.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Rumeli Sadâreti Mahkemesi 106 Numaralı Sicil (H. 1067-1069 / M. 1656-1658)
cilt: 50, sayfa: 369
Hüküm no: 357
Orijinal metin no: [50b-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Ruhullah Efendi b. Sadreddinzâde Mehmed Efendi ve oğlu merhum Mehmed Emin Çelebi’nin Galata’ya bağlı Fındıklı kasabasındaki bazı emlaklarını ve bin guruşlarını vakfedip Osman Efendi b. Hasan’ı mütevelli tayin ettiği vakfiyeleri

Fazîletlü efendi hazretlerinin imzâsıyladır.

Bi’smillâhi’rrahmâni’rrahîm

Hamd-i belîğ ve senâ-yı bî-dirîğ ol hâlik-i kâinât ve râzık-ı mevcûdât vâkıf-ı nihân ve âşikâr âlim-i esrâr ve etvâr hudâ-yı bî-çûn te‘âlâ şânuhû ammâ yekūlûne hazretlerine lâyık ve sezâvâr ve elyak, ahrâdır ki kâffe-i kâinâtı nizâm-ı bedî‘ üzere ibdâ‘ ve âmme-i masnû‘âtı uslûb-ı menî‘ üzere ihtirâ‘ edip zübde-i a‘yânı hilâfet-i rû-yi zemîne halîk ve zümre-i insânı ma‘rifet-i rabbü’l-âlemîne tahkīk eyledi ve cevâhir-i manzûm-ı salâvât-ı bî-nihâye ve zevâhir-i menşûr-ı tahiyyât-ı bî-gāye ol sultân-ı kātıbe-i enbiyâ ve sipehsalâr ve kāfile-i âsfiyâ fâtihâ-i sûre-i nübüvvet resûl-i cemîl habîb-i Hudâ Muhammed Mustafa rûh-ı mutahharlarına olsun ki ümmetini hayrat ve hasenâta iğrâ eyledi ve vird-i bî-had ve bî-girân ve tahiyyât-ı bî-aded [ve] bî-pâyân ecille-i erbâb-ı sa‘âdet ve celâl ve e‘izze-i sa‘âdet ve iclâl ol cemâhîr-i âl ve ashâb ve meşâhîr-i ricâl-i ahbâb ervâh-ı tayyibelerine olsun ki herbiri mütevellî-i cihât-ı dîn-i mübîn ve nâzır-ı şerî‘at-ı seyyidü’l-mürselîndir rıdvânullâhi te‘âlâ aleyhim ecma‘în ve alâ men tâbe‘ahüm bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn Dâru’s-saltanati’s-seniyye mahmiye-i Kostantıniyye’de Muhtesib Karagöz mahallesinde sâkin umdetü’l-ulemâ’i’l-izâm zübdetü’l-fuzalâ’i’l-kirâm alîmü’l-ilm ve’l-hüdâ menâru’l-fazl ve’t-tukā Ruhullah Efendi b. el-mevlâ’l-merhûm Sadreddinzâde Mehmed Efendi hazretleri kendi taraflarından asâleten ve mahmiye-i Galata’ya tâbi‘ kasaba-i Fındıklı’da sâkin iken takdîr-i kadîr-i rabbânî ile vedâ‘-ı âlem-i fâni eden necl-i necîbleri merhûm Mehmed Emin Çelebi’nin vech-i âtî üzere vasiyy-i muhtârları olmağla vesâyeten meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihu’l-erkânda vakf-ı âti’z-zikre ve li-ecli’t-tescîl ve’l-emri’l-itmâm ve’t-tekmîl mütevellî nasb olunan Osman Efendi b. Hasan mahzarında bi’t-tav‘i’s-sâf ikrâr ve i‘tirâf edip kasaba-i mezbûrede vâki‘ etrâf-ı erba‘ası tarîk-ı âm ile mahdûd arsasının senede merhûm ve mağfûrun-leh Molla Çelebi Vakfı’na üç yüz akçe mukāta‘ası olup izn-i mütevellî ve kendi mâlım ile mukaddemâ mülküm olmak üzere binâ eylediğim bir bâb kasab ve bir bâb bakkal ve bir bâb pazarcı ve bir bâb berber dükkânlarının ve kasab dükkânına muttasıl iki bâb küçük dükkânın ve ardında iki bâb mahzen ve yine kasaba-i mezbûrede merhûm merkūm Molla Çelebi Câmi‘-i şerîfi kurbünde mukāta‘a ile arsası vakf-ı mezbûrdan tasarrufumda olup ve binâsı mülküm olan menzilin dâhilinde vâki‘ iki tarafı menzil-i mezbûr ve bir tarafı vakf-ı mezkûrun akārâtı ve bir tarafı iskele tarafında olan vakf-ı mezkûrun arsa-i hâliyesi ile mahdûd hisseli bir bâb şem‘hânenin binâlarını cümle tevâbi‘ ve levâhıkı ile ve oğlum merhûm-ı merkūm Mehmed Emin Çelebi hâl-i marazında cümle mâlının sülüsü yed-i mütevellî ile ale’l-vechi’ş-şer‘î istirbâh olunup rûhi’çün yevmî on cüz’-i şerîf tilâvet olunmak üzere vasiyet ve tenfîzine beni vasiyy-i muhtâr ta‘yîn ve musırran vefât edip verâseti zevce-i metrûkesi Ümmühani Hâtun bt. Mehmed Efendi’ye ve cedde-i sahîhası Hadice Hâtun bt. el-merhûm İbrahim Efendi’ye ve evlâd-ı sıgārı Abdülkerim ve Abdülhay ve Ruhullah ve Rukiye ve bana münhasıra oldukda vasiyet-i mezbûre ale’l-vechi’ş-şer‘î müsbete olmağla verese-i kibârdan bu fakīr ve mezbûretân Hadice Hâtun ve Ümmühani Hâtun müteveffâ-yı mezkûrun terekesinden üçümüze bi’l-irsi’ş-şer‘î intik’āl eden hisselerimizden vasiyet-i mezbûreyi tenfîz etmekle ber-mûceb-i defter-i kassâm muhallefâtının sülüsü yetmiş iki bin akçe olup meblağ-ı mezbûra bu fakīr on bin akçe ve cedde-i sahîhası müşârun-ileyhâ Hadice Hâtun’a sekiz bin akçe teberru‘an zammetmekle cem‘an doksan bin akçeyi bi’l-vesâye kabz ve riyâlî guruşa tebdîl edip bin kıt‘a riyâlî guruş oldukdan sonra meblağ-ı merkūm bin kıt‘a riyâlî guruşu dahi bi’l-vesâye hasbeten lillâhi’l-ganiyyi’s-samed vakf-ı sahîh-i mü’ebbed ve habs-i sarîh-i muhalled eyledim ki zikri mürûr eden şem‘hâne icâre-i mu‘accele ve müeccele-i misli ile îcâr ve mâ‘adâ dekâkîn ve mahzenler ancak icâre-i müeccele-i mislî ile îcâr olunup ve meblağ-ı ma‘dûd bin kıt‘a riyâlî guruş dahi mahmiyeteyn-i mahkiyyeteynde? yed-i mütevellî ile onu on bir buçuk hesâbınca müstedîne idâne olunup kabz-ı rehn-i kavî ve ahz-ı kefîl-i melî ve cem‘-i beynehümâda ta‘azzür mütebeyyin olursa ahyâr [ve] ahvat-ı ciheteyn üzere asıl ve fer‘i terettüb-i noksandan