İstanbul Mahkemesi 148 Numaralı Sicil (H. 1241-1242 / M. 1826-1827) cilt: 90, sayfa: 307 Hüküm no: 252 Orijinal metin no: [49b-2] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Fâtıma bt. Osman Ağa’nın, dükkân komşusu Osman Ağa b. Ali’nin dükkânına yaptığı ilaveyi şikâyet ettiği
Yağlıkçı dükkânı keşfi
Ma‘rûz
Sâdır olan fermân-ı âlîlerine imtisâlen zikri câ’î husûsu mahâllinde lede’l-mu‘âyene keşf ve tahkīki’çün cânib-i şer‘-i şerîf-i hazret-i nebevîden me’zûnen irsâl olunan Kâtib es-Seyyid Ahmed Rıza Efendi dâ‘îleri bi’l-ma‘iyye rü’yete me’mûr Haremeyn-i şerîfeyn müfettişi Emin Beyefendi-zâde fazîletlü pîr Abdülkadir Efendi tarafından meb‘ûs Kâtib es-Seyyid Mehmed Racih Efendi hâssa mi‘mârı hulefâsından es-Seyyid Ali Necib ve es-Seyyid Abdülkadir Halîfeler ile Dârü’s-sa‘âdeti’ş-şerîfe ağası hazretleri nezâretlerinde olan evkāfdan Ayasofya-i Kebîr Vakfı müsakkafâtından İstanbul’da Çarşı-yı Kebîr’de Du‘â Meydânı’nda Hazırcılar sûkuna giderken sol tarafda hazırcı dükkânına muttasıl ibtidâki bir bâb yağlıkçı dükkânına varıp yağlıkçı esnâfının kethudâsı el-Hâc İbiş Ağa b. el-Hâc Osman ve yiğitbaşısı es-Seyyid İbrahim Ağa b. Ali ve mütevellîsi el-Hâc Abdullah Ağa b. Ali ve esnâfından el-Hâc Hâfız Mehmed Efendi b. es-Seyyid el-Hâc Ahmed ve Kalyoncuzâde el-Hâc Mehmed Ağa b. el-Hâc Süleyman ve es-Seyyid el-Hâc İbrahim Ağa b. Ali ve el-Hâc Veliyüddin Ağa b. Süleyman ve es-Seyyid Mustafa Ağa b. el-Hâc Osman nâm kimesneler ve sâirleri hazır oldukları hâlde akd-i meclis-i şer‘-i âlî ettiklerinde dükkân-ı mezkûrun bâ-temessükât-ı mütevellî bi’l-icâreteyn mutasarrıfesi olup İstanbul<<’da>> Mahkemesi’nden hâmiş-i arzuhâle derkenâr olunan hüccet-i şer‘iye mantûkunca derûnunda mevcûde beyne’l-esnâf yağlıkçı gediği ta‘bîr olunur âlât-ı lâzıme-i ma‘lûmesine müstakilleten mâlikesi sahibe-i arzuhâl mu‘arrefetü’z-zât Fâtıma bt. el-Hâc Osman Ağa b. Receb nâm hatun meclis-i ma‘kūd-ı mezkûrda dükkân-ı mezkûr ittisâlinde olup köşede kâin peyke şeklinde alt katından kepenkli yağlıkçı dükkânı derûnunda mevcûde beyne’l-hiref gedik ta‘bîr olunur âlât-ı lâzıme-i ma‘lumeye kezâlik müstakillen mâlik olan derûn-ı arzuhâlde mezkûru’l-ism Bezzâzistânî Osman Ağa b. Ali nâm kimesne muvâcehesinde Ayasofya-i Kebîr Vakfı’nın mütevellîsi kâtib-i hazret-i ağa-yı müşârün-ileyh Ahmed Reşid Efendi tarafından mürsel vekîl-i müsecceli câbî-i vakf el-Hâc İbrahim Ağa b. Ahmed nâm kimesne hazır olduğu hâlde zikrolunan Hazırcılar sûku harîkden mukaddem zîkça olup mecma‘-ı nâs olduğundan mârreye suhûlet gelecek mikdâr tevsî‘ için bundan akdemce [50a] şeref-sudûr eden fermân-ı âlî-şân mûcibince bi’r-rızâ gerek ben ve gerek sûk-ı mezbûrun tarafeyninde kâin sâir dekâkîn ashâbları dükkânlarını birer mikdâr ale’s-seviye geriye çekmiş iken merkūm Osman Ağa mârrü’z-zikr gediğine mâlik olduğu peykenin bir mikdâr mahâllini ittisâlinde olup diğer gediğine mâlik olduğu bir bâb yağlıkçı dükkânına ilâve ederek zikrolunan peykeyi dahi tevsî‘ için mi‘mârân-ı mezbûrân misâhalarıyla sâlifü’z-zikr dekâkîn mahallerine nisbetle dokuz parmak ve asıl heyet-i binâsına nazaran dört buçuk parmak tarîk-ı âm üzerine çekip ol vechile cümle dekâkîn ile müsâvî olmamağla benim mutasarrıfe ve gediğine mâlike olduğum yağlıkçı dükkânına müsâvî oluncaya değin sâlifü’z-zikr dokuz parmak mahalli kat‘a mezbûr Osman Ağa’ya tenbîh olunmak matlûbumdur deyü <> esnâf-ı hâzırûn-ı mezbûrunun tasdîkleriyle istid‘âsını kâtibân-ı mezbûrân mahâllinde bi’l-mu‘âyene ketb ü tahrîr ve ma‘an meb‘ûs ümenâ-i şer‘ ve mi‘mârân-ı merkūmân ile meclis-i şer‘-i şerîfe gelip müdde‘iyye-i mezbûre Fâtıma Hatun’un vekîl-i müseccel-i şer‘îsi rızâ‘en pederi el-Hâc Hüseyin Ağa b. İbrahim nâm kimesne ile müdde‘â-aleyh merkūm Osman Ağa ve esnâf-ı <> merkūmûn hazır oldukları hâlde tasdîklerine mukārin alâ-vukū‘ihî ba‘de’l-inhâ ve’t-takrîr mezbûr Osman Ağa tarîk-ı âm üzerine ihdâs eylediği dokuz parmak mahâllin ancak dört parmak mahâllini bi’t-terâzî kat‘a ta‘ahhüd ile beynleri te’lîf ve tanzîm olunmuş ise de sâlifü’l-beyân dokuz parmak mahâllin ancak dört parmak mahalli yahud dokuz parmak mahâllinin hedmi mutlaka re’y-i rezîn-i isâbet-karîn-i âsafânelerine menût mevâddan idüğü İstanbul Mahkemesi’nden huzûr.
Fî 25 C sene 1242
|