.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 211 Numaralı Sicil (H. 1278-1279 / M. 1862-1863)
cilt: 98, sayfa: 51
Hüküm no: 7
Orijinal metin no: [2b-3]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Vefât eden Emine Hanım bt. Abdurrahman Yunus’un mirasçılarına kalan tığcı gediğindeki hisselerinin Hasan Ağa’ya satılması

Tığcı gediği mübâya‘ası 8571 guruş

Âsitâne-i sa‘âdet-âşiyâne ve bilâd-ı selâse mahkemelerine bâ-fermân-ı âlî mine’l-kadîm merbût olan duhâncı gediklerinden mâ‘adâ gerek Dersaâdet ve gerek bilâd-ı selâse-i mezkûrede kâin ber-vech-i mülkiyet tasarruf olunmakda bulunan her nev‘ gediklerin mübâya‘a ve ikrâr-ı mülk ve hibe ve irsen intikāl misillü kâffe-i mu‘âmelâtı ve vukū‘ bulan muhâkemâtı münhasıran ve mahsûsan İstanbul Mahkemesi’nden icrâ ve iktizâ eden i’lâm ve hüccet-i şer‘iyyeleri ancak mahkeme-i mezkûre tarafından i‘tâ olunmak ve gedikât ashâbının rızâ ve muvâfakatları olmadıkça kadîm mülk kirâları tezyîd olunmamak ve senedât-ı sahîha ve mu‘tebere ile ber-vech-i mülkiyet tasarruf olunmakda bulunan gediklerin müstakır oldukları mahalden ihrâc ve imhâsı zımnında mülk sâhibleri tarafından da‘vâya tasaddî olunur ise hükkâm-ı şer‘-i şerîf cânibinden istimâ‘ olunmaması bâlâsı tuğrâ-i garrâ-i cihân-bânî ile muvaşşah ve müzeyyen bir kıt‘a nizâmnâme ve bâ-fermân-ı âlî müesses olan nizâm-ı müstahsene iktizâsından bulunduğuna binâen mahmiye-i İstanbul Sultan Selim Hân-ı kadîm aleyhi rahmeti rabbi’r-rahîm hazretleri Câmi’-i şerîfi kurbünde Debbâğ Yunus mahallesinde sâkine iken bundan mukaddem fevt olan Emine Hanım bt. Kankırılı Abdurrahman Yunus bin Abdullah’ın verâseti sadrî kebîr oğulları tığcı esnâfından İsmail Ağa ve sefine reislerinden Mustafa Ağa ve Mekteb-i Tıbbîye-i Şâhâne sınıf-ı râbi‘ şâkirdânında Ahmed Efendi ve sulbiye-i kebîre kızı Âişe Hanım bt. evlâdi’l-müteveffâ Ali Ağa’ya münhasıra ve tashîh-i mes’ele-i mîrâsları yedi sehimden olup sihâm-ı mezkûreden ikişer sehimden altı sehmi ebnâ-i mezbûrun İsmail Ağa ve Mustafa Ağa ve Ahmed Efendi’ye ve bir sehmi dahi bint-i mezbûre Âişe Hanım’a isâbeti lede’ş-şer‘i’l-enver zâhir ve mütehakkık oldukdan sonra mezbûrân Mustafa Ağa ve Ahmed Efendi meclis-i şer‘-i şerîf-i enverde bıçakçı esnâfından bâ‘isü’l-kitâb Hasan Ağa b. Salih muvâcehesinde Âsitâne-i aliyyede vâki‘ bıçakçı ve tığcı esnâfının kethüdâsı Mehmed Emin Ağa b. Ali ve es-Seyyid Mehmed Ağa b. İbrahim hâzır oldukları hâlde her biri bi’l-verâse ikrâr-ı tâm ve takrîr-i kelâm edip mahmiye-i mezkûrede Çakmakcılarbaşı nâm mahalde vâki‘ bir tarafdan