.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 147 Numaralı Sicil (H. 1241-1242 / M. 1826)
cilt: 89, sayfa: 139
Hüküm no: 112
Orijinal metin no: [33a-3]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Manisa’daki Halîme Hatun vakfı mültezimlerinin, Vakıf bünyesinde görev yapanların maaşlarını noksan ödedikleri

Şehzâde Sultân Mehmed hazretlerinin Dâyesi Halîme Hatun’un Mermercik [Marmaracık] Kazâsında olan vakfı muktezâsı

Sâdır olan fermân-ı âlîlerine imtisâlen Anadolu’da Mağnisa sancağında vâkı‘ Marmaracık kazâsı nâibi es-Seyyid Mehmed Râşid Efendi dâ‘îlerinin mührü mutâbık işbu arzına ve hâmişinde mastûr Anadolu muhâsebesi ve defterhâne-i âmireden muhrec derkenârda ve ehl-i mürtezika-i vakfın yedlerinde olan bir kıt‘a atîk mücelled vakfiyeye nazar olundukda cennet-mekân Şehzâde Sultân Mehmed tâbe serâhû hazretleri dâyesi merhûme ve mağfûrun lehâ Halîme Hatun zikr olunan kasaba-i Marmaracık’da binâ ve ihyâ eylediği câmi‘-i şerîf ve medrese-i münîf ve mekteb-i latîf ve hayrât-ı sâiresi’çün bâ-mülknâme-i hümâyûn taraf-ı saltanat-ı seniyyeden kendüye temlîk buyurulan kazâ-i mezbûr ve tevâbi‘ini vakf edip tescîl-i şer‘î ettirmekle müsakkafât-ı vakf-ı mezbûr mütevellîsi tarafından sene-be-sene mültezimlere ilzâm ve hâsılât-ı vakıfdan vezâyif-i mu‘ayyene edâ ve imâret-i vâkıfa dahi idâre ve a‘mâl olunmak üzere tevkîl ve ihâle olunagelmeğle mültezimler dahi bu takdîrce mütevellî vekîli olduklarından mahsûlü kabz ve vezâyif ve imâreti edâ ve idâre edegelmişler iken bir iki seneden beri mütevellî vekîli olan mültezimler ehl-i mürtezikanın vezâyifini noksân teklîfiyle gadr ve ba‘zısını ketm dâ‘iyesinde olduğundan bahisle ashâb-ı vezâyifin [33b] vazîfeleri tamâmen edâ ve teslîm olunmak bâbında emr-i şerîf verilmesini nâib-i mûmâ-ileyh i‘lâmında inhâ etmekle evvelen vakfiye-i mezkûre gāyet atîk olduğundan mazmûnunu isbât mümkün olmamağla amel-i kadîm ne vechile cârî olagelmiş ise ol-vechile amel ve hareket olunmak muktezâ-yı şer‘-i şerîf olup asl-ı tescîli sâbit olmadıkça amel-i kadîmi tağyîr câiz olmadığını bu sûretde kadîmden beri müderris ve imâm ve hatîb ve mu‘allim ve cihât-ı sâire erbâbına berâtları mûcebince ne mikdâr vazîfe verilegelmiş ne vechile i‘tâ olunmuş ise hizmetlerini edâ ettikçe yine ol-vechile i‘tâ olunmak bilâ-mûceb noksân teklîfiyle amel-i kadîmi tağyîrden ictinâb kılınmak bâbında defterhânede ve berâtlı kaydları ale’t-tafsîl derc ve tezkîr olunarak kazâ-i mezbûr nâibi efendi dâ‘îlerine hitâben emr-i celîlü’ş-şân ısdârı muvâfık-ı şer‘-i şerîf olup ancak derûn-ı arz-ı mezkûrda nâzır lafzıyla muharrer olan müderris el-Hâc Abdullah Efendi’nin bâ-berât-ı âlî mutasarrıf olduğunu kendi vazîfesinden mâ‘adâ sâir ehl-i mürtezikanın vazîfelerini kabz ve da‘vâya kendi kavl-i mücerrediyle şer‘an kādir olmayıp taraflarından vech-i şer‘î üzere vekâlete muhtâc olduğu İstanbul Mahkemesi’nden huzûr.

Fî 29 Z sene [1]241