adâsı esnâf-ı merkūmûn beynlerinde değer bahâsıyla bey‘ ü şirâ olunup ve akçeleri vakt ü zamanıyla ashâbına verilüp işbu nizâm beynlerinde mer‘î ve düstûrü’l-amel olduğunu her biri ihbâr ve işbu yedlerinde olan emr-i âlî-şânın cemî‘ şerâitini dercle tecdîden istihkâmını hâvî hükkâm-ı kirâm ve Tersâne-i âmire ve Gümrük emînlerine hitâben bâlâsı tuğrâ-yı garrâ-yı cihân-dârî ile müveşşah bir kıt‘a fermân-ı âlî-şân âlâtçı esnâfı mezbûrûn yedlerine i‘tâ ve Başmuhâsebe’ye ilmühaberleri irsâlini bi’l-cümle tüccâr ve âlâtçı esnâfı mezbûrûn istid‘â ve istirhâm eyledikleri İstanbul Mahkemesi’nden huzûr-ı [âlîlerine i‘lâm olundu.]

Fî 7 Rebî’ülâhir sene 1223.