|
İstanbul Mahkemesi 147 Numaralı Sicil (H. 1241-1242 / M. 1826) cilt: 89, sayfa: 110 Hüküm no: 79 Orijinal metin no: [25a-3] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Küçük Atik Ali Paşa Camii imam evinin sahipliği iddiası
Ma‘rûz
Mübârek rikâb-ı kamer-tâb-ı hazret-i zıllullâhîye takdîm olunan işbu arzuhâlde mastûru’l-ism olup İstanbul’da Edirnekapısı’nda kurbünde vâkı‘ Ka‘riye Câmi‘ denmekle meşhûr Atîk Ali Paşa merhûmun Küçük Câmi‘-i Şerîfi İmâmı Ömer Efendi b. Ömer Çarşamba günü arz odasında huzûr-ı sâtı‘u’n-nûr-ı vekâlet-penâhîlerinde bi’l-ma‘iyye istimâ‘a memûr Haremeyn-i Şerîfeyn müfettişi mevâlî-i ızâmdan Emin Beyefendizâde fazîletlü Abdülkādir Beyefendi dâ‘îleriyle akd olunan meclis-i şer‘-i münîrde câmi‘-i şerîf-i müşârun-ileyhin mukaddemâ imâmı olup bundan akdem fevt olan Ali Efendi b. Ömer’in verâsetini sulbiye kebîre kızları Şerife Fâtıma ve Şerife Cemile Hatunlara münhasıra ba‘dehû merkūme Şerife Fâtıma Hatun dahi fevt olup verâseti sadrı sagīr oğlu es-Seyyid Mehmed Hamdi ve sadriye sagīre kızı Şerife Azîme’ye münhasıra olduğu ba‘dehâ mezbûre Şerife Cemile dahi fevt olup verâseti zevc-i metrûkü Abdurrahman Ağa b. İbrahim ile sadriye kebîre kızı Şerife Saliha ve sadriye sagīre kızı Şerife Zeliha’ya münhasıra olduğu lede’ş-şer‘-i’l-enver zâhir oldukdan sonra zikri [zikr-i] âtî menzile mülk-i mevrûsları olmak üzere vaz‘-ı yedleri beyyine ile sâbit ve mütehakkik olup kendi nefsinden asîl ve mezbûre Şerife Saliha’nın vekîl-i müsecceli ve sagīrât-ı mezbûrâtın dahi vasîleri merkūm Abdurrahman Ağa muvâcehesinde Babüssaâdeti’s-seniyye ağası hazretleri nezâretlerinde âsûde evkāfdan müşârun-ileyh Ali Paşa vakfının mütevellîsi Abdürrezzak Ağa tarafından mürsel câbî-i vakf Mehmed Efendi hâzır olduğu hâlde zikr olunan Ka‘riye Mahallesi’nde vâkı‘ ma‘rifet-i şer‘-i şerîfle mu‘âyene olunan bir tarafdan el-Hâc Ahmed menzili ve bir tarafdan Gülmezoğlu İbrahim menzili ve bir tarafdan Rabia Hatun menzili ve taraf-ı râbi‘i tarîk-i âm ile mahdûd müştemilât-ı ma‘lûmeyi hâvî arsası müşârun-ileyh Ali Paşa Vakfı’na senevî kırk dört akçe mukāta‘alı vakf ve üzerinde mevcûde bi’l-cümle ebniyesi mülk olan bir bâb menzilin arsasına bâ-temessük-i mütevellî mutasarrıf ve ebniyesine dahi mâlik olan mukaddemâ câmi‘-i mezkûr imâmı Şeyh Mehmed Efendi menzil-i mezkûrun ebniyesini işbu târihden altmış sene mukaddem izn-i mütevellî ile vakf edip süknâsını câmi‘-i mezkûrda imâm olanlara şart ve ta‘yîn etmekle ol-târihden beri câmi‘-i mezkûr imâmları menzil-i mezbûrda bi’l-meşrûta sâkinler olagelip hatta müteveffâ-yı mezbûr Ali Efendi dahi menzil-i mezkûrda meşrûtiyyet üzere sâkin iken bilâ-veledi’z-zükûr