.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 148 Numaralı Sicil (H. 1241-1242 / M. 1826-1827)
cilt: 90, sayfa: 67
Hüküm no: 16
Orijinal metin no: [3b-2]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Fâtıma Hanım bt. Ali’nin, Nikola v. Anaştaş ile Dimitri v. Kostandi’ye sattığı sebzeci gediğinin, Fâtıma Hanım’a ait olmadığının anlaşıldığı

Ma‘rûz

Âsitâne-i aliyyede vâki‘ sebzeci esnâfından Nikola v. Anaştaş zimmî meclis-i şer‘-i münîrde yine esnâf-ı merkūmeden Dimitri v. Kostandi zimmî hazır olduğu hâlde derûn-ı arzuhâlde mezkûreti’l-ism mu‘arrefetü’z-zat Fâtıma Hanım bt. Ali muvâcehesinde mezbûre Fâtıma Hanım bin iki yüz otuz üç senesi Recebi’l-ferdi gurresinde İstanbul’da Nahılbend mahallesinde kâin ma‘lûmü’l-hudûd bir bâb sebzeci dükkânı derûnunda mevcûde beyne’l-esnâf gedik ta‘bîr olunur Başmuhâsebe’de mukayyed âlât-ı lâzıme-i ma‘lûmeyi mülkümdür deyü bin guruşu benimle hâzır-ı mersûm Dimitri zimmîye nısfiyet üzre bey‘ ve meblağ-ı merkūm bin guruşu ikimizden ahz eyledikden sonra âlât-ı gedik-i mezkûr mezbûre Fâtıma Hanım’ın mülkü olmayıp âharın mülkü olduğu Çarşamba günü Arz Odası’nda huzûr-ı hazret-i sadâret-penâhîde ma‘kūd meclis-i şer‘-i şerîfde bi’l-muvâcehe lede’l-mürâfa‘a zâhir ve mütehakkık olup hükm-i hâkimü’ş-şer‘de yedimizden bi’l-istihkāk nez‘ olundukdan sonra işbu meclis-i şer‘de kırâet olunup bin iki yüz otuz dört senesi şehr-i Rebî‘ülevveli’nin yirmi yedinci günü târihiyle müverrah İstanbul Mahkemesi’nde mürâfa‘adan verilen bir kıt‘a i‘lâm-ı şer‘îde tafsîl ve beyân olunduğu üzre hâzır-ı mersûm Dimitri zimmî mahkeme-i mezbûreye varıp mezbûre Fâtıma Hanım âlât-ı gedik-i mezkûru yalnız bana bey‘ etmişdi deyü semen-i merkūm bin guruş ile üç yüz guruş masraf iddi‘â ve sekiz yüz guruşunu ahz etmişdi lâkin hakīkatde meblağ-ı merkūm bin guruşun beş yüz guruşu benim mâlım ve benim yedimden teslîm olunmuş olduğuna binâen ben dahi bu def‘a da‘vâya tesâddî ve ol vechile beynimizde ba‘de’l-münâza‘a beynimiz ıslâh ve te’lîf olunup masrûf-ı mezkûr üç yüz guruş henüz mütehakkık olmadığından medfû‘umuz olan bin guruşun sekiz yüz guruşunu ber-vech-i muharrer mukaddemâ hâzır-ı mersûm Dimitri zimmî ve bâkī iki yüz guruşunu dahi bu def‘a huzûr-ı şer‘-i şerîfde nakden mezbûre Fâtıma Hatun’dan ahz ve ol vechile mecmû‘unu istifâ ve istirdâd edip masrûf nâmıyla olan meblağ-ı merkūm üç yüz guruş mutâlebesinden fâriğ olmamızla bi’l-cümle husûs-ı mezkûra ve sâir [4a] beynimizde cereyân eden cemî‘-i ahz ü i‘tâ ve mu‘âmelât-ı şettâ ve hukūk-ı ma‘lûme ve mechûleye müte‘allika âmme-i de‘âvî ve mutâlebât ve kâffe-i eymân ve muhâsamâtdan ben ve hâzır-ı mersûm Dimitri zimmîden her birimiz merkūme Fâtıma Hanım’ın zimmetini ol dahi kezâlik benimle hâzır-ı mesfûr Dimitri zimmînin zimmetlerimizi her birimiz vechen mine’l-vücûh ve sebeben mine’l-esbâb bir akçe ve bir habbe ve bir nesne hakkımız ve alacağımız kalmamak ma‘nâsına şurût-ı müfside ve muvâza‘adan ârî ve uhûd-ı mubtıladan berî cebr ve kerhden hâlî ibrâ-i âmm-ı sahîh-i şer‘î ve ıskāt-ı tâmm-ı sarîh-i mer‘î ile ibrâ ve ıskāt ve her birimiz ber-vech-i muharrer âharın ibrâsını kabûl eyledik deyü mukırr-ı mesfûr Nikola zimmînin bi’l-cümle takrîr-i meşrûhunu mezbûre Fâtıma Hanım ile hâzır-ı mersûm Dimitri zimmîden her biri tasdîk ve ber-vech-i muharrer ibrâ eylediklerini ikrâr ve i‘tirâf ve bu vechile külliyen kat‘-ı nizâ‘ ve def‘-i husûmet eyledikleri İstanbul Mahkemesi’nden huzûr.

Fî 17 M sene [1]242