sıyânet emrinde ihtimâm kemâ yenbeğī tamâm oldukdan sonra hîn-i ahz u i‘tâda ve mahall-i istirbâh ve istinmâda ehallâhü’l-bey‘a ve harreme’r-ribâ nass-ı katı‘-ı şerîfini nasb-ı ayn-ı mu‘âmele edip mahzûr-ı ribâdan ibâ ve mahtûr ve mübâhî halt ile habtdan ittikā için [51a] ta‘lîm-i ulemâ-i dîn mûcebince teselsül-i şühûr ve a‘vâm oldukça devr-i şer‘î dâim olup bi-fazlillâhi te‘âlâ hâsıl olan rey‘ ve gılâlden mücevvid ve ehl-i Kur’ân otuz nefer kimesneye yevmî birer buçuk akçeden külle yevm kırk beş akçe verilip zikrolunan Molla Çelebi Câmi‘-i şerîfinde on beş nefer kimesnesi ba‘de salâti’s-subh cem‘ olup eczâ-i şerîfe-i mevkūfeden herbiri alâ vechi’t-tertîl ve’t-tekmîl birer cüz’-i şerîf tilâvet edip iki cüz’-i şerîfin sevâb-ı tilâvetini resûl-i ekrem nebiyy-i efham sallâllâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin rûh-ı pür-fütûh-ı münevverelerine ihdâ eyleyeler ve iki cüz’-i şerîfin sevâb-ı tilâvetini diyâr-ı ademden memleket-i vücûda kadem basmağa bâ‘is-i sûrî olan vâlideynim müşârun-ileyh Sadreddinzâde Mehmed Emin Efendi’nin ve merhûme Selçuk Hâtun bt. el-merhûm Şemseddin Paşa rûhlarına hibe eyleyeler ve bir cüz’-i şerîfin sevâbını cedd-i emcedim merhûm Sadreddin Efendi b. el-merhûm Ruhullah Efendi rûhuna ve bir cüz’-i şerîfin sevâbını merhûme vâlidem Selçuk Hânım’ın vâlid-i mâcidi Şemseddin Paşa b. el-merhûm Şeyh Habib Efendi rûhuna hibe eyleyeler ve iki cüz’-i şerîfin sevâbını hâlâ zevcem fahrü’l-muhadderât Hâmide Hâtun bt. el-mevlâ’l-merhûm Kara Çelebizâde Mahmud Efendi rûhuna ihdâ eyleyeler ve beş cüz’-i şerîfin sevâbını dahi bana hibe eyleyeler ve on beş nefer kimesnesi ba‘de edâ’i salâti’z-zuhr câmi‘-i mezbûrda cem‘ olup birer cüz’-i şerîf tilâvet edip ol cüz’-i şerîfin sevâb-ı tilâvetini evvelâ sultân-ı kevneyn ve fahrü’l-âlemîn Muhammed Mustafa aleyhi mine’s-salâvât mâ-hüve’l-evfâ hazretlerinin merkad-i münevver ve meşhed-i mu‘attarlarına ve sâniyyen oğlum merhûm-ı merkūmun rûhuna hibe eyleyeler ve iki cüz’-i şerîfin sevâb-ı tilâvetini oğlum merkūmun vâlidesi zevcem merhûme Safiye Hâtun bt. el-merhûm Molla Çelebi rûhuna hibe eyleyeler ve üç cüz’-i şerîfin sevâb-ı tilâvetini merhûme-i mezbûre Safiye Hâtun’un vâlidi merhûm Molla Çelebizâde Mehmed Efendi b. el-merhûm Şems Efendi ve Hadice Hâtun bt. el-merhûm İbrahim Efendi rûhlarına ihdâ eyleyip her gün otuz nefer kimesne vakteyn-i mezbûreynde bir hatm-i şerîf tilâvet eyleyeler vakf-ı mersûma oğlum