.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Rumeli Sadareti Mahkemesi 21 Numaralı Sicil (H. 1002-1003/M. 1594-1595)
cilt: 12, sayfa: 73
Hüküm no: 29
Orijinal metin no: [13a-1]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Büzürg Ağa diye bilinen Abdurrahman b. Mustafa’nın vakfiyesi

Mâ fîhi min asli’l-vakfı ve şerâ’itihî ve vücûhi’s-sarfi ve zevâbitihî vaka‘a ve sahha ledeyye ve tehakkaka beyne yedeyhi kazeytühû bi sıhhatihî ve lüzûmihî âlimen bi’l-hilâfi’l -cârî beyne’l-e’immeti’l-eşrâf harrerehu’l-fakīr Mehmed b. Mehmed el-kadı bi medîneti Üsküdar -ufiye anhümâ-. Ta‘bîr bi mâ fîhi sâlimen an münâfihî ketebehü’l-fakīr Ebülmeyâmin Mustafa -ufiye anhu-. Sûretün muvâfıkatün li-aslihâ nukilet bi lâ ziyâdetin ve [lâ] noksan, harrerehu’l-fakīr Mehmed b. Hasan el-müvellâ bi medîneti Üsküdar el-mahmiye. Cemî‘-i efrâd hamd ale’t-tafsîl ve’l-icmâl ve cümle-i a‘dâd şükr bi’t-tamâm ve’l-kemâl ola, vâkıf-ı hâl ve vâhib-i câh u celâl olan vâcibü’l-vücûd mümteni‘ü’l-misâl ve vâcibü’l-hasr müttesi‘u’n-nevâl hazretine lâzımü’l-akıldır ki, kâffe-i kâinâtı nizâm-ı bedî‘ üzre ibdâ‘ ve âmme masnû‘âtı üslûb-ı menî‘ üzre ihtirâ‘ edip menâhic-i ma‘âşı ta‘lîm ve menâhic-i me‘âdı tefhîm etmek ile zümre-i insânı hilâfet-i rûy-ı zemîne hâlik ve hirfet-i rabbü’l-âlemîne hakīk edip delîl-i devleti cebîn-i izzetlere mersûm eylediği esâtîn-i âl-i Osman’dan selâtîn-i azîmü’ş-şân ve havâkīn-ı amîmü’l-ihsânın niyet-i seniyyetü’l-me’âsir ve azîmetü’l-mezâhirlerin ehâsin-i hayrât ve e‘âzım-ı hasenâta masrûf ve inşallâhu te‘âlâ sadakāta ma‘tûf etmeğin el-abdu men tanebe? mevlâhû tıbkınca ibâd-ı hâlisü’l-i‘tikādlarından erkân-ı devlet ve a‘yân-ı hazret belki?, hizmet-i aliyyelerinden fi’l-cümle kudret ve bir mikdâr mikneti olan ol tarîk-i savâb-nümâya sâlik ve meslek-i sevâb-intimâya mâlik olup esnâf-ı evkāf-ı cemîletü’l-evsâfları müte‘addid ve ahbâs-ı celîletü’l-esâsları yevmen fe-yevmen müteceddid olmakdadır ve salât-ı salavât-ı vâsılât ve teslîmât-ı tesnîmât-ı kâmilât ol fâtiha-i sûre-i nübüvvet ve hâtime-i risâle-i risâlet sadr-nişîn-i serîr-i izz u temkîn resûl-i güzîn-i makbûl-ı rabbü’l-âlemîn habîbullâh Muhammedün resûlullâh hazretinin rûh-ı rûh-bahşâ ve cân-ı fütûh-güşâsına vâsıl olsun ki, dalîlân-ı evdiye-i taleb ve alîlân-i bâdiye-i ışk-rab olundu, levâmi‘-i envâr-ı şer‘-i mübîn ile sübül-i sûy-ı selâmete hidâyet edip mesûbât ve meşrebi beyân ve iyân ve âşikâr eylemişdir ve rıdvân-ı ilâhî ve rahmet-i nâ-mütenâhî ol cümle âl-i ethâr-ı izzet-medâr ve zümre-i büzürg-vârlarına ki azv u cihâd ve feth-i bilâd ve def‘-i zulm u fesâd ve kam‘-ı ehl-i na‘y ve inâd ve sa‘y u ictihâd edip teksîr-i me‘âlim-i hayrât-ı celîle ve tevkīr-i meberrât-ı aliyye bâbında her biri sa‘y-i cemîl-i