.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Rumeli Sadâreti Mahkemesi 127 Numaralı Sicil (H. 1090-1091 / M. 1679-1680)
cilt: 55, sayfa: 364
Hüküm no: 339
Orijinal metin no: [75a-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Kenan Ağa b. Abdullah’ın bir kısım emlâk ve arazilerini Yusuf Ağa b. Mahmud’a sattığı

Vilâyet-i Rumeli’nde Karinâbâd kasabası ahâlîsinden olmağla hâlâ bi-tarîkı’l-müsâfere mahmiye-i İstanbul’da Çardaklı Hamamı kurbünde sâkin olup mahmûdü’l-hâl olduğu zeyl-i kitâbda muharrerü’l-esâmî olan Müslimîn ihbârlarıyla lede’ş-şer‘i’l-münîf zâhir ve müte‘ayyin olan fahrü’l-akrân Kenan Ağa b. Abdullah nâm kimesne meclis-i şer‘-i şerîf-i Ahmedî ve mahfil-i dîn-i münîf-i Muhammedî’de hâris-i mühr-i devlet câlis-i rütbe-i aliyye-i Sadâret vezîr-i Bercîs-fıtnat müşîr-i Behram-savlet sa‘âdetli Mustafa Paşa yesserallâhu te‘âlâ mine’l-hayrâti mâ-yeşâ’ hazretlerinin ser-çeşmeleri olan umdetü’l-emâcid ve’l-ekârim zübdetü’l-mehâmid ve’l-mekârim bâ‘isü hâze’l-kitâb Yusuf Ağa b. Mahmud mahzarında bi’t-tav‘i’s-sâf ikrâr ve takrîr-i kelâm edip kasaba-i mezbûrede Karasulu Mahallesi’nde vâki‘ etrâf-ı erba‘adan tarîk-ı âm ile mahdûd olup hâriciyede <> fevkānî nîm sofalı ve yanı yazlıklı bir kebîr oda ve bacalı üç bâb hizmetkâr odası ve bacasız bir bâb oda ve zikrolunan odalar önünde kanavât-ı müsennât ile binâ olunmuş mâ-i cârî ve yine zikrolunan odalar karşısında bir mikdâr kovanlı? lahana bostanı ve taş duvarlı bir kebîr at ahırı ve yanında bir sâyebânı ve bir kebîr porta ve bir kebîr öküz ahırı ve harem kapısı kurbünde bir inek ahırı ve altı anbâr ve beş bâb hizmetkâr odası ve saz pûşîde bir hergele sâyebânı ve bir kebîr samanlık ve bir kebîr porta ve havliden taşra bir lahana bostanlığı ve dâhiliyede nîm sofalı münakkaş bir kebîr oda ve bir küçük kiler ve tahtânî bir pirinç anbârı ve bir dakīk anbârı ve bir matbah ve câmekânlı bir mükemmel hamam ve kanavât-ı müsennât ile binâ olunmuş mâ-i cârî ve bir kovanı? ve üç tabakalı bir kule ve kule karşısında eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmire bahçe ve bir güvercinlik ve taş duvar üzerinde sundurmasıyla bir yazlık ve altında bir fırını müştemil olan mülk menzilimi sagīr oğullarım Mustafa ve Ahmed ve Hasan’dan her birinin hisselerini ifrâz ve alâmât-ı fâsıla vaz‘ ü ta‘yîn eylediğimden sonra her birine müfrez hisseleriyle Sekbân Deresi suyu ile dâir üç göz değirmenimin dahi her birini birine hîbe ve velâyeten kabz etmişidim lâkin emlâk-i mezbûreyi semen-i misilleri ile bey‘ oğullarım sıgār-ı mezbûrûn hakkında evlâ ve enfa‘ olmağın husûs-ı mezbûr hâlâ şeyhu meşâyihi’l-İslâm müfti’l-enâm sa‘âdetli Ali Efendi hazretlerinden istifsâr olundukda mahmûdü’l-hâl olan Zeyd sagīr