merhûm-ı merkūm Mehmed Emin Çelebi’nin necl-i necîbi Abdülkerim Çelebi mütevellî olup cihet-i tevliyet yevmî altı akçe vazîfeye mutasarrıf ola ve ba‘de vefâtihî ebnânın eslahı ve ebnâ-i ebnânın eslahı batnen ba‘de batnin ile’l-inkırâz mütevellî olup vazîfe-i mezbûreye mutasarrıf olalar ba‘de inkırâzi’l-ebnâ benâtımın kebîre ve sâlihası ve evlâd-ı benâtımdan ve evlâd-ı evlâd-ı benâtımdan tevliyete ehil olanı mütevellî olup vazîfe-i mezbûreye mutasarrıf ola ve ba‘de’l-inkırâz ne‘ûzü bi’llâh min kahri’l-feyyâz câmi‘-i mezbûrda her kim mütevellî olursa vakf-ı merkūma dahi ol kimesne mütevellî ola ve masârıf-ı mezbûreden fazla ne kalırsa yed-i mütevellîde hıfz olunup dekâkîn-i mezbûrenin muhtâc-ı meremmet olan mahalleri imâret ve meremmet olundukdan sonra ziyâdesin benim evlâdım ve evlâd-ı evlâdım ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdım iştirâk-i seviyy üzere mutasarrıf olalar ve mademki libâs-i hayâtı lâbis olam vakf-ı mezbûra hasbî nâzır olup sem‘-i rûh-ı revânım yâ eyyetühe’n-nefsü’l-mutma’inneh irci‘î ilâ rabbike râzıyyeten marzıyye nidâsın gûş etdikde zevcem mûmâ-ileyhâ Hâmide Hâtun hasbî nâzıra ola onlar dahi câm-ı fenâ-encâmı nûş etdikde bâlâda beyân olunduğu üzere tevliyet-i meşrûta olduğu gibi nezâret dahi ebnâma ve ebnâ-i ebnâma ba‘de’l-inkırâz benâtıma ve evlâd-ı benâtıma batnen ba‘de batnin meşrûta ola ba‘de inkırâzi’l-kül câmi‘-i mezkûrun evkāfına nâzır olanlar vakf-ı mezkûra dahi nâzır olalar vakf-ı mezbûrun merreten ba‘de uhrâ tebdîl ve tağyîri ve nukūd-ı mezkûreyi akār-ı nâfi‘a tebdîl yedimde ola eğer bi-emri’llâhi te‘âlâ akār-ı nâfi‘ iştirâsı benim hayâtımda müyesser olmazsa evlâdımdan mütevellî olanlar nukūd-ı mezkûreyi re’y-i hâkimü’l-vakt ile akār-ı nâfi‘a tebdîl eyleyeler ve mürûr-ı eyyâm ile icrâ-yı şerâit müte‘azzir olursa galle-i mezbûra mutlaka fukarâ-ı Müslimîne sarf oluna deyip ebniye-i mezkûreyi ve meblağ-ı ma‘hûdu fâriğan ani’ş-şevâgil târih-i kitâbdan bir ay mukaddem mütevellî-i mezbûra teslîm ol dahi vakfiyet üzere tesellüm ve mütevellîlerin sâir evkāfda tasarrufları gibi tasarruf eyledi dedikde gıbbe’t-tasdîkı’ş-şer‘î vâkıf-ı ârif-i kesîru’l-eltâf inân-ı kelâmını cânib-i rücû‘ ve istirdâda sârif olup evvelâ bir cihet-i hayra mevkūfe arsanın cihet-i uhrâya vakfiyeti bazı meşâyih-i izâm re’y-i şerîflerinde câiz olmayıp sâniyyen vakf-ı derâhim ve denânîr inde’l-eimmeti’s-selâseti’n-nehârîr bâtıl ve ona mübtenî olan şurût ve kuyûd