bâhir eyledi -rıdvânullâhi te‘âlâ aleyhim ecma‘în- ammâ ba‘d, bu kitâb-ı müşgîn-nikābın tahrîrine bâ‘is ve bâdî olup harem-i hazm-i pâdişâhîde neşv ü nemâ bulan muhibb-i sâdât ve sulehâ ve ulemâ’-i meşiyyü’l-hayrât ve’l-hasenât ve menşe’ü’l-meberrât ve’l-ihsân Abdurrahman b. Mustafa el-müştehir beyne’l-a‘yân Büzürg Ağa kıbelinden vech-i âtî ve tafsîl-i câ’î üzre vakf ve tesbîl için ikrâra ve hükm ve tescîl için rücû‘a vekîl olup vekâleti nehc-i şer‘î üzre Ali Bey b. Abdullah ve Hızır Bey b. Ahmed nâm bevvâbü’s-sultânî şehâdetleri ile sâbite olan fahrü’l-akrân Mehmed Çelebi b. Süleyman nâm bevvâbü’s-sultânî meclis-i şer‘de vakf-ı âtîye mütevellî nasb eyledikleri seyyidü’s-sâdât ve hüsnü’s-sa‘âdât Seyyid İsmail Çelebi b. el-merhûm Seyyid Mehmed mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer‘î kılıp müvekkil-i müşârun-ileyh hazretlerinin taht-ı tasarrufunda olan emlâkinden medîne-i Üsküdar’da sâhil-i [13b] bahrde vâki‘ iki tarafı Debbâğ Hacı Mahmud Vakfı ve bir tarafı bahr ve bir tarafı tarîk-i âm ile mahdûd olup fevkānî ve tahtânî on bâb hucurâtı ve bir ahırı ve kenîfi ve cüneyneyi ve deryâ tarafından altında kayıkhâneyi muhtevî olan mülk menzilini cemî‘-i tevâbi‘i ile ve yine Dârü’s-saltanat-ı Kostantıniyye’de Gül Câmi‘i kurbunda ebvâb-ı hısn-ı mahrûsa-i mezbûreden Yenikapı dâhilinde birbirine muttasıl on iki bâb hucurâtı altında kezâlik on iki bâb dekâkîni ve bir börekçi fırınını müştemil olup bir cânibi Vâlide Sultan’ın havuzlu hamamına ve bir cânibi merhûm Şeyh Emir Yorganî Efendi evkāfına ve bir cânibi tarîk-i âm ile hâssa müntehî olan odaların arsası ki merhûm şeyhin vakfından olup binâsı dahi harâba müşrif olmak ile cedîden binâ olunup vakf-ı mezbûra mülhak olmak şartıyla nehc-i şer‘î üzre ilhâk edip ve yine bâb-ı mezbûr hâricinde vâki‘ arsası Ayasofya evkāfından olmak ile senevîsi yüz elli akçe mukāta‘ası olan bir tarafı dahi Trablusî Yunusoğlu mülküne ve bir tarafı Bursalı zimmî Sofinos mülkü ile ve bir cânibi bahre muttasıl olup bir tarafı tarîk-i âm ile ulvî on bâb ocaklı odaları ve süflî dört bâb dükkânı ve limanı ve mahzen-i hâlî müştemil mülk ebniye ve musakkafâtı cemî‘-i tevâbi‘ ve levâhıkı ve yine nakd-i fıddî-i Osmânî râyic fi’l-vakt kırk üç bin akçeyi cümle emlâk ve kâffe-i emvâlinden ihrâc edip li-vechi’l-lâhi’l-azîm vakf-ı sahîh ile vakf edip mütevellî-i mezbûra teslîm etdikden sonra mütevellî-i mezbûr vekîl-i mezbûrun minvâl-i meşrûh üzre olan ikrârı bi’l-muvâcehe tasdîk ve akārât-ı mezbûre ve nukūd-ı ma‘hûdeyi yedinden kabz ve tesellüm edip sâir mütevellîler gibi evkāf-ı şer‘a tasarruf etdiğini tahkīk etdikden sonra vekîl-i mezbûr beyân-ı şurût-ı vakfa mutasaddî olup dedi ki, akārât-ı mezbûre icâre-i mu‘tâde ile îcâr olunup ve