|
İstanbul Mahkemesi 147 Numaralı Sicil (H. 1241-1242 / M. 1826) cilt: 89, sayfa: 76 Hüküm no: 38 Orijinal metin no: [15a-2] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Tahtakale’de Katır Hanı karşısında sabuncu dükkânının, tuhafçı dükkânına çevrildiği, sabunun İstanbul’a çok gelmesi ile tekrar sabuncu gediği verildiği
Tuhafcı gediği mukaddem sabuncu gediği olduğunu ihbâr ve sûret i‘tâsını istid‘â
Sâdır olan fermân-ı âlîlerine imtisâlen sabuncu esnâfından es-Seyyid Osman ve es-Seyyid Mehmed b. es-Seyyid Ömer nâm kimesnelerin takdîm eyledikleri işbu arzuhâl ve derkenâra nazar olundukda İstanbul’da Uzunçarşı nezdinde Tahtakale kurbünde Katır Hanı karşısında tütüncü dükkânı ittisâlinde vâkı‘ bir bâb dükkân fi’l-asl sabuncu dükkânı iken bundan akdem bir müddet Âsitâne-i aliyyeye sabunun kıllet üzere vürûduna binâen sabuncu dükkânlarının kesreti sabunun telef ve isrâfına sebeb olur deyu ihbâr olunduğuna binâen dükkân-ı mezkûr ile sâir dekâkîn-i ma‘lûme bâ-irâde-i seniyye sedd ve bend olundukdan sonra dükkân-ı mezkûr gediğini tuhafçı ve fincâncı esnâfından Menahem nâm yahudi sâhibinden iştirâ ve yirmi bir târihinde kendi arzuhâliyle baş muhâsebede tuhafçı ve fincancı dükkânı olmak üzere ismine tashîh ettirip ba‘dehû tedâvül-i eydî ile Yasef nâm yahudinin şirâen malı iken bi-lutfihî sübhânehû ve Teâlâ sabunun Der Aliyye’ye kesret üzere vürûduyla vüs‘at ve refâh hâsıl oldukda memnû‘ olan mahallere bir tane sabun verilmeyip narh-ı cârîsi üzere ibâdullaha bey‘ olunmak şartıyla sedd ü bend olunan bi’l-cümle sabuncu [15b] dükkânları beyaz üzerine sâdır olan fermân-ı âlîşânla küşâd olundukdan sonra dükkân-ı mezkûr gediğini mezbûrân es-Seyyid Osman ve es-Seyyid Mehmed nâm karındaşlar otuz yedi senesi Şevvali’nin yirmi yedinci günü mersûm Yasef yahudiden beş bin beş yüz guruş semen-i medfû‘a iştirâ ve temellük etmeleriyle târih-i mezbûrda bâ-i‘lâm ve bâ-fermân-ı âlî baş muhâsebeden mersûm Yasef yahudinin ismine olan kaydı ref‘ ve terkīn ve kendi isimlerine tashîhi kayd ile yedlerine sûret i‘tâ olunmuş ve bu âna kadar derûnunda sabun bey‘ olunagelmişler ise de el-yevm kaleminde tuhafçı dükkânı olarak mukayyed olup sabuncu dükkânı olmak üzere tashîh olunmamış olduğu beyânıyla mukaddem zilyedim sabuncu dükkânı olduğuna binâen beyninde tekevvün eden tuhafçı ve fincancı kaydı terkīn ve kadîmi vechile sabuncu dükkânı olmak üzere tashîh buyurulmasını niyâz ve istirhâm eyledikleri mefhûm-ı arzuhâlden müstebân ve gedik-i mezkûr el-yevm mezbûrân Seyyid Osman ve es-Seyyid Mehmed’in bâ-sûret üzerlerinde olduğu derkenârdan ıyân ve fi’l-vâkı‘ dükkân-ı mezkûr << el-yevm mezbûrân >> mine’l-kadîm sabuncu dükkânı idüğü yedlerinde olup meclis-i şer‘de ibrâz eyledikleri müte‘ddid atîk ve cedîd hüccet ve i‘lâmlardan nümâyân olmağla husûs-ı mezkûrda bir gûne hücnet ve mahzûr var mıdır ve keyfiyyeti ne vechiledir gereği gibi etrâfıyla tahkīk için sabun nâzırı Tiryakioğlu Mehmed Ağa ve Sabuncular Kethüdâsı es-Seyyid el-Hâc İbrahim Ağa ve Yiğitbaşı Ali Usta ve tüccâr ve esnâfdan ve sâir mazbûtu’l-esâmî kimesneler nezd-i dâ‘îyâneme celb ile suâl olundukda fi’l-hakīka dükkân-ı mezkûr mine’l-kadîm sabuncu dükkânı iken cünha zımnında olmayarak ber-takrîb sedd ve bend olundukda gediği tuhafçı yahudilere geçip bir müddet tuhafçı dükkânı olmak üzere isti‘mâl ve ba‘dehû o makūle sedd olunan sabuncu dükkânları bâ-fermân-ı âlî küşâd olunup gedik-i mezkûru dahi mezbûrân es-Seyyid Osman ve es-Seyyid Mehmed mâlik-i mersûmdan iştirâ ve bu âna kadar derûnunda kadîmi üzere sabun bey‘ eylediklerini ve mezbûrân hilâf-ı rızâ-yı âlî memnû‘ olan mahallere bir tane sabun vermeyip narh-ı cârîsi üzere ibâdullaha bey‘ eder kefîlli ve mu‘temed sabuncu esnâfından olduklarını ve dükkân-ı mezkûr muhdes makūlesinden olmayıp mine’l-kadîm ve hâlâ sabuncu dükkânı olduğuna nazaran beyyinede tekevvün etmişler olan tuhafçı ve fincancı kaydı ref‘ ve terkīn ve sabuncu dükkânı olarak tashîhine bir gûne mahzûru olmadığını ihbâr ve inhâ ve ber-vech-i muharrer tuhafçı ve fincancı kaydı ref‘ ve terkīn ve kadîmi üzere sabuncu dükkânı olarak tashîh ve ifâde-i hâli müş‘ir yedlerine bir kıt‘a sûret i‘tâsı istid‘â eyledikleri İstanbul Mahkemesi’nden huzûr.
Fî 29 L sene [1]241
|