sıhhat ve kabûlden âtıl olmağın bi’l-âsale ve’l-vesâye vakf-ı mezbûrdan rücû‘ eyledim ebniye-i mezbûre ile meblağ-ı mezbûru ve mütevellî-i mezkûrun bir ayda vazîfe-i tevliyet deyu aldığı yüz seksen akçenin ecr-i mislinden zâid olan seksen akçeyi mütevellî-i merkūmdan taleb ederin ve meblağ-ı ma‘hûdu âhar vücûh-ı hayrâta sarf ederin dedikde gıbbe’l-istintâk mütevellî-i merkūm mahalle mülâyim cevâb-ı bâ-savâba âzim olup bir cihete mevkūfe arsa üzerinde binâ cihet-i uhrâya vakıf olunsa bazı meşâyih-i izâm ve fukahâ-yı zevi’l-ihtirâm ikisinin hayrda ittihâdına nazar edip sıhhat ve cevâzına zâhib olduklarından mâ‘adâ hümâm-ı cennet-makar İmâm Züfer -tayyeballâhü madca‘ahû bi’l-miski’l-ezfer- hazretlerinden dâric-i medâric-i rahmet-i bârî İmâm Ensârî rivâyeti üzere vakf-ı nukūd ve zımnında olan şurût ve kuyûd sahîh ve câiz ve ol re’y üzere hüküm eden hâkim ecr-i cezîle hâiz olup fî zamâninâ fetvâ ve emr-i sultân-ı cihân onun üzerine olmağla vazîfe-i tevliyet deyu aldığım meblağ-ı mezbûr hakk-ı sarîhimdir deyu red ve teslîmden imtinâ‘ ve husûmet ve nizâ‘ edip işbu kitâb-ı müşkîn-nisâbda tevkī‘-i vakī‘i ve hat ve hatem-i refi‘i vâki‘ olan âlim-i âmil ve fâzıl-ı kâmil şerîh-i mu‘âdil lâ zâle fâsılan beyne’l-hak ve’l-bâtıl huzûr-ı şerîflerinde müterâfi‘ân ve fasl ü hasma tâlibân olduklarında hâkim-i müşârun-ileyh -esbağallâhü ni‘amehû aleyh- edille-i cânibeyne nazar ve mennâ‘un li’l-hayr olmakdan hazer edip binâ-i merkūmun ve nukūd-ı mastûrenin sıhhat-i vakfiyetine ve zamân-ı zâid-i mezbûrdan mütevellî-i mezkûrun berâ’et-i zimmetine hükmettikden sonra vâkıf-ı ârif-i müşârun-ileyh lâ zâle bi’l-izzi müşârun-ileyh zimâm-ı kelâmını semt-i âhara atfedip eğerçi hükm-i mezbûr ile vakfa sıhhat ve mütevellîye kuvvet hâsıl oldu lâkin inde’l-imâmi’l-a‘zam ve’l-hümâmi’l-akdem Ebî Hanife el-Kûfî cüziye hayru’l-cezâ ve kûfiye sıhhat müstelzim-i lüzum olmayıp rücû‘ emr-i meşrû‘ olmağın tekrâr rücû‘ eyledim binâ-i mezbûr ile nukūd-ı mastûrenin bana teslîmine mütevellîye tenbîh olunmak murâdımdır dedikde mütevellî-i merkūm tekrar cevâba tasaddî edip hükm-i hâkim-i ârif mahall-i ictihâda müsâdif olsa [51b] ol hüküm nâfiz ve mübrem ve bi’l-icmâ‘ makbûl ve müsellem olup sâir hükkâma kabûlü lâzım ve âmme-i vülâta tenfîz ve imzâsı emr-i mütehattimdir mâ nahnü fîhde çünkü sıhhat-i vakf-ı nukūd İmâm Züfer hazretleri kavli üzere ve sıhhat-i vakf-ı binâ bazı meşâyih-i izâm kavilleri üzere cârîdir sıhhat