meblağ-ı mezbûr dahi onu on bir hesâbı üzre rehn-i kavî kefîl-i melî birle istirbâh ve istiğlâl olunup hâsıl olan icârât ve irbâh hîn-i hayâtda müvekkilime meşrût olup vefâtından sonra câmi‘-i mezbûr kurbunda medfûn silsile-i Nakşibendî’den kutbü’l-ârifîn mürşidü’s-sâlikîn merhûm-ı mezbûr Şeyh Yorganî Emir Mehmed Efendi zâviyesinde vâki‘ mescid-i şerîf ve ma‘bed-i latîfde her kim imâm olursa icâre-i mezbûre ve irbâh-ı mezkûreden yevmî bir akçe vazîfe ile akīb-i salât-ı subhda rûh-ı vâkıf için bir sûre-i Yâsîn-i şerîf tilâvet ide ve yine yevmî bir akçe ile akīb-i salât-ı zuhrda bir sûre-i Fâtiha ve yine bir akçe ile akīb-i salât-ı asrda bir sûre-i Âmme ve yine bir akçe vazîfe ile akīb-i salât-ı mağribde bir kere sûre-i İzâ vaka‘a’t ve yine yevmî bir akçe ile akīb-i salât-ı işâda bir sûre-i Mülk kırâ’at edip yevmî beş akçe vazîfeye mutasarrıf ola ve yine hamele-i Kur’ân-ı azîmden bir kimesne yevmî iki akçe ile şeyh-i mezbûrun üzerine vâkıf-ı mezbûr rûhiçin bir kere sûre-i En‘âm-ı şerîf tilâvet edip ve merhûm ve mezbûr üzerinde mahfûz olup ve erbâbü’l-hayrât ve ashâb-ı hasenâtdan vakf etdikleri kütüb-i medlûlenin hâfızı olan şahsa hizmeti mukābelesinde yevmî iki akçe verile ve yevmî iki akçe dahi zâviye-i mezbûrede sakā yerde ebnâ-i sebîle ıskā eden kimesneye verile ve yine mescid-i mezbûrda on nefer kimesne müctemi‘în olup rûh-ı vâkıf için yevmî bir cüz’-i şerîf kırâ’at edip yevmî ikişer akçe verile ba‘de tamâmi’l-Kur’ân içlerinden bir kimesne du‘â edip üç akçe verile ve yine vakt-i mezbûrede iki kimesne dahi yevmî ikişer akçe ile vâkıfın ebeveyn rûhu için bir cüz’-i şerîf tilâvet edeler ve bir kimesne bir akçe ile noktacı olup hizmetine müdâvemet etmeyenlerin vazîfelerini ketm için nokta kona ve hüddâm-ı vakf-ı mezbûrun birisi nokta konmada ihmâl etmeye ve bir rüşd-i reşâd ile mevsûf kimesne emânet ve diyâneti zâhir ve muhâsebe verip almağa kādir kimesne mütevellî-i mezbûrdan sonra mütevellî ola, ammâ mâdâme ki mezbûr İsmail Çelebi hayâtda ola mütevellî ola cihet-i tevliyet yevmî beş akçe ola ve bir ehl-i kalem ve sâhib-i rakam kimesne yevmî üç akçe ile kâtib ola ve bir mücid ve sâ‘î kimesne yevmî iki akçe ile câbî ola ve tevliyet-i mezbûre zâviye şeyhi olana meşrûta ola ve tilâvet-i eczâ-i kerîme zikr olunan zâviye mescidinin imâm ve mü’ezzin ve kayyum ve hatîbinden ve sâir erbâb-ı cihâtdan müstehık var iken hâricden kimesneye verilmeye ve bunlardan ziyâde kalırsa veya bunlardan müstehık bulunmaz ise mütevellî ve nâzır ma‘rifeti ile hâricden müstehıkkına verile ve her kim Dârü’s-sa‘âde [Ağası] olursa vakf-ı mezbûra nâzır olup cihet-i nezâret yevmî beş akçe olup sene ber-sene hak ve adl üzre mütevellînin muhâsebesin görüp ihmâl etmeye ve yevmî iki akçe vazîfe