Tütüncü Dimitri’nin tütüncü dükkânı ve bir tarafdan Terzi Haçador dükkânı ve bir tarafdan Ali Paşa Hanı duvarı ve taraf-ı râbi‘i tarîk-i âm ile mahdûd merhûm Gazi Ali Paşa Vakfı musakkafâtından nısf hisse-i şâyi‘ası vâlidemiz müteveffât-ı mezbûre Emine Hanım’ın fevtiyle bizimle karındaşlarımız mezbûrân İsmail Ağa ve Âişe Hanım’ın intikālen ve âhar nısf hisse-i şâyi‘ası dahi mezbûr Hasan Ağa’nın bi’l-icâreteyn taht-ı tasarrufumuzda olan şehriye iki guruş kirâlı bir bâb tığcı dükkânı derûnunda mevcûde beyne’l-esnâf gedik ta‘bîr olunur kaleminde mukayyed âlât-ı lâzime-i ma‘lûme vâlidemiz müteveffât-ı mezbûre Emine Hanım’ın hayâtında yedinde olup bin iki yüz altmış sekiz senesi şehr-i Rebî‘ülevveli’nin onuncu günü târihiyle müverrah ve ol târihde Rumeli kādıaskeri olan Fındıkzâde hafîdi es-Seyyid İbrahim Halil Efendi’nin hatemiyle mahtûm işbu bir kıt‘a i‘lâm-ı şer‘î nâtık [olduğu] üzere ile’l-vefât yedinde mülkü ba‘de vefâtihâ ber tashîh-i mezkûr bizimle mezbûrân İsmail Ağa ve Âişe Hanım’a ol-vechile âlât-ı gedik-i mezkûr bizimle mezbûrân İsmail Ağa ve Âişe Hanım’ın olup el-yevm yedimizde mülk-i mûresimiz olduğunu dahi esnâf-ı hâzıran-ı mezbûrân ile sâir cerîdede mazbûtü’l-esâmî kimesneler alâ tarîki’ş-şehâde ihbâr ve kethüdâ-yı hâzır-ı mezbûr Mehmed Emin Ağa dahi bir kıt‘a ilmühaber takdîm etmekle biz âlât-ı gedik-i mezkûrun ber-minvâl-i muharrer irsen mâlik olduğumuz cem‘an dört sehm hisse-i şâyi‘amızı tarafeynden îcâb ve kabûlü hâvî şurût-ı müfside ve muvâza‘adan ârî bey‘-i bâtt-ı sahîh-i şer‘î ve safka-i vâhide ile bâ-izn-i şerikân-ı mezbûrân sekiz bin beş yüz yetmiş bir guruşa mezbûr Hasan Ağa’ya bey‘ ve temlîk ve vech-i lâyıkı üzere teslîm eylediğimizde ol dahi ber-vech-i muharrer iştirâ ve temellük ve tesellüm ve kabz u kabûl eyledikden sonra semeni olan meblağ-ı merkūm sekiz bin beş yüz yetmiş bir guruşu bize tamamen def‘ u teslîm biz dahi yedinden bi’t-tamâm ve’l-kemâl ahz u kabz edip mebî‘-i mezkûrun [3a] tağrîr ve gabnine müte‘allika da‘vâdan tarafeynden her birimiz âharın zimmetini ibrâ-yı sahîh-i şer‘î ile kabûlümüzü hâvî ibrâ vü ıskāt eyledik ba‘de’l-yevm âlât-ı gedik-i mezkûrun cem‘an dört sehm hisse-i şâyi‘a-i mezkûresinde bizim asla ve kat’a alâka ve medhalimiz kalmayıp mezbûr Hasan Ağa’nın mülk-i müşterâsı ve hakk-ı sırfı olmuşdur dediklerinde gıbbe’t-tasaduki’ş-şer‘î.

Fî Gurre-i Zilka‘de sene 1278

Şuhûdü’l-hâl: Kısmet-i Askerîye muhzırânından es-Seyyid Hasan Ağa b. Mehmed, Münâdî Ali Ağa b. Mehmed, Muhzır el-Hâc Salih Ağa b( ), Muhzır Şakir Ağa b. ( ), ve gayruhum