.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 156 Numaralı Sicil (H. 1246-1247 / M. 1831-1832)
cilt: 92, sayfa: 96
Hüküm no: 56
Orijinal metin no: [10b-2]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Yanan şekerci dükkânına ait gedikten kurtarılan eşyaların satılarak yeni sahibinin gediği başka bir yere taşımasına izin verilmesi

Şekerci gediği mübâya‘ası ve nakli

Mahmiye-i İstanbul’da Kadırga Limanı kurbünde Bostancıbaşı Ali Ağa mahallesinde sâkin şekerciler esnâfı kethüdâsı es-Seyyid Hasan Ağa b. Ali meclis-i şer‘-i münîrde esnâf-ı mezkûreden işbu bâ‘isü’l-kitâb Süleyman Ağa b. Süleyman mahzarında ikrâr-ı tâm ve takrîr-i kelâm edip mahmiye-i mezbûrede Ebulfeth Sultan Mehmed Han Câmi‘-i şerîfi avlusu ebvâbından Boyacıkapısı hâricinde Fıçıcı sokağında Taşhan karşısında vâki‘ bir bâb muhterik şekerci dükkânından müstahlas beyne’l-esnâf gedik ta‘bîr olunur bir çekmece ve bir akçe tahtası ve sâir âlât-ı lâzıme-i ma‘lûme akd-i âti’z-zikrin sudûruna değin bâ-hüccet-i şer‘iye yedimde müstakıllen mülküm olmağla ben ber-minvâl-i muharrer mâlik olduğum âlât-ı lâzıme-i ma‘lûmeyi tarafeynden îcâb ve kabûlü hâvî şurût-ı müfside ve muvâza‘adan ârî bey‘-i bâtt-ı sahîh-i şer‘î ve safka-i vâhide ile merkūm Süleyman Ağa’ya üç bin yedi yüz elli sekiz guruşa bey‘ ü temlîk ve teslîm eylediğimde ol dahi ber-minvâl-i muharrer iştirâ ve temellük ve tesellüm ve kabz ve kabûl eylediğinden sonra semeni olan meblağ-ı mezkûr üç bin yedi yüz elli sekiz guruşu bana tamâmen def‘ ü teslîm ve ben dahi yedinden ahz u kabz etmemle mebî‘-i mezkûrun tağrîr ve gabnine müte‘allika âmme-i da‘vâdan tarafeynden her birimiz âharın zimmetini kabûlü hâvî ibrâ-i âmm-ı sahîh-i şer‘î ile ibrâ ve iskāt eyledik ba‘de’l-yevm âlât-ı muharrere-i mezkûrede benim aslâ ve kat‘â alâka ve medhalim kalmamağla müşteri-i merkūm Süleyman Ağa’nın mülk-i müşterâsı ve hakk-ı sırfı olup lâkin dükkân-ı mezkûr bundan mukaddem bi-kazâillâhi te‘âlâ vukū‘ bulan harîkde muhterik olduğundan arsası terk ve mahâll-i âhara ilâve olunmuş olmağla ol vechile gedik-i mezkûrun mahâll-i âhara nakli lâzım geldiğine binâen âlât-ı lâzıme-i mezkûreyi mahmiye-i mezbûrede Kantarcılar sûkunda vâki‘ leblebici ve camcı dükkânları beynlerinde kâin merkūm Süleyman Ağa’nın bâ-temessük-i mütevellî bi’l-icâreteyn mutasarrıf olduğu âhar gedikden ârî bir bâb dükkâna nakl ve esnâfımızın şurût-ı nizâmları mûcebince derûnuna vaz‘ ve gedik-i mezkûr mahâll-i sânî-i mezkûrda mu‘teber ve müstekar olmasını istid‘â edip fi’l-hakīka bu makūle gedik nakli esnâf-ı mezkûrenin şurût-ı nizâmlarından idiğini esnâf-ı mezkûreden zeyl-i vesîkada muharrerü’l-esâmî Müslimîn alâ-tarîkı’ş-şehâde ihbâr etmeleriyle gedik-i mezkûru mahâll-i sânî-i mezkûrda merkūm Süleyman Ağa ke-emsâlihi dilediği vechile mâlik ve mutasarrıf olsun dedikde gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î mâ vaka‘a bi’t-taleb ketb ve imlâ olundu.

Fî 26 Şevvâl sene 1246

Şuhûdü’l-hâl: Hasırcızâde el-Hâc Abdullah Ağa, Mahmudpaşa’da el-Hâc Halil Ağa, Hasanpaşa Hanı’nda es-Seyyid İsmail Ağa, Ayasofyalı İbrahim Ağa, es-Seyyid Hasan Usta, Hüseyin Çelebi el-Muhzır, Yiğitbaşı İbrahim Usta ve gayruhum.