|
İstanbul Mahkemesi 211 Numaralı Sicil (H. 1278-1279 / M. 1862-1863) cilt: 98, sayfa: 89 Hüküm no: 36 Orijinal metin no: [8a-2] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
İsmail Ağa ve Ahmed Efendi’nin anneleri Emine Hanım’dan kendilerine miras kalan tütüncü mahzeni hisselerini diğer mirasçılardan kızkardeşleri Ayşe Hanım’a satmaları
Tütüncü mübâya‘ası 25712 guruş. Kaydı ihrâc şüd fî 22 Muharrem [1]312
Âsitâne-i sa‘âdet âşiyâne ve bilâd-ı selâse mahkemelerine bâ-fermân-ı âlî mine’l-kadîm merbût olan duhâncı gedikleriyle sâir gerek Dersaâdet ve gerek bilâd-ı selâse-i mezkûrede kâin ber-vech-i mülkiyet tasarruf olunmakda bulunan her nev‘ gediklerin mübâya‘a ve ikrâr-ı mülk ve hibe ve irsen intikāl misillü kâffe-i mu‘âmelâtı ve vukū‘ bulan muhâkemâtı münhasıran ve mahsûsan İstanbul Mahkemesi’nden icrâ ve iktizâ eden i‘lâm ve hüccet-i şer‘iyyeleri ancak mahkeme-i mezkûre tarafından i‘tâ olunmak ve gedikât ashâbının rızâ ve muvâfakatları olmadıkça kadîm mülk kirâları tezyîd olunmamak ve senedât-ı sahîha ve mu‘tebere ile ber-vech-i mülkiyet tasarruf olunmakda bulunan gediklerin müstakır oldukları mahalden ihrâc ve imhâsı zımnında mülk sâhibleri tarafından da‘vâya tasaddî olunur ise hükkâm-ı şer‘-i şerîf cânibinden istimâ‘ olunmaması bâlâsı tuğrâ-yı garrâ-yı cihân-bânî ile muvaşşah ve müzeyyen bir kıt‘a nizâmnâme ve bâ-fermân-ı âlî müesses olan nizâm-ı müstahsene iktizâsından bulunduğuna binâen mahmiye-i İstanbul’da Sultan Selim Hân-ı kadîm aleyhi-rahmetü rabbihi’r-rahîm hazretleri Câmi’-i şerîfi civârında Debbâğ Yunus mahallesinde sâkine iken bundan mukaddem vefât eden Emine Hanım bt. Kankırılı Abdurrahman Yunus Ağa bin Abdullah’ın verâseti sadrî kebîr oğulları Tığcı İsmail Ağa b. ve sefâyin reislerinden Mustafa Ağa ve Mekteb-i Tıbbîye-i Şâhâne sınıf-ı râbi‘ şâkirdânından Ahmed Efendi ve sadriye-i kebîre kızı Âişe Hanım evlâd-ı Ali Ağa’ya munhasıra ve tashîh-i mes’ele-i mirâsları yedi sehimden olup sihâm-ı mezkûreden ikişer sehimden altı sehmi ebnâ-i merkūmûn İsmail Ağa ve Mustafa Ağa ve Ahmed Efendi’ye bir sehmi dahi bint-i mezbûre Âişe Hanım’a isâbeti lede’ş-şer‘i’l-enver zâhir ve mütehakkık oldukdan sonra mezbûrân Tığcı İsmail Ağa ve Ahmed Efendi meclis-i şer‘-i şerîf-i enverde zâtı ta‘rîf-i şer‘î ile mu‘arrefe olan bâ‘isetü’l-kitâb mezbûre Âişe Hanım mahzarında tütüncü esnâfının kethüdâsı el-Hâc Mehmed Latif Efendi b. İsmail ile duhân tüccârından mazbûtü’l-esâmî on nefer müslim ve beş nefer hıristiyan lonca ihtiyârları taraflarından mürsel vekîlleri kethüdâ vekîli Ahmed Efendi Efendi b. Osman hâzır olduğu hâlde her biri ikrâr-ı