fevt olup imâmet-i mezkûre dahi tedâvül-i eydî ile bâ-berât-ı âlî-şân bana tevcîh olunmuşiken menzil-i mezkûru verese-i merkūmûn bi-gayrı hakkın fuzûlî zabt ve vaz‘-ı yed etmeleriyle ben dahi bundan akdemce keyfiyyeti Bâb-ı Âlî’ye arzuhâl takdîmiyle inhâ ve mukaddemâ selefim yedine verilen emr-i şerîfi mûcebince benim yedime dahi emr-i âlî i‘tâsını istid‘â eylediğimde kuyûd-ı atîka ve muktezâsı kaleminden ba‘de’d-derkenâr iktizâsı İstanbul kādısı ve Haremeyn müfettişi fazîletlü efendilerden isti‘lâm olundukda menzil-i mezkûrun bu makūle zi’l-yedi olduğu ma‘lûm ve mezkûr olmadığından kable’t-terâfü‘ kaleminden tahrîr olunan muktezâ derkenârı bastıyla mukaddem verilen emr-i âlînin te’kîdini hâvî emr-i âlî-şân i‘tâsını kādı ve müfettiş-i mûmâ-ileyhâ bi’l-iştirâk i‘lâm etmeleriyle i‘lâmları mûcebince yedime bir kıt‘a emr-i âlî ve taraf-ı vakf-ı müşârun-ileyhe dahi ilm u haber verilip ol-vechile menzil-i mezkûr arsasının zabtı’çün için taraf-ı vakfdan yedime bir kıt‘a mukāta‘a temessükü i‘tâ olunmağla ber-mûceb-i emr-i âlî ve ber-mantûk-ı temessük menzil-i mezkûrdan keff-i yed ve şart-ı vâkıf üzere imâmete meşrûta olarak bana teslîme asîl ve vekîl ve vasiyy-i merkūm Abdurrahman Ağa’ya [25b] tenbîh olunmak matlûbumdur deyu şart-ı vâkıfı da‘vâ ettikde ol-dahi cevâbında mevrûsumuz müteveffâ-yı evvel merkūm Ali Efendi hayâtında eğerçi câmi‘-i mezkûr imâmı ise de menzil-i mezkûr imâm süknâsı olmayıp arsası vakfı-ı müşârun-ileyhe senevî ol-mikdâr <> mukāta‘a ile bâ-temessük-i mütevellî tasarrufunda ve üzerinde olan ebniyesi dahi bey‘ ve şirâ’ ve mîrâs olunarak tedâvül-i eydî ile şirâen yedinde mülkü iken fevt oldukda kızları mezbûretâna onlar dahi vefât ettiklerinde bana ve vekîl ve vasîleri olduğum oğul ve kızları mezbûruna arsası âdiyen müntakil ve ebniyesi dahi mevrûs olmağla ol-vechile menzil-i mezkûrun arsası mukāta‘alı vakıf ve ebniyesi mülk olarak bu âna gelince altmış sene bi’l-müvâcehe mülkiyyet üzere bilâ-nizâ‘ tasarruf olunagelip hatta işbu meclis-i şer‘-i şerîfde kırâat olunan bin iki yüz otuz üç senesi şehr-i Rebî‘ülevveli’nin yirminci günü târihiyle müverrah ve ol-târihde Rumeli Kazaskeri bulunan Ahmed Kâmil Efendi merhûmun ve Haremeyn müfettişi bulunan hâlâ Mekke-i Mükerreme kādısı fazîletlü es-Seyyid Mehmed Ârif Efendi’nin hatmleriyle mahtûm diğer arzuhâl hâmişinde mastûr bir kıt‘a i‘lâm-ı şer‘îde tasrîh ve beyân ve tafsîl ve ‘ıyân kılındığı üzere müdde‘î-i mezbûrun imâm el-Hâc Hâfız Mustafa Efendi’nin <> ol-târihde arzuhâl takdîmiyle istid‘âsına binâen ve bâlâ-yı arzuhâl-i merkūma sâdır olan fermân-ı âlî-şâna imtisâlen kazasker-i müşâr ve müfettiş-i mûmâ-ileyhimânın Cuma günü arz odasında