bilâ-şübhe sâir eimme-i kirâmın mezheb-i güzînlerine sârîdir asl-ı vakıfda sıhhat ol vechile mukarrar olucak fâzıl-ı samedânî Hazret-i Ebû Yusuf eş-şehîr bi’l-imâmi’s-sânî re’y-i şerîfleri üzere mücerred vakaftü demekle ve âlim-i rabbânî İmâm Muhammed b. el-Hasan eş-Şeybânî re’y-i rezînleri üzere ba‘de’l-vakf teslîm ile’l-mütevellî olmağla vakıf lâzım olup mecâl-i istirdâd muhâldir deyu nizâ‘ edip tekrar murâfa‘a olduklarında hâkim-i müşârun-ileyh hazretleri dahi imâmeyn-i hümâmeyn re’y-i şerîfleri üzere vakf-ı mezbûrun lüzûmuna dahi hükmedip hükm-i sâbıkını ihkâm etmekle vakf-ı mezbûr alâ cemî‘i’l-mezâhim sahîh ve lâzım oldu fe men beddelehû ba‘demâ semi‘ahû fe-innemâ ismühû ale’l-lezîne yübeddilûnehû innallâhe semî‘un alîm ve ecru’l-vâkıf ala’llâhi’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm cerâ zâlike ve hurrire

Fi’l-yevmi’t-tâsi‘ aşer min-Şevvâli’l-mükerrem li-sene seb‘a ve sittîn ve elf min hicreti men lehü’l-izzü ve’ş-şeref.

Şühûdü’l-hâl: Umdetü’l-müderrisîni’l-kirâm Ali Efendi eş-şehîr bi-Vanî, Zübdetü’l-müderrisîni’l-kirâm Mustafa Efendi eş-şehîr bi-Câlisizâde, Fahrü’l-müderrisîni’l-kirâm Mustafa Efendi eş-şehîr bi-Çavuşzâde, Fahrü’l-müderrisîni’l-kirâm Nimetullah Efendi b. el-merhûm Mehmed Efendi eş-şehîr bi-Sadreddinzâde, Fahrü’l-müderrisîni’l-kirâm Mustafa Efendi b. Mustafa eş-şehîr bi-Çavuşzâde, Fahrü’l-müderrisîn Mustafa Efendi b. el-Hâc Ömer, Fahrü’l-müderrisîn Hüseyin Efendi b. Ahmed, Fahrü’l-kuzât Ali Efendi el-Kādî bi-Tırhala, Fahrü’l-müderrisîn Ömer Efendi b. eş-Şeyh Mustafa Efendi, Fahrü’l-müderrisîn Hüseyin Efendi b. Salih Mehmed Efendi, Fahrü’l-a‘yân Halil Ağa b. Mehmed, Fahrü’l-müderrisîn Mustafa Efendi b. Süleyman, Umdetü’l-müderrisîn Hüseyin Efendi b. Haydar, Fahrü’l-kuzât Abdullah Efendi el-ma‘rûf bi-Hecîzâde, Fahrü’l-kuzât es-Seyyid Mehmed Efendi b. es-Seyyid İbrahim, Fahrü’l-kuzât Ebûbekir Efendi b. Hanefi Efendi, Fahrü’l-kuzât Mehmed Efendi [b.] es-Seyyid Abdullah Efendi, Fahrü’l-müderrisîn Pîr Mehmed Efendi b. Mustafa el-Edremidî, es-Seyyid Mehmed Bedi b. el-merhûm es-Seyyid Mehmed Refi, Fahrü’l-müderrisîn Musa Efendi b. ( ), Fahrü’l-kuzât Mehmed Efendi b. Mustafa, Fahrü’l-kuzât Halil Efendi b. İsmail Efendi, Fahrü’l-müderrisîn Ali Efendi b. Hayreddin, Fahrü’l-kuzât Ali Efendi Atinavî, Ârif Mehmed Çelebi b. Halil Efendi, Hasan Çavuş b. Abdullah, Fahrü’l-akrân Hüseyin Bey b. Abdullah, Ali b. Abdullah ve gayruhüm mine’l-[hâzırîn.]