|
İstanbul Mahkemesi 147 Numaralı Sicil (H. 1241-1242 / M. 1826) cilt: 89, sayfa: 50 Hüküm no: 18 Orijinal metin no: [6a-2] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Azime Hatun’un, kiracıları es-Seyyid Mehmed b. el-Hâc Ahmed ve Ahmed b. Hasan’ın kirasına zam yapmak istediği
Derkenâr olunmuşdur fî 22 L Sene [12]55
Balkapanı’nda hasırcı dükkânı ve çardak mahalli îcârı
Ma‘rûz
Medîne-i Üsküdar’da İhsâniye nâm mahalde sâkine sâhibe-i arzuhâl zâtı mu‘arrefe Azîme Hatun ibnetü’l-müteveffâ Hasırcı Mehmed Usta evvelâ Çarşamba günü Arz odasında huzûr-ı hazret-i sadâret-penâhîlerinde bi’l-ma‘iyye istimâ‘a memûr nezâret-i hazret-i fetvâ-penâhîde âsûde evkāf müfettişi müderrisîn-i kirâm-ı zevi’l-ihtirâmdan Meşreb Efendi hafîdi fazîletlü Mehmed Ârif Efendi dâ‘îleri ma‘iyyetiyle akd olunan meclis-i şer‘-i münîrde Âsitâne-i aliyyede vâkı‘ mısır hasırcı esnâfından derûn-ı arzuhâlde isimleri mezkûr es-Seyyid Mehmed b. el-Hâc Ahmed ve Ahmed b. Hasan nâm kimesneler muvâcehelerinde esnâf-ı merkūme kethüdâsı Ali Ağa ve Hasırcıbaşı İbrahim Ağa ve Yazıcı es-Seyyid Mehmed Şakir Efendi ve yiğitbaşı es-Seyyid Mehmed Salih Ağa ve sâirler ihtiyârları ile nezâret-i hazret-i müşârun-ileyhde âsûde evkāfdan kazasker-i esbak merhûm Abdülkādir Efendi vakfı mütevellîsi es-Seyyid Abdülkādir Ağa hâzır oldukları hâlde hâmiş-i arzuhâlde mastûr defter-i vakıfdan muhrec derkenâr nâtık olduğu üzere vakf-ı müşârun-ileyh müstağıllâtından İstanbul’da Çelebioğlu mahallesinde Balkapanı kurbünde Hasırcılar sûkunda kahveci ve tütüncü dükkânları beynlerinde kâin bâ-temessük-i mütevellî bi’l-icâreteyn müstakilleten mutasarrıfe olduğum fevkinde çardak ta‘bîr olunur mahalli müştemil bir bâb hasırcı dükkânında mezbûrân es-Seyyid Mehmed ve Ahmed gedik sâhibleri olmak üzere bin iki-yüz kırk senesi Cumâdelâhire gurresinden işbu kırk bir senesi Şevvalü’l-mükerrem [6b] gāyetine gelince on yedi ay bilâ-tesmiyetü’l-ücre sâkinleri olup lâkin dükkân-ı mezkûrun şehriye yirmi guruş kirâya tahammülü var iken mezbûrân es-Seyyid Mehmed ve Ahmed ecr-i mislinden noksân-ı fâhiş olan şehriye dörder guruş teklîfiyle gadr dâ‘iyesinde olmağla dükkân-ı mezkûr mu‘addü’l-istiğlâl olduğundan sâlifü’z-zikr on yedi aylık ecr-i mislini tevkîl-i mütevellî ile bana îfâya ve fî-mâ-ba‘d dahi ecr-i mislini tekmîlden imtinâ‘ eyledikleri sûretde dükkân-ı mezkûru tahliye-birle bana teslîme merkūmân es-Seyyid Mehmed ve Ahmed’e tenbîh olunmak matlûbumdur deyu da‘vâ ettikde onlar dahi cevâblarında dükkân-ı mezkûrun beher şehr dörder guruş kirâ-yı kadîmi olup esnâfımızın sûk-ı mezbûrda kâin ma‘dûd ve mu‘teber ve baş-muhâsebe ve dîvân-ı hümâyûn kalemlerinde mukayyed dükkânlarının gedik sâhibleri