|
Mahfel-i Şer‘iyyât Mahkemesi 3 Numaralı Sicil (H. 1273-1274 / M. 1857) cilt: 97, sayfa: 131 Hüküm no: 106 Orijinal metin no: [22a-2] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Rukıye Hatun’un, kendisine araba ile çarparak sakat kalmasına sebep olduğunu iddia ettiği Arabacı Süleyman Ağa ile anlaşması
Medîne-i hazret-i Ebâ Eyyûbe’l-ensârî -radıye anhü Rabbihi’l-Bârî’de- Takyeci mahâllesinde sâkin Rukıye Hatun bt. Hüseyin b. Abdullah’ın hâlâ zevci ve tarafından husûs-ı âti’l-beyanda taleb ve da‘vâ ve lede’l-iktizâ sulh ve ibrâya vekîl olduğu zâtı mezbûreyi bi’l-ma‘rifeti’ş-şer‘iyye ârifân el-Hâc Hamza b. Süleyman ve Musa b. Yusuf nâm kimesneler şehâdetleriyle ber-nehc-i şer‘î sâbit ve sübût-ı vekâletine hükm-i şer‘-i lâhık olan Osman Ağa b. Abdullah nâm kimesne mahfil-i şer‘iyyâtda Arabacı Süleyman Ağa b. Ali nâm kimesne muvâcehesinde mezbûr Süleyman işbu târîh-i i‘lâm şehri olan Saferi’l-hayrın on birinci Çarşamba günü mâlik olduğu iki bargirini bir aded arabasının sandığı üzerine? binip İstanbul’da Çarşamba Pazarı nâm mahâlde vâki‘ Abdullah Ağa’nın menzili önünde tarîk-i caddeden doğru zikr olunan bargirleri sür‘at ile sürüp gider iken zevcem ve müvekkilem mezbûre dahi tarîk-i mezkûrdan mürûr eder olduğu hâlde mezbûr Süleyman zikr olunan arabayı âhar tarafa sarf mümkün iken sarf etmeyip zevcem ve müvekkilem mezbûrenin üzerine bi-gayrı hakkın amden urup ol vechile mârrü’z-zikr arabanın ard tekerleklerinden bir adedi zevcem ve müvekkilem mezbûre Rukıye Hatun’un sağ ayağının topuğu üzerinden mürûr edip mârrü’l-beyan sağ ayağının topuğunu cerh etmekle cerh-i mezkûrdan nâşî zevcem ve müvekkilem mezbûre sâhib-i firâş olmağla el-hâletü hâzihi husûs-ı mezkûrun mûceb-i şer‘îsi icrâ olunmak bi’l-vekâle matlûbumdur deyü tasaddî eylediğim cerh da‘vâmdan ve mâ-yahdesu minhudan bâ-tavassut-ı muslihîn merkūm Süleyman ile an-inkâr kat‘â li’n-nizâ‘ ve ref‘an li’l-husûme beş yüz elli guruş üzerine müvekkilem mezbûreye izâfetle bi’l-vekâle bi’t-terâzî ba‘de-akdi’l-musâlaha ve’l-kabûl bedel-i sulh-ı mezkûr beş yüz elli guruşu merkūm Süleyman Ağa zevcem ve müvekkilem mezbûre için işbu meclis-i şer‘de bana def‘ ü teslîm eylediğinde, ben dahi yedinden bi’l-vekâle tamâmen ve kâmilen ahz ü kabz etmemle bi’l-cümle husûs-ı mezkûra müte‘allıka âmme-i de‘âvîden ben zevcem ve müvekkilem mezbûreye izâfetle bi’l-vekâle mezbûr Süleyman’ın zimmetini, ol dahi müvekkilem merkūmenin zimmetini tarafeynden her birimiz ibrâ-i âmm-ı sahîh-i şer‘î ile ibrâ ve iskāt ve her birimiz ber-minvâl-i muharrer âharın ibrâsını asâleten ve vekâleten kabûl edip [22b] bu vechile külliyen kat‘-ı münâza‘a eyledik deyü mukırr-ı vekîl-i mezbûrun sâdır olan bi’l-cümle takrîr-i meşrûhunu mezbûr Süleyman tasdîk ve tahkīk eylediği tescîl ve mübâşirleri Bâb-ı Zabtiye neferâtından Konyalı Ali Ağa yediyle huzûr-ı [âlîlerine i‘lâm olundu].
Fî 14 S sene [12]74.
İbrahim.
|