huzûr-ı hazret-i sadâret-penâhîde bi’l-ma‘iyye akd eyledikleri meclis-i şer‘-i münîrde imâm-ı mezbûr el-Hâc Hâfız Mustafa Efendi müteveffeyât-ı mezbûretân Şerife Fâtıma ve Şerife Cemile Hatunlar ile bi’l-müvâcehe lede’l-murâfa‘a evvelen menzil-i mezkûrun imâmete meşrûtiyyetine dâir yedinde vakfiye ve âhar sened ve aklâm-ı hümâyûn ve defterhâne-i âmire ve defter-i vakf-ı şerîfde dahi bir gûne kayd bulunmadığı arzuhâl-i mezkûr hâmişinde bâ-emr-i âlî derkenâr olunduğundan gayrı imâm-ı mezbûr el-Hâc Hâfız Mustafa Efendi ber-minvâl-i muharrer meşrûtiyyet müdde‘âsına şâhid olmak üzere ikāme eylediği kimesneler edâ-i şehâdet-i şer‘iyye edemeyip şâhid-i âhar ikāmesine kādir ve tahlîfe dahi tâlib olmamağın mûcebiyle imâm-ı mezbûr el-Hâc Hâfız Mustafa Efendi da‘vâ-yı mezkûresiyle mezbûretân Şerife Fâtıma ve Şerife Cemile Hatunlara bilâ-beyyine mu‘ârazadan men‘ olunduğu kazasker-i müşâr ve müfettiş-i mûmâ-ileyhimâ huzûr-ı âlîye i‘lâm etmeleriyle bâlâsına mûcebince amel olunmak bâbında sahh-ı âlî ile müveşşah fermân-ı celîlü’ş-şân dahi sâdır olmuşdu deyu bi’l-cümle mazmûnu takrîr-i meşrûhuna mutâbık ve târih-i mezkûr ile müverrah ve kazasker-i müşâr ve müfettiş-i mûmâ-ileyhimânın hatmleriyle mahtûm bâlâsı emr-i âlî ile müeyyed bir kıt‘a i‘lâm-ı şer‘î ibrâzıyla menzil-i mezkûr ebniyesinin imâmete meşrûta vakf olduğunu bi’l-asâle ve bi’l-vekâle ve bi’l-vesâya inkâr etmekle müdde‘î imâm-ı mezbûr Ömer Efendi’nin da‘vâsı mahz-ı şart-ı vâkıfdan ibâret olup lâkin müdde‘âsına şâhid olmak üzere arz odasına ikāme eylediği kimesneler şart-ı vâkıfa semâ‘la şehâdet ve semâ‘larını dahi tefsîr eylediklerinde ber-muktezâ-yı şerî‘at-ı garrâ mahz-ı şurût-ı vakfda tesâmü‘le şehâdet makbûle olmayıp asl-ı tescîlini isbâta muhtâc idüğü tefhîm olundukda imâm-ı mezbûr husûs-ı mezkûru ol-vechile isbâta kādir olamayıp verese-i kibârîni tahlîfe dahi tâlib olmamağla mûcebince imâm-ı mezbûr ber-vech-i muharrer meşrûtiyyet da‘vâsıyla kemâ-fi’s-sâbık asîl ve vekîl ve vasiyy-i mezbûre bilâ-beyyine mu‘ârazadan men‘ olunmağın bu sûretde menzil-i mezkûrun meşrûtiyyetini vech-i şer‘î üzere sâbit olmadıkça el-yevm vaz‘-ı yedleri mütehakkik olan verese-i merkūmûnun yedlerinden nez‘ meşrû‘ olmadığından gayrı bu def‘a imâm-ı mezbûr yedine verilen emr-i mezkûr muvâcehe-i hasmda terâfü‘-i şer‘-i şerîfle hükm-i şer‘îye mebnî olmayıp ihbâr-ı mücerredeye binâen olmağla şifâhen sünûh eden irâde-i kātıa-i seniyyeleri üzere emr-i mezkûr yedinden ahz ve kaleminde battâlda hıfz ile kaydı terkīn ve taraf-ı vakf-ı müşârun-ileyhe ilm u haberi i‘tâ olunmak iktizâ eylediği İstanbul Mahkemesi’nden huzûr.
Fî 27 min L sene 1241
İhrâc-şüd fî 15 Za 1250
|