kirâ-yı kadîmini mülk ashâbına edâ ederler iken bu makūle kirâ artırmak ve bahâne-i sâire ile hurûclarına tasaddî olunmak şurût-ı nizâmımıza mugāyir olmağla hıfzan li’n-nizâm kirâ-yı kadîmini teklîf etmiş-idik deyip ol-vechile beynlerinde ba‘de’l-münâza‘a bu husûs hem esnâf-ı merkūmenin şurût-ı nizâmlarına halel gelmemek ve hem müdde‘î-i mezbûreye gadr olmamak üzere bir hüsn-i sûretle tanzîm ve beynleri te’lîf olunması bâbında sünûh eden irâde-i isâbet-ifâde-i âsafâneleri tarafeyne tefhîm ile def‘-i meclis olundukdan sonra mezbûre Azîme Hatun def‘a-i sâniyede dâ‘îhânelerinde müfettiş-i mûmâ-ileyh tarafından meb‘ûs es-Seyyid Mehmed Esad Efendi ve mütevellî ve esnâf-ı merkūmûn bâ-cem‘ihim hâzır oldukları hâlde akd olunan meclis-i şer‘-i enverde merkūmân es-Seyyid Mehmed ve Ahmed muvâcehelerinde muslihîn tavassutuyla beynimiz ıslâh ve tevfîk olunup fî-mâ-ba‘d hıfzan li’n-nizâm dükkân-ı mezkûrun kirâ-yı kadîmine bir akçe zam olunmayıp ancak ben usta kızı ve medâr-ı maîşetim dahi dükkân-ı mezbûra münhasır olduğundan zikr olunan çardak mahalli beher şehr on üçer guruşa îcâr ve istîcâr olunmak üzere sûret verildikde zikr olunan dükkân ve çardağın cem‘an şehriye on yedişer guruş kirâsı hadd-i i‘tidâl üzere olduğundan mâ‘adâ esnâf-ı merkūmenin şurût-ı nizâmlarına muhil ve muzır olmayıp ez-her cihet tarafeyne hayrı mûceb olacağı âşikâr olmağla tarafeynden her birimiz işbu sûret-i mergūbeyi kabûl ve bu vechile râzılar olarak mezbûrân es-Seyyid Mehmed ve Ahmed zikr olunan on yedi aylığa vech-i meşrûh üzere şehriye on yedişer guruş hesâbıyla iktizâ eden iki-yüz seksen dokuz guruşu bana te’diye ve teslîm ben-dahi şehr-i âtî Zilka‘de gurresinden zikr olunan dükkânı ber-mûceb-i şurût-ı nizâm kirâ-yı kadîmi üzere şehriye dörder guruşa ve zikr olunan çardak mahallini dahi sûret verildiği üzere şehriye on üçer guruşa rızâmla merkūmân es-Seyyid Mehmed ve Ahmed’e îcâr ve teslîm eylediğimde onlar dahi ber-minvâl-i muharrer istîcâr ve tesellüm ve kabûl ettiklerinden sonra fî-mâ-ba‘d ben kirâ artırmak ve bahâne-i sâire ile merkūmân es-Seyyid Mehmed ve Ahmed’in gediklerini ibtâl ve dükkândan ihrâclarına tasaddî etmemeğe [ve] onlar dahi kirâ-yı mecmû‘-ı mezkûru mâh-be-mâh kat‘an ve cevr ü ezâ ve rencîde ve remîde etmeksizin vakit ve zamânıyla tamâmen edâ ve teslîme tarafeynden her birimiz ta‘ahhüd-i tâm eyledik deyu mukırre-i mezbûre Azîme Hatun’un cemî‘-i takrîr-i meşrûhunu merkūmân es-Seyyid Mehmed ve Ahmed ile esnâf-ı hâzirûn-ı merkūmûndan her biri bi’l-müvâcehe tahkīk ve bi’l-müşâfehe tasdîk edip bu vechile beynleri ıslâhla külliyen kat‘-ı münâza‘a ve ref‘-i muhâsama eyledikleri İstanbul Mahkemesi’nde huzûr.
Nüshateyn
Fî 22 L sene [1]241
|