.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Rumeli Sadâreti Mahkemesi 127 Numaralı Sicil (H. 1090-1091 / M. 1679-1680)
cilt: 55, sayfa: 349
Hüküm no: 321
Orijinal metin no: [96b-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Afîfe Hanım bt. İsmail Paşa tarafından Emine ve Ümmühani adlı hatunlardan satın alınan cariye ayıplı çıktığından iade olunup ödenen parasının Afife Hanım’a teslim edilmesi

Mahmiye-i İstanbul’da Demirkapı kurbünde sâkine fahrü’l-muhadderât Afîfe Hanım bt. el-merhûm İsmail Paşa tarafından husûs-ı âti’l-beyâna vekîl olup zât-ı mezbûreyi ma‘rifet-i şer‘iye ile ârifân olan yine tevâbi‘inden Ali b. Abdullah ve diğer Ali b. Mehmed şehâdetleriyle şer‘an vekâleti sâbite olan Mehmed b. İsmail meclis-i şer‘-i hatîr-i enverde mahmiye-i mezbûrede Ereğli Mahallesi’nde sâkine Emine bt. Abdullah ve kebîre kızı Ümmühani bt. İbrahim nâm hatunlar muvâcehelerinde bi’l-vekâle üzerlerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip mezbûretân Emine ve Ümmühani bt. İbrahim nâm hatunlar muvâcehelerinde bi’l-vekâle üzerlerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip mezbûretân mür[â]hika câriyelerini cemî‘ uyûbdan sâlime olmak üzre altı yüz esedî guruşa müvekkilem mezbûreye bey‘ ve teslîm ol dahi iştirâ ve kabûl ve teslîm-i semen-i mezkûr etmişidi lâkin müvekkilem mezbûre câriye-i mezkûrenin gerdânının sağında marazı olduğuna muttali‘a olmuşdur maraz-ı mezbûr kadîm ve inde’t-tüccâr noksan-ı semen îcâb eder uyûbdan olmağla reddolunup semen deyü verdiği meblağ-ı mezbûrun alıverilmesi bi’l-vekâle matlûbumdur dedikde câriye-i mezkûre evvelâ teveccüh-i husûmet için bu makūle emrâzı teşhîse kıbel-i Saltanat-ı Aliyye’den ta‘yîn olunan hâssa etibbâdan Mustafa Efendi b. Ahmed ve Abdullah Efendi b. Mustafa’ya irâet olundukda onlar dahi ba‘de’n-nazar fi’l-hakīka câriye-i mezbûre maraz-ı mezkûra mübtelâtdır deyü her biri meclis-i şer‘de haber vermeğin gıbbe’s-suâl mezbûretân Emine ve Ümmühani cevâblarında fi’l-hakīka târih-i mezkûrda câriye-i mezkûreyi cemî‘ uyûbdan sâlime olmak üzre altı yüz esedî guruş semen-i makbûza bey‘ ve teslîm eylediklerini ikrâr lâkin ayb-ı mezbûrun kıdemini inkâr edicek müdde‘î-i mezbûrdan ayb-ı mezbûrun kıdemine beyyine taleb olundukda mezbûrân Mustafa Efendi ve Abdullah Efendi li-ecli’ş-şehâde meclis-i şer‘a hâzırân olup isre’l-istişhâd fi’l-vâki‘ câriye-i mezkûrede mevcûd olan gurre marazı doksan günden ekalde hâdis olur değildir kadîmdir biz bu husûsa bu vech üzre şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyü her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iye eylediklerinde ba‘de’t-ta‘dîl ve’t-tezkiye şehâdetleri makbûle oldukdan sonra mezkûre Afîfe Hanım muhadderâtdan olup meclis-i şer‘a huzûru müte‘azzire olmağla mezkûreyi tahlîf için savb-ı şer‘-i kavîmden irsâl olunan Mehmed Efendi b. Mustafa merkūme Afîfe Hanım’ın mahmiye-i mezbûrede Sultân Mehmed Han Câmi‘-i Şerîfi kurbünde vâki‘ müsâferet vech üzre sâkine olduğu menzile varıp zeyl-i kitâbda muharrerü’l-esâmî Müslimîn huzûrunda akd-i meclis-i şer‘-i mübîn etdikden sonra mezkûretân Emine ve Ümmühani huzûrunda zâtını ârifân umdetü’l-mev[â]lî Ahmed Efendi b. Şeyh Ali ve Ali Bey b. Mehmed ta‘rîfleriyle mu‘arrefe olan merkūme Afîfe Hanım’a ayb-ı mezbûra ba‘de’l-ıtlâk [ıttılâ‘] câriye-i mezkûreye mütedâvât ve istihdâm etmeyip ve’l-hâsıl kavlen ve fi‘ilen kabûlü müş‘ir kendüden vaz‘ sâdır olmadığına merkūme Afîfe Hanım’a yemîn teklîf etdikde ol dahi hasbe’l-mesûl yemîn billâhi’l-aliyyü’l-a‘lâ etmeğin vâki‘ hâli mezbûr Mehmed Efendi mahâllinde ketb ve terkīm edip ba‘dehû ma‘an irsâl olunan Ahmed b. Mehmed ve Kenan b. Abdullah ile meclis-i şer‘a gelip alâ-vukū‘ihî inhâ ve takrîr etmeğin câriye-i mezbûreyi edâ [i‘âde] olunup semen olmak üzre makbûzları olan meblağ-ı mezbûru mezkûre Afîfe Hanım’a def‘ ü teslîme mezbûretâna tenbîh olunup vâki‘ hâl ketb olundu.

Fi’l-yevmi’s-sânî min-Rebî‘i’l-âhir li-sene ihdâ ve tis‘în ve elf.

Şuhûdü’l-hâl: Zahru’l-mevâlî Ahmed Efendi b. Şeyh Ali, Mustafa Efendi b. Hasan el-Eyyûbî, Mehmed Yümnî Efendi b. Mustafa, İbrahim Çelebi b. Hasan, İsmail b. Halil, Mehmed Ağa b. İsmail, Ali Bey b. Mehmed, Ahmed Efendi b. Ali ve gayruhum mine’l-hâzırîn.