.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 148 Numaralı Sicil (H. 1241-1242 / M. 1826-1827)
cilt: 90, sayfa: 96
Hüküm no: 49
Orijinal metin no: [10a-3]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Döşemeci esnafının nizamı

Döşemeci esnâfının şurût-ı nizâmlarını hâvî

İhrâc-şüd fî 3 M sene 1250 - Def‘a 15 S sene 1252 Haccâl-[Beyaz]

Ma‘rûz

Ashâb-ı arzuhâl Âsitâne-i aliyyede vâki‘ değirmen taşı i‘mâl ve çarhlarını ıslâh eder döşemeci tâifesi kalfalarından Kostandi ve Aslan ve Yorgi ve Tanaş ve Kosti ve Vasil nâm sâir kırk neferden mütecâviz zimmîler meclis-i şer‘-i münîrde ustalarından Mihal ve Yorgaki ve Kostandi ve diğer Kostandi ve Yani ve Tanaş ve Hristo ve diğer Yani ve diğer Tanaş ve âhar Kostandi ve diğer Yorgaki ve Kika ve Mosko ve Panayot ve Rali ve Dimitri ve Hristo ve Yorgi nâm zimmîler muvâcehelerinde habbâzân kethudâsı Mehmed Ağa ile nizâm ustalarından Todori ve Tavit nâm zimmîler ve sâirleri hazır oldukları hâlde öteden beri bir usta yanında iki nefer kalfa istihdâm edegelmekle i‘mâl ve ıslâh eylediğimiz çarhlardan ne mikdâr meblağ alınır ise o ustanın şâkirdi olduğu takdîrce otuz beş sehm kılınıp onar sehmden yirmi sehmini iki nefer kalfa ve iki buçuk sehmini dahi şâkird için ve on iki buçuk sehmini kendi nefsi’çün alıp yanındaki şâkirdin me’kûlât ve meşrûbâtını ustası idâre etmek ve şâkirdi olmadığı takdîrce otuz iki buçuk sehm kılınıp kezâlik onar sehmi iki nefer kalfalara ve on iki buçuk sehmi dahi ustaya verilip şâkird yoğiken şâkirdlik ihrâc olunmamak şurût-ı nizâm-ı kadîmimizden iken ustalarımız mesfûrun şurût-ı nizâm-ı kadîmimize ri‘âyet etmeyip alınan mebâliği beynlerinde istedikleri gibi teshîm ve taksîm eyleyerek bize cüz’î hisse teklîf etmeleriyle bu takdîrce verdikleri hisse medâr-ı ma‘âşımıza kifâyet etmediğinden zarûret-i ızdırâba giriftâr olmamızla suâl olunup sâye-i merhamet-vâye-i pâdişâhîde mugāyir-i nizâm-ı kadîm hareketleri men‘ ve def‘-birle şurût-ı nizâm-ı mer‘iyyemiz icrâ olunmak niyâzımızdır deyü istid‘â <> eylediğimizde onlar dahi hilâf-ı nizâm hareketlerini inkâr ve ol vechile beynimizde münâza‘a güzâr etmişdi el-hâletü hâzihî habbâzân kethudâsı ve nizâm ustaları hâzırûn-ı merkūmûn tavassutuyla beynimiz ıslâh ve te’lîf olunup fîmâ-ba‘d beynimizde hiçbir vechile buğz ve bürûdet kalmayıp biz ustalarımız mesfûrûna <> güzelce hizmet etmek onlar dahi şurût-ı nizâm-ı kadîmimize ri‘âyet ile cemî‘ hâsılâtımızı bir yere koyup bâlâda tafsîl olunan nizâm-ı kadîmimiz vechile beynimizde tevzî‘ ve taksîme ve bir akçe noksan teklîf etmemeğe ve her vechile tereffüh-i ta‘ayyüşümüzü mûcib hâlâta sa‘y ü ikdâma ve bundan akdem bâb-ı merâhim-meâb-ı âsafîye takdîm eylediğimiz diğer arzuhâlimiz bâlâsına sâdır olan fermân-ı âlî-şâna imtisâlen İstanbul Mahkemesi’nde meclis-i şer‘-i şerîfde habbâzân kethudâsı ve nizâm ustaları merkūmûn kezâlik hazır oldukları hâlde bi’t-terâzî rabt ve tevsîk ve cânib-i şer‘-i şerîfde tescîl ve bâ-i‘lâm-ı şer‘î te’yîd olunan şurût-ı nizâm-ı müstahsene-i sâire kemâ-kân ilâ-mâşâallâhi te‘âlâ mer‘î ve düstûrü’l-amel tutulup bir vakitde hilâfı hareket etmemeğe ve eğer bundan sonra her kangımız hilâf-ı şurût-ı nizâm harekete cesâret eder ise derhâl ma‘rifet-i şer‘-i şerîf ve cümle ma‘rifet ve ittifâkıyla tedîb olunmak üzre habbâzân kethudâsı ve nizâm ustaları hâzırûn-ı merkūmûnun tasvîb ve tensîbleriyle cümlemiz bi’l-ittifâk ta‘ahhüd eyledik deyü mukırrûn-ı mesfûrûnun bi’l-cümle takrîr-i meşrûhlarını döşemeci esnâfı ustaları mersûmûn tasdîk edip bu vechile külliyen kat‘-ı nizâ‘ ve ref‘-i husûmet eyledikleri İstanbul Mahkemesi’nden huzûr.

Fî 14 Saferü’l-hayr sene [1]242

[Beyaz Beyaz]