.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 148 Numaralı Sicil (H. 1241-1242 / M. 1826-1827)
cilt: 90, sayfa: 454
Hüküm no: 402
Orijinal metin no: [76a-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Uncu değirmenlerinin tahta kaplamalı inşa edilmesinin zorunluluğu ve bu şekilde inşalarına izin talebi

Tahta kaplamalı uncu değirmeni inşâsına ruhsat istid‘âsı

Ma‘rûz

Sâdır olan fermân-ı âlîlerine imtisâlen zikri câ’î husûsu mahâllinde keşf ve tahkīk için savb-ı şer‘-i enverden me‘zûnen irsâl olunan Kâtib es-Seyyid Ahmed AtaullahEfendi dâ‘îleri bi’l-ma‘iyye rü’yete me’mûr nezâret-i hazret-i sadâret-penâhîlerinde âsûde evkāf müfettişi mevâlî-i ızâmdan fazîletlü es-Seyyid Ahmed Efendi tarafından meb‘ûs Kâtib es-Seyyid Abdürrahîm Hilmi Efendi ve hâssa mi‘mârı hulefâsından es-Seyyid Abdülkadir ve es-Seyyid Mehmed Âdil Halîfeler ile zîr-i nezâret-i âsafânelerinde âsûde evkāfdan merhûm Nişâncı-i Atîk Mehmed Paşa Vakfı müsakkafâtından İstanbul’da Kumkapı kurbünde vâkıf-ı müşârün-ileyh mahallesinde kâin bir tarafdan paçacı dükkânı ve bir tarafdan tütüncü dükkânı ve bir tarafdan ba‘zan bostan ve ba‘zan hamam ve taraf-ı râbi‘i tarîk-ı âm ile mahdûd üç horoslu bir kıt‘a uncu değirmeni arsasına varıp vakf-ı mezbûr mütevellîsi es-Seyyid Hâfız Hasan Efendi ve sâir mazbûtü’l-esâmî Müslimîn hazır oldukları hâlde akd-i meclis-i şer‘-i âlî ettiklerinde arsa-i mezkûrenin beher şehr yüz beş akçe icâre-i müeccele ile bâ-temessük-i mütevellî bi’l-icâreteyn mutasarrıfları ashâb-ı arzuhâl uncu esnâfından olup kendi nefsinden asîl ve li-ebeveyn er karındaşları Manuk ve Mardiros nâm zimmîler taraflarından vekîlleri olduğu neccâr kalfalarından Bedros v. Karabet ve Enserci Mıgırdıç v. Kasber nâm zimmîler şehâdetleriyle sâbit olan Kirkor evlâd-ı Karabet zimmî meclis-i ma‘kūd-ı mezkûrda bi’l-asâle ve bi’l-vekâle takrîr-i kelâm edip işbu derûnunda meclis-i şer‘-i âlî olunup mi‘mârân-ı mezbûrân misâhalarıyla terbî‘an iki yüz otuz dokuz zirâ‘ on dört parmak arsa üzerine mebnî bir kıt‘a uncu değirmeni bundan akdem muhterik olup bu def‘a aslı üzre ahşab ve üzeri tahta kaplı olarak binâ ve inşâ murâd eylediğimizde tahtı Bağdâdî ve üzeri hâlis harçla sıvalı kârgir şeklinde olmak ebniye nizâmı muktezâsından ve tahta kaplama memnû‘âtdandır deyü me’mûrîn taraflarından men‘ vâki‘ olup lâkin bu makūle değirmenlerin taşları ve hayvanât deverân ettikçe beher hâl ebniye sarsılıp beş on gün zarfında sıvası külliyen döküleceği ve tâm kârgir inşâsı hiç olmayacağı ve bu takdîrce ancak değirmenlere tahta kaplamadan gayrı çare olmayacağı zâhir ve bedîhî olduğuna binâen muhâtaradan muhâfaza zımnında tarîk-ı âm tarafına kârgir dîvâr ve etrâf-ı selâsesi dahi tahta kaplı olarak binâ ve inşâya izin ve ruhsat verilmek niyâzımdır deyü istirhâm ve istid‘â ve fi’l-vâki‘ ebniye hakkında tahta kaplama bâ-irâde-i seniyye memnû‘ olup ancak istid‘â olunduğu üzre bu misillü değirmenlere Bağdâdî sıva ve dolma dîvâr asla dayanmayıp az vakitde döküleceğini ve tahta kaplamadan gayrı çare olmayacağını ve tarîk-ı âm tarafına kârgir dîvâr yapıldığı sûretde etrâf-ı selâsesine hudûd olan mahallerin güşâyiş ve vüs‘atine nazaran sirâyet-i harîk havfı me’mûl olmayacağını mi‘mârân-ı mezbûrân ihbâr ve inhâ eylediklerini kâtibân-ı mezbûrân dâ‘îleri mahâllinde ketb ve tahrîr ve ma‘an meb‘ûs ümenâ-i şer‘le meclis-i şer‘a gelip alâ-vukū‘ihî inhâ ve takrîr etmeleriyle bu sûretde fi’l-hakīka bu makūle değirmenlerin derûnlarında hayvanât cevelân ve deverân ettikçe beher hâl ebniye sarsılıp Bağdâdî sıva ve dolma dîvâr hiçbir vechile elvermeyeceği emr-i mütehakkık ve değirmen-i husûs-ı ebniye hakkında ahd-i karîbde karâr-gîr olan nizâmdan özr-i mezkûra binâen istisnâ-i aklî ile müstesnâ ise de hîn-i tanzîminde değirmen ebniyesinin sarsılmak özrü tezekkür olunmayarak meskûtün-anh kalmak ihtimâli mütebâdir ve melhûz olup ancak keyfiyet ma‘lûm-ı ilm-i âlem-ârâları buyruldukda zarûrî muhtâc olduklarına nazaran sâire sirâyet etmemek şartıyla ancak uncu değirmenlerinin mehmâ-emken muhâtaradan vikāye olunarak tahta kaplanmasına ruhsat-ı seniyyeleri erzânî buyurulur yahud âhar vechile irâde-i aliyyeleri mi ta‘alluk eder her hâlde re’y-i rezîn-i isâbet-karîn-i âsafânelerine menût idüğü İstanbul Mahkemesi’nden huzûr.

Fî 22 min-Za sene 1242