oğlu Amr’ın mülk menzilini semen-i misli ile Bekir’e bey‘ ve teslîm eylese Amr bâliğ oldukda ol menzili Bekir’den almağa kādir olur mu el-cevâb olmaz deyü buyrulduğuna binâen ba‘de’l-izni’ş-şer‘î yine menzil-i mahdûd-ı mezbûru cümle tevâbi‘iyle velâyeten semen-i misli olan iki bin esedî guruşa ve değirmenlerin her biri ikişer yüz kırkar guruş olmak üzre üç değirmeni yedi yüz yirmi esedî guruşa mezbûr Yusuf Ağa’ya [bey‘ edip ol] dahi iştirâ ve kabûl eylediğinden sonra benim dahi eşyâ-i memlûkemden olup der-anbâr olan iki bin keyl buğday ve arpa ve alef ve burçağımı sekiz yüz esedî guruşa ve Karaorman Deresi suyuyla dâir bir göz değirmenimi iki yüz kırk guruşa ve Karacalar suyuyla dâir bir göz [değir]menimi dahi iki yüz kırk guruşa ve altı yüz kırk yedi re’s koyunumu beş yüz esedî guruşa ve beş çift camus öküzümü ve beş çift kara sığır öküzümü ve beş camus ineğini ve beş kara sığır ineğini ve beş arabamı ve sâir adedi beynimizde ma‘lûm hergele bargirlerini dahi beş yüz esedî guruşa bey‘ ve temlîk ve akd-i âti’z-zikrin sudûruna değin taht-ı tasarrufumda olup kasaba-i mezbûre sınırı dâhilinde Doğancı Yolu nâm mevzi‘de vâki‘ etrâf-ı erba‘adan Doğancı Yolu ile mahdûd olup tahmînen altmış keyl tohum isti‘âb eder bir kıt‘a tarlamı ve Tuzla Yolu kurbünde vâki‘ etrâf-ı erba‘adan Tuzla Yolu ve Ahmed Beşe ve Söğüd Deresi’yle mahdûd ve tahmînen elli keyl tohum isti‘âb eder bir kıt‘a tarlamı ve bir tarafdan Karancık ve etrâf-ı selâsesi cebel ve Mustafa Bey tarlası ile mahdûd ve tahmînen yetmiş keyl tohum isti‘âb [eder] bir kıt‘a tarlamı ve Ahmed Beşe korusunda vâki‘ etrâf-ı erba‘adan koru ve bir tarafdan Keskekoğlu tarlası ile mahdûd ve tahmînen seksen keyl tohum isti‘âb eder bir kıt‘a tarlamı ve yine Karancık nâm mevzi‘de vâki‘ etrâf-ı erba‘adan Karancık ve Kara İbrahimoğlu tarlasıyla mahdûd ve tahmînen altmış keyl tohum isti‘âb eder bir kıt‘a tarlamı ve Taşköprü’de vâki‘ etrâf-ı erba‘adan İskenderli Yolu ve el-Hâc Yusuf tarlasıyla <> ve tahmînen yirmi keyl tohum isti‘âb eder bir kıt‘a tarlamı ve Söğüd Deresi’nde vâki‘ kezâlik etrâf-ı erba‘adan Söğüd Deresi ve el-Hâc Yusuf ve Kenanoğlu tarlaları ile mahdûd ve tahmînen otuz keyl tohum isti‘âb [eder] bir kıt‘a tarlamı ve koru altında vâki‘ kezâlik etrâf-ı erba‘adan Sekbân Köyü yolu ve dere ve Mehmed Sipâhi tarlasıyla mahdûd ve tahmînen altmış keyl tohum isti‘âb eder bir kıt‘a tarlamı ve sâir hudûd ve kat‘ı beynimizde ma‘lûm tarla ve çayırlarımı dahi ma‘rifet-i sahib-i arz ile beş yüz kıt‘a esedî guruş bedel mukābelesinde mûmâ-ileyh Yusuf Ağa’ya ferâğ ve tefvîz ol dahi minvâl-i muharrer üzre iştirâ ve tefevvüz ve kabûl eylediğinden sonra emlâk-i mezbûre semeni olan beş bin esedî guruş ve arâzî-i merkūme bedeli olