|
Bab Mahkemesi 54 Numaralı Sicil (H. 1102 / M. 1691) cilt: 20, sayfa: 194 Hüküm no: 213 Orijinal metin no: [34b-1] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Hasan Beşe b. Hüseyin ve karısının tasarrufundaki vakıf menzilin devrine mütevelli tarafından engel olunmaması
Vilâyet-i Anadolu’da Kastamonu sancağında Devrekani kazâsına tâbi‘ Karalı nâm karye ahâlîsinden olup, kendi tarafından asıl ve zevcesi Muammer bt. Abdullah b. [Abdu]rrahman tarafından vech-i âtî-i mezbûre vekâlet iddi‘â eden bâ‘isü’l-vesîka Hasan Beşe b. Hüseyin nâm kimesne meclis-i şer‘-i şerîfde, mahmiye-i İstanbul’da vâki‘ merhûm Şeyhülislâm Hamîd Efendi Vakfı’na mütevellî olan Halil Ağa b. Mehmed mahzarında takrîr-i da‘vâ ve tasvîr-i müdde‘â edip, vakf-ı mezbûrdan olup mahmiye-i mezbûrede Kasab Timurhan mahallesinde bir tarafdan yine vakf-ı mezbûr ve bir tarafdan Mustafa Efendi menzili ve bir tarafdan tarîk-i hâs ve bir tarafdan tarîk-i âm ile mahdûd menzil, işbu temessük nâtık olduğu icâreteyn-i ma‘lûmeteyn ile nısfı benim ve nısf-ı âharı zevcem mezbûrun taht-ı tasarrufunda olup, mezbûre Muammer menzil-i mezkûrdan hissesi olan nısf-ı şâyi‘i âhara ferâğa beni vekîl, ben dahi vekâlet-i mezbûreyi kabûl etmemle menzil-i mezkûru asâleten ve vekâleten bedel-i misli ile âhara ferâğ murâd eylediğimde, mütevellî-i mezbûr mâni‘ olup suâl olunup vech-i muharrer mâni‘ olmamak üzre tenbîh olunmak matlûbumdur dedikde, gıbbe’s-suâl mütevellî-i mesfûr [cevâbında] kaziyye minvâl-i meşrûh üzre olduğunu ikrâr, lâkin müdde‘î-i mezbûrun vech-i muharrer vekâletin inkâr edicek, müdde‘î-i mezbûrdan vekâlet-i mahkiyesini mübeyyin beyyine taleb olundukda, udûl-i müslimînden olup kazâ-i mezbûra tâbi‘ Pazarköyü’nden Mustafa b. Ali ve fi’l-asl Kastamonu ahâlîsinden olup mahmiye-i mezbûrda Monla Hüsrev mahallesinde sâkin Mehmed b. Abdurrahman nâm kimesneler li ecli’ş-şehâde meclis-i şer‘a hâzırân olup isre’l-istişhâd, fi’l-hakīka müdde‘î-i mezbûrun zevcesi merkūme Muammer bt. Abdullah b. Abdurrahman menzil-i mezkûrdan nısf hissesini bâ-izn-i mütevellî âhara ferâğ ve tefvîze mezbûr Hasan Beşe’yi bizim huzûrumuzda vekîl edip, ol dahi vekâlet-i mezbûreyi kabûl eyledi. Biz bu husûsa bu vech üzre şâhidleriz, şehâdet dahi ederiz deyu her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iyye eylediklerinde, ba‘de’t-ta‘dîl ve’t-tezkiye şehâdetleri makbûle olmağın, mûcebiyle vekîl-i mezbûrun zevcesinin hissesine dahi bedel-i misli ile ferâğa mâni‘ olmamak üzre mütevellî-i mersûmeye tenbîh olunmağın, mâ vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu. Fi’l-yevmi’s-sâmin min Cumâdelâhire sene 1102.
Şuhûdü’l-hâl: İbrahim Çelebi [b.] Ahmed el-muhzır, Ali b. Bâli muhzır, Çavuşzâde Mehmed Efendi, Mustafa Çelebi b. Ali ve gayruhüm.
|