|
İstanbul Mahkemesi 147 Numaralı Sicil (H. 1241-1242 / M. 1826) cilt: 89, sayfa: 121 Hüküm no: 90 Orijinal metin no: [28a-1] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Hafız Mehmed Hayrullah Efendi b. Hafız Mustafa ile zevcesinin kahve dükkânı gediğini feshettikleri
Havâî kahve gediği men‘i
Ma‘rûz
Anadolu kuzâtı eşrâfından sâhib-i arzuhâl Hâfız Mehmed Hayrullah Efendi b. Hâfız Mustafa kendi nefsinden asâleten ve halîleleri Şerife Fâtıma Hatun bt. es-Seyyid el-Hâc Osman tarafından husûs-ı âtîde vekîl olduğu zâtlarını ârifân Mehmed Emin Ağa b. Ahmed ve Hüseyin Ağa b. Osman şehâdetleriyle ber-nehc-i şer‘î sâbit olmağla vekâleten meclis-i şer‘-i münîrde derûn-ı arzuhâlde ismi mezkûr Derviş Mustafa b. el-Hâc Hasan nâm kimesne muvâcehesinde İstanbul’da Tercümân Yunus Mahallesi’nde menzilimiz tahtında kâin zevcem müvekkilem mezbûre ile bi’l-münâsafa mutasarrıflar olduğumuz bir bâb kahve dükkânında mezbûr Derviş Mustafa şehriye onar guruş kirâ ile müşâhereten müste’cirimiz olup lâkin dükkân-ı mezkûrun menzil-i mezkûra ilâve için eşedd-i lüzûmu olduğundan târih-i i‘lâm şehri gāyetine izâfetle asâleten ve vekâleten fesh-i akd-i icâre etmemle gāyet-i şehr-i mezbûrda dükkân-ı mezkûru tahliye ve benimle müvekkilem mezbûreye teslîme merkūm Derviş Mustafa’ya tenbîh olunmak bi’l-asâle ve bi’l-vekâle matlûbumdur deyu da‘vâ ettikde ol-dahi cevâbında ben dükkân-ı mezkûrun aklâm-ı hümâyûndan yedinde mukayyed olmayan havâî gediğini dört ay mukaddem Piyale Paşa Müezzini Süleyman Efendi’den bin altı yüz kırk guruşa iştirâ ve kimesnenin emrinsiz malımdam bin beş yüz guruş sarfla dükkân-ı mezkûru ta‘mîr etmişdim öyle olıcak dükkân-ı mezkûru tahliye ve teslîm etmem deyu takrîr-i meşrûhu üzere tasaddî eylediği da‘vâsında evvelen gedik maddesi emr-i meşrû‘ olmadığından mâ‘adâ bu makūle dekâkîn ve mehâzîn ve besâtîn gedikleri bir husûsun devâm ve istikrârı zımnında taraf-ı saltanat-ı seniyyeden i‘tibâr ile aklâm-ı şâhâneden birinde mukayyed ise kānûnen mu‘teber olup bu misillü mâlik ve mutasarrıf ve müste’cir ve mütevellînin rağbetleriyle olan havâî gedikler kānûnen dahi mu‘teber olmadığı ve masrûf-ı mezkûr husûsunda dahi kimesnenin emri teberru‘ kabîlinden yoğiken teberru‘ kabîlinden olup rucû‘a ve bu mertebe ile dükkân-ı mezkûra ta‘arruza kādir olmadığı ve bu sûretde muktezâ-yı şer‘-i şerîf ve iktizâ-yı kānûn-ı münîf üzere mâlik olduğu âlât ve eşyâsını ahz ile dükkân-ı mezkûrdan çıkıp mutasarrıfları asîl ve müvekkile-i mûmâ-ileyhimâya teslîmi lâzım geldiği mezbûr Derviş Mustafa’ya tefhîm ve bu vechile tenbîh olunduğu İstanbul Mahkemesi’nden huzûr.
Fî 23 Z sene [1]241
|