.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 147 Numaralı Sicil (H. 1241-1242 / M. 1826)
cilt: 89, sayfa: 130
Hüküm no: 102
Orijinal metin no: [30b-3]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Haseki İbrahim Ağa’nın, evinin altındaki yağhane gediğinin başka bir yere nakledilmesini istediği

Ma‘rûz

Sâdır olan fermân-ı âlîlerine imtisâlen işbu arzuhâl ve merbût olan diğer arzuhâl ve hâmişinde mastûr i‘lâm ve derkenâra ba‘de’n-nazar ashâb-ı arzuhâl İstanbul’da Hocapaşa kurbünde Hobyar mahallesi imâmı el-Hâc Hâfız Ahmed Efendi ve müezzini Ali Efendi ve ahâlîsinden eşrâf-ı kuzâtdan Mehmed Reşîd Efendi ve Yeni Câmi‘ müezzinbaşısı Halil Efendi ve Yıldız Tekyesi Şeyhi es-Seyyid Mehmed Nuri Efendi ve es-Seyyid Hüseyin Ağa ve Hasan Tahsin Efendi ve el-Hâc Mehmed Ağa ve Na‘lband Mehmed Ağa ve Midillüci Ahmed ve es-Seyyid Mustafa ve sâirleri bi’l-ma‘iyye istimâ‘a memûr hadîka-i hâssa müfettişi müderrisîn-i kirâm-ı zevi’l-ihtirâmdan Yazıcızâde fazîletlü es-Seyyid Hüseyin Efendi dâ‘îleri akd olunan meclis-i şer‘-i münîrde izzetlü Bostancıbaşı Ağa bendeleri nezâretinde olan evkāfdan İstanbul’da Küçük Ayasofya kurbünde kâin Dâru’l-hadîs medresesi vakfı müstağallâtından mahalle-i [31a] mezbûrede vâkı‘ gāib ani’l-meclis Haseki İbrahim Ağa menzili tahtında mebnî bir bâb şîr-revganhâne derûnunda mevcûde beyne’l-esnâf gedik ta‘bîr olunur bâ-fermân-ı âlî mahalli tasrîhiyle mukayyed ve mu‘teber olan âlât-ı lâzıme-i ma‘lûmenin iştirâken mâlikleri Yorgi ve Yuvan v. İstefor ve müste’cirleri Dimitri v. Piretamos ve Tanaş v. Ligori nâm zimmîler muvâcehelerinde zimmiyyûn-ı mesfûrûn şîr-revganhâne-i mezkûrenin kadîm fırın ve ocağından mâ‘adâ mezbûr Mehmed Reşîd Efendi’nin menzili tarafından dolma duvarı hedm ile içine kazgan ocağı ihdâs ve mechûlü’l-ahvâl zimmîler gecelerde şîr-revganhâne-i merkūmede beytûtet edip lâkin mesfûrûnun yedlerinde olup meclis-i şer‘-i şerîfde ibrâz ve kırâat olunan bin iki yüz otuz dokuz senesi Muharremi’nin on dokuzuncu günü târihiyle müverraha ve ol-târihde İstanbul kādısı bulunan Râşid Efendizâde fazîletlü es-Seyyid Cafer Fevzi Beyefendi hazretleri ve hadîka-i hâssa müfettişi bulunan müderrisîn-i kirâmdan fazîletlü Mehmed Sadullah Efendi’nin hatmleriyle mahtûm bir kıt‘a i‘lâm-ı şer‘îde bast ve iş‘âr olunduğu üzere menzil-i mezkûr mutasarrıfı merkūm İbrahim Ağa târih-i mezkûrda Bâb-ı Âlî’ye arzuhâl takdîmiyle istid‘â ve sâdır olan fermân-ı âlîye imtisâlen şîr-revganhâne-i mezkûre müste’cirleriyle kādı ve müfettiş-i mûmâ-ileyhimâ huzûrlarında lede’l-murâfa‘a şîr-revganhâne-i mezkûrda