tâm ve takrîr-i kelâm edip mahmiye-i mezkûrede Tahmis kurbünde Taş mahzenler sırasında vâki‘ iki tarafdan merhûm Kadıasker Bursavî Abdülkadir Efendi Vakfı müsakkafâtından Kürkçü Hanı demekle arîf hânın mahzenleri ve bir tarafdan hân-ı mezkûr ve taraf-ı râbi‘i tarîk-i âm ile mahdûd merhûm-ı müşârün-ileyh Abdülkadir Efendi Vakfı müsakkafâtından Rıza Efendi’nin taht-ı tasarrufunda olan şehriye dört guruş kirâlı Eshâm Muhâsebe kaleminde Abdurrahman ismine mukayyed Yiğitbaşı es-Seyyid Mehmed Ağa mahzeni demekle ma‘rûf bir bâb kârgîr tütüncü mahzeni derûnunda mevcûde beyne’l-esnâf gedik ta‘bîr olunur âlât-ı lâzime-i ma‘lûme vâlidemiz ve mûrisemiz müteveffât-ı mezbûre Emine Hanım’ın hayâtında ile’l-fevt yedimizde olup bin iki yüz yetmiş sekiz senesi Şa‘bânü’l-mu‘azzamının yirmi dördüncü günü târihiyle müverraha ve ol târihde Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye kādısı olan sudûr-ı izâmdan es-Seyyid Mustafa Paşa hafîdi es-Seyyid Ali Ratib Beyefendi merhûmun imzâ ve hateminihâviye işbu bir kıt‘a hâmiş-i hüccet ve kethüdâ-yı mûmâ-ileyhin takdîm eylediği bir kıt‘a ilmühaber mantûklarınca müstakilleten yedinde mülkü ve ba‘de vefâtihâ bizimle mezbûr Mustafa Ağa’ya ve mezbûre Âişe Hanım’a ber tashîh-i mezkûr mevrûs olmağla biz âlât-ı gedik-i mezkûrdan akd-i âti’z-zikrin sudûruna değin ber-minvâl-i muharrer mâlik olduğumuz cem‘an dört sehm hisse-i şâyi‘amızı tarafeynden îcâb ve kabûlü hâvî şurût-ı müfside ve muvâza‘adan ârî bey‘-i bâtt-ı sahîh-i şer‘î ve safka-i vâhide ile bâ-izn-i şerîk yirmi beş bin yedi yüz [8b] on iki guruşa kız karındaşımız Âişe Hanım’a bey‘ ve temlîk ve vech-i lâyıkı üzere teslîm eylediğimizde ol dahi ber-vech-i muharrer iştirâ ve temellük ve tesellüm ve kabz u kabûl eyledikden sonra semeni olan meblağ-ı merkūm yirmi beş bin yedi yüz on iki guruşu tamâmen bize def‘ u teslîm biz dahi yedinden bi’t-tamâm ve’l-kemâl ahz u kabz edip mebî‘-i mezkûrun tağrîr ve gabnine müte‘allika da‘vâdan tarafeynden her birimiz âharın zimmetini ibrâ-yı sahîh-i şer‘î ile kabûlümüzü hâvî ibrâ vü ıskāt eyledik ba‘de’l-yevm âlât-ı gedik-i mezkûrun cem‘an dört sehm hisse-i şâyi‘a-i merkūmesinde bizim aslâ ve kat‘â alâka ve medhalimiz kalmayıp âlât-ı gedik-i mezkûrun ber tashîh-i mezkûr bir sehm hisse-i şâyi‘ası mukaddemâ irsen ve dört sehm hisse-i şâyi‘ası dahi hâlâ şirâen cem‘an beş sehm hisse-i şâyi‘ası mezbûre Âişe Hanım’ın mülk-i mahzı ve hakk-ı sırfı olmuşdur dediklerinde gıbbe.
Fî 4 Zilka‘de sene 1278
Şuhûdü’l-hâl: Muhzır Şakir Ağa b. ( ), Muhzır Süleyman Ağa b. ( ), Muhzır Mustafa Ağa b.( ), Muhzır Feyzullah Ağa b. ( ), ve gayruhum
|