zâviye-i mezbûrede hizmet eden bacıların bir aslahına verile ki her gün rûh-ı vâkıf için beş yüz İhlâs-ı şerîf ve beş yüz salavât-ı şerîfeye meşgūl ola ve masârıf-ı mezkûreden bâkī kalan icâre ve erbâh kalîl ve kesîr her ne ise aslâ zam olunup mürûr-ı ezmânla kūt ve zada müsâ‘ade geldikçe eczâ-i şerîfe otuz olunca ziyâde etmeğe mütevellî me’zûn ve murahhas ola ve cihât-ı merkūme merhûmun zâviyesinde sâkin olanlara meşrûta ola dediğinde beyân-ı vakfı itmâm ve iyân-ı şurûtu ikmâl ve kat‘-ı kelâm etdikden sonra vekîl-i müşârun-ileyh vakf-ı sâlifü’z-zikrden rücû‘-ı ilhâda ve mütevellî üzerine da‘vâ [14a] ve mâ fi’l-hayrından ifâde edip dedi ki, vakfiyet-i akār re’îs-i e’imme-i kibâr ya‘ni imâm-ı a‘zam ve hümâm-ı efham katında gayr-ı lâzımdır ve nukūd-ı mezbûrenin dahi vakfiyeti ekser-i e’imme-i Hanefiye katlarında gayr-ı sahîh olduğuna binâen mütevellîsinden akār-ı mezkûr ile nukūd-ı mezbûreyi taleb ve rıbhından hâsıl olan meblağdan cihet-i tevliyet deyû aldığı ücret-i mu‘ayyenenin ecr-i mislinden ziyâde olmağın istirdâd ederin dedikde gıbbe’l-istintâk mütevellî-i merkūm cevâbında vakfiyet-i akār imâm-ı mezbûr katında gayr-ı lâzımdır ve ücret-i tevliyeti vermekden imtinâ‘ ederin deyû sadr-ı kitâb-ı sıhhat-nisâbda tevkī‘-i refî‘i vâki‘ ve hükm-i menî‘-i sâtı‘-ı hâkim ve âdil ve vâlî-i kâmil huzûr-ı âlîlerinde murâfa‘a olduklarında hâkim-i müşârun-ileyh dahi cânib-i vakfı evlâ görüp imâmeyn kavilleri üzre vakfiyet-i akārın sıhhat ve lüzûmuna ve İmâm Züfer hazretlerinden mervî olan kavl üzre vakfiyet-i nukūdun sıhhatine ve mütevellînin zımân-ı ücretinden berât-ı zimmetine hükm etdikden sonra vekîl-i mezbûr kelâmından semt-i âhara teveccüh edip gerçi vakf-ı nukūd imâm-ı ma‘hûd katında sahîhdir lâkin lüzûmu müstelzim değildir, binâen alâ zâlik meblağ-ı mezbûru mütevellîsinden tekrâr taleb ederin dedikde mütevellî-i mezbûr dahi ol meclisde cevâb verip fi’l-hakīka imâm-ı ma‘hûd katında sıhhat lüzûmu müstelzim değildir, ammâ imâmeyn-i hümâmeyn katlarında sıhhat müstelzim-i lüzûmdur, husûsen hükm-i hâkim ve teslîm-i mütevellî olmuş ola, bu takdîrde sıhhat ve lüzûm müttefikun-aleyhdir deyû hâkim-i mûmâ-ileyhden hükm taleb eyledikde hâkim-i müşârun-ileyh dahi e’imme-i eslâf-ı kibâr beyninde cârî olan kīl u kāl ma‘lûm-ı şerîfleri olmağın meblağ-ı mezbûrun lüzûmuna dahi hükm-i şer‘î etmeğin vakf-ı mezbûr vakf-ı mü’ebbed oldu, Cerâ zâlik ve hurrire fi’l-yevmi’l-hâdî aşer min Recebi’l-mürecceb li sene ihdâ ve elf.


Şuhûdü’l-hâl: Mehmed Çavuş b. ( ), Abbas Efendi, Kurd b. Ali, Hüseyin b. Mehmed, el-Hâc Ahmed b. ( ) kethüdâ, Mustafa b. Nasuh, Ahmed Bey b. ( ), İbrahim Efendi el-kadı, Mehmed Bey b. Bedreddin, Mustafa Bey b. ( ), Mahmud b. Ferhad, Behrâm b. Ali, Mustafa b. Ahmed.