i‘tisâr olunan tahin ve şîr-revgan dâima ateş ile i‘mâl olunduğundan kazâ zuhûru melhûz diyerek gedik-i mezkûru âhar mahalle nakl ile şîr-revganhâne-i mezkûrun menzile idhâlini murâd ve iddi‘â ettikde esnâf-ı merkūmenin İstanbul ve bilâd-ı selâsede vâkı‘ bâ-fermân-ı âlî mahalleri tasrîhiyle mukayyed ve mu‘teber yüz yirmi iki bâb şîr-revganhâne gediklerinin mâlikleri kirâ-yı kadîmlerini mülk ashâbına edâ ederken ihrâc dâ‘iyesi ve kezâlik âhar mahalle nakl teklîfi bâ-fermân-ı âlî memnû‘ olduğunu ve yağhâne-i mezkûrenin müştemilât-ı kadîmesine dahi ta‘arruz olunmamak iktizâ eylediğini kādı ve müfettiş-i mûmâ-ileyhimâ bi’l-ma‘iyye mezbûr İbrahim Ağa’ya tefhîm ve huzûr-ı âlîye i‘lâm eylediklerinde bâlâsına mûcebince amel olunmak bâbında sahh-ı âlî ile müveşşah fermân-ı âlî dahi sâdır olmuş ise de mücerred harîk havfı melhûz olduğundan şîr-revganhâne-i mezkûrenin hedm ve külliyen ref‘ ve izâlesi matlûbumuzdur dediklerinde evvelâ şîr-revganhâne-i mezkûre gediği bâ-fermân-ı âlî mukayyed ve mu‘teber ve taht-ı nizâma dâhil kadîm gediklerden olmağla külliyen hedmi emr-i âlî ve i‘lâm-ı mezkûr-ı mazmûnlarına münâfî ve mugāyir olup ber-muktezâ-yı şerî‘at-i garrâ zarâr-ı beytini def‘ lâzım geldiğinden mahallinde keşfe muhtâc olmağla keyfiyyet-i mazarratı ne vechiledir mahallinde keşf ve mu‘âyene-birle tahkīk için taraf-ı dâ‘iyânemden irsâl olunan müderrisîn-i kirâmdan Manyasî-zâde es-Seyyid Mehmed Muhyiddîn Efendi dâ‘îleri ve müfettiş-i mûmâ-ileyh ve mi‘mâr ağa bendeleri tarafından mürsel İsmail Kemalî ve Mehmed Necîb halîfeler ve ma‘iyyetlerine terfîk olunan ümenâ-i şer‘-i şerîfle şîr-revganhâne-i mezkûreye varıp keşf ve mu‘âyene eylediklerinde fi’l-vâkı‘ müştemilât-ı kadîmesinden mâ‘adâ dolma duvarı hedm ile içinde muhâtaralı mahalle bir ocak inşâ olunmuş olduğu zâhir ve muhakkak ve ocak-ı mezkûrun indifâ‘ıyla harîk havfı dahi mündefi‘ olup şîr-revganhâne-i mezkûrenin hedmine hâcet kalmayacağı mütebeyyin ve mütehakkik olduğunu mevlânâ-i mûmâ-ileyhimâ ve mi‘mârân-ı mezbûrân ve sâir memûrîn bâ-cem‘ihim meclis-i şer‘-i şerîfe gelip tarafeyn hâzır oldukları halde tasdîklerine mukārin alâ-vukū‘ihi inhâ ve takrîr etmeleriyle bu sûretde zarâr-ı beytini def‘ için şîr-revganhâne-i mezkûrenin müştemilât-ı kadîmesinden mâ‘adâ sonradan ihdâs olunan ocağın hedmi ve duvar-ı mezkûrun kadîmi üzere binâsı ve fevkinde olan odada dahi bu def‘a sünûh eden irâde-i kerâmet-ifâde-i hazret-i hilâfet-penâhî mûcebince kendilerden gayrı kimesne iskân olunmaması iktizâ eylediği İstanbul Mahkemesi’nden huzûr.

Fî 19 min Zilhicce sene 1241