|
İstanbul Mahkemesi 147 Numaralı Sicil (H. 1241-1242 / M. 1826) cilt: 89, sayfa: 70 Hüküm no: 32 Orijinal metin no: [13a-2] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Hassa hasekilerinden Mehmed Said Ağa b. el-Hâc Ali’nin vakıf tütüncü dükkânın yanması sebebiyle dükkân arsasına başka bir akar inşa etmek istediği
Buğdaycılar kapısında tütüncü dükkânı îcârı
Ma‘rûz
Hâssa hasekilerinden Mehmed Said Ağa b. el-Hâc Ali meclis-i şer‘-i münîrde Âsitâne-i aliyyede vâkı‘ tütüncü esnâfından sâhib-i arzuhâl es-Seyyid Ahmed Ağa b. Mustafa muvâcehesinde esnâf-ı merkūme kethüdâsı Osman Ağa ve vekîli es-Seyyid el-Hâc Mustafa Ağa ve yiğitbaşısı Ahmed Çelebi ve Yazıcısı es-Seyyid Mehmed Nûri Ağa ve sâir lonca ihtiyârları hâzır oldukları hâlde İstanbul’da Sultân Bâyezid-i Velî Hân Hazretleri Câmi‘-i Şerîfi ebvâbından Buğdaycılar kapısı hâricinde kadayıfçı ittisâlinde kâin bir bâb vakıf tütüncü dükkânı bâ-temessük-i mütevellî bi’l-icâreteyn taht-ı tasarrufumda ve derûnunda mevcûde gedik ta‘bîr olunan âlât-ı lâzıme-i ma‘lûme dahi mezbûr es-Seyyid Ahmed Ağa’nın malı olarak dükkân-ı mezkûrda müste’cirim iken işbu sene-i [13b] mübâreke Muharremi’nin on yedinci günü bi-kazâillâhi Teâlâ vukū‘-bulan harîkde muhterik olup derûnunda olan gedik âlâtı tahlîs olundukdan sonra ben dükkân-ı mezkûr arsasına âhar akār binâ etmek sadedinde olmuş-idim. Lâkin hâmiş-i arzuhâlde mastûr derkenâr nâtık olduğu üzere gedik-i mezkûr Ma‘den kaleminde mukayyed ve şurût-ı nizâma dâhil ve mu‘teber olmağla bu makūle mukayyed ve mu‘teber kadîm tütüncü dükkânları muhterik oldukda arsası âhar akāra tebdîl olunmayıp kadîmi üzere tütüncü dükkânı binâ ve kirâ-yı kadîmi ile gedik mâliki müste’cirlerine îcâr olunmak esnâf-ı hâzirûn-ı merkūmûnun bâ-fermân-ı âlî şurût-ı nizâm-ı mer‘iyyelerinden olduğuna vâkıf olduğumda imtisâlen li’l-emri’l-âlî ve hıfzan li-nizâmi’l-belde dükkân-ı mezkûru âhar akāra tebdîl dâ‘iyesinden kendi tav‘ ve rızâmla fâriğ olup lâkin mezbûr es-Seyyid Ahmed Ağa dükkân-ı mezkûru kârgîr kemer olarak binâ eyle deyu alâ-tarîki’l-i‘âne bana malından teberru‘an bin yedi yüz elli guruş def‘ ve teslîm eylediğinde ben dahi ahz ve kabz ve malımdan dahi mebâliğ-i ma‘lûme zammıyla dükkân-ı mezkûru emri üzere kârgîr kemer olarak binâ ve inşâ ve kirâ-yı kadîmi olan beher şehr altışar guruşa târih-i i‘lâmdan aded-i sinîn ve şühûr beyân olunmaksızın merkūm es-Seyyid Ahmed Ağa’ya îcâr ve teslîm ol-dahi istîcâr ve tesellüm ve kabûl ve harîkden tahlîs olunan âlât-ı gedik-i mezkûru dükkân-ı mezbûra nakl ve vaz‘ edip fî-mâ ba‘d ben dükkân-ı mezkûru âhar akāra tebdîl yahud ittisâlinde kâin menzilime idhâl ve ilâve etmek ve kirâ artırmak husûsları ve bahâne-i sâire ile gediğinin mahv ve ibtâline tasaddî ve ihrâc dâ‘iyyesiyle rencîde ve te‘addî etmemeğe ol-dahi kirâ-yı mezkûru kat‘an cevr ü ezâ etmeksizin mâh-be-mâh vakit ve zamânıyla bana edâ ve teslîmle noksân teklîfi ve a‘zâr-ı sâire ile vechen mine’l-vücûh rencîde etmemeğe tarafeynden her birimiz ta‘ahhüd-i tâm etmemizle bi’l-cümle husûs-ı mezkûre ve hukūk-ı sâire-i şer‘iyyeye müte‘allika âmme-i da‘vâdan ben mezbûr es-Seyyid Ahmed Ağa’nın zimmetini ol-dahi kezâlik husûs-ı mezkûra ve bana medfû‘u olan meblağ-ı müstehlek-i mezkûr bin yedi yüz elli guruşun istirdâdına ve hukūk-ı sâire-i şer‘iyyeye müte‘allika âmme-i da‘vâdan benim zimmetimi her birimiz ibrâ-i âmm-i sahîh-i şer‘î ile ibrâ ve ıskāt ve her birimiz ber-vech-i muharrer âharın ibrâsını kabûl eyledik ba‘de’l-yevm merkūm es-Seyyid Ahmed Ağa ile husûs-ı mezkûra dâir kat‘an nizâ‘ım ve âlât-ı gedik-i mezkûrda dahi alâka ve medhalim olmamağla keyfe mâ yeşâ’ ve hasbemâ yahtâr mâlik ve mutasarrıf ve dükkân-ı mezkûrda sâkin olsun deyu mukırr-ı mezbûr Mehmed Said Ağa’nın cemî‘-i takrîr-i meşrûhunu merkūm es-Seyyid Ahmed Ağa tasdîk ve bu vechile külliyen kat‘-ı nizâ‘ ile beynleri ıslâh ve te’lîf olunduğu İstanbul Mahkemesi’nden huzûr.
Fî 25 L sene [1]241
|