.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 137 Numaralı Sicil (H.1236-1238 / M 1821-1822)
cilt: 86, sayfa: 180
Hüküm no: 153
Orijinal metin no: [30a-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Nefîse Hatun bt. Hüseyin ve zevci Teberdâr Mehmed Ağa’nın, bakkāl gediği davasında İsak v. Yuvan ile sulh oldukları

Bakkāl gediği davâsından kat‘-ı nizâ‘ i‘lâmı

Ma‘rûz[-ı dâ‘î-i devlet-i aliyyeleridir ki]

Sâhibe-i arzuhâl zâtı mu‘arrefe Nefîse Hatun bt. Hüseyin ile zevci Teberdâr Mehmed Ağa b. İbrahim nâm [kimesne] Çarşamba günü arz odasında huzûr-ı hazret-i Sadâret-penâhîde ma‘kūd meclis-i şer‘-i enverde bakkāl esnâfından İsak v. Yuvan nâm zimmî muvâcehesinde esnâf-ı merkūme pazarbaşısı Süleyman Ağa ve sâir nizâm ustaları mazbûtü’l-esâmî zimmîler hâzır oldukları hâlde mahmiye-i İstanbul’da merhûm Sultan Ahmed Han -tâbe serâhu- Câmi‘-i şerîfi kurbünde Firuz Ağa Câmi‘-i şerîfi karşısında köşede kâin ashâb-ı hayrâtdan merhûm Molla Ali el-Fenârî Vakfı müsakkafâtından bi’l-icâreteyn iştirâken mutasarrıflar olduğumuz ma‘lûmü’l-hudûd bir bâb menzilimiz tahtında kâin kezâlik iştirâken tasarrufumuzda olan bir bâb bakkāl dükkânımızda beher şehr sekizer guruş kirâ ile mersûm İsak zimmî müstecirimiz ve dükkân-ı mezkûr Hacı Osman dükkânı nâmıyla ve derûnunda mevcûde beyne’l-esnâf gedik tâ‘bir olunur ma‘lûmü’l-aded terâzî ve derâhim ve kantar ve fıçı ve sâir bakkāl âlât-ı lâzımesi mersûmun mâlı ve mülkü olup lâkin bizim menzil-i mezkûrumuzun tahtânîsi dayyık olmağla dükkân-ı mezkûr derûnunda mevcûde gedik âlâtını emsâline nazaran mahâll-i âhara nakl ve dükkân-ı merkūmu menzilimize idhâl ile isti‘mâl murâd eylediğimizde zimmî-i mersûm bakkāl dükkânı gedikleri mukayyed ve mu‘teber gediklerden olmağla mahâll-i âhara nakli dahi şürûtumuzdan olmamağın ancak kirâ-yı kadîmi olup ihrâcımıza tasaddîden dükkânlarımızın mutasarrıfları memnû‘lardır deyü dükkân-ı mezkûru bir müddetden berü setr edüp bize teslîmden imtinâ‘ etmekle suâl olunup târih-i i‘lâm şehri gāyetine izâfetle fesh-i îcâr ile dükkân-ı merkūm derûnunda mevcûde eşyâ-i merkūmesini mahâll-i âhara nakl ile tahliye ve bize teslîme tenbîh olunmak matlûbumuzdur deyü da‘vâ eylediğimizde hâmiş-i arzuhâlde mastûr emsâli derkenârı nâtık olduğu üzere bu makūle gedikler mahâll-i âhara naklolunmak emsâli şürûtundan idüğü zâhir ve biz dükkân-ı merkūmu âhar dükkân etmeyüp duvar ile setr ve menzil-i mezkûra idhâl ile menzilimizin tahtânîsini tevzî‘ ve ol vechile isti‘mâl edeceğimiz mütehakkık olduğunu mesfûr İsak zimmî dahi ba‘de’t-tasdîk esnâf-ı mezkûrenin dükkân-ı sâiresine sirâyet etmemek üzere zikr olunan gedik âlâtını kurb ve civârında bir münâsebet dükkâna nakl etmek içün şifâhen [sâ]dır olan fermân-ı âlişâna imtisâlen mesfûr İsak zimmî rızâsıyla dükkân-ı merkūmu tahliye ve bize teslîm biz dahi ahz ü kabz ve teslîm ve duvar ile setr edüp menzilimize idhâl ve mesfûr İsak zimmîye mâlımızdan nakil mesârifına imdâd olarak üç yüz guruş teberru ve teslim eylediğimizde ol dahi ba‘de’l-kabz emrimizle umûruna sarfla istihlâk etmekle fî-mâba‘d meblağ-ı müstehlek-i merkūme ve bi’l-cümle dükkân-ı merkūm gediği husûsuna müte‘allika âmme-i da‘vâdan tarafeynden her birimiz âharın zimmetini kabûlü hâvî ibrâ ve iskāt ve ol vechile zikr olunan dükkân gediğine müte‘allika külliyen kat‘-ı nizâ‘ eyledik deyü ikrâr ve tasdîkleri tescîl ve İstanbul Mahkemesi’nden huzûr [-ı âlîlerine i‘lâm olundu.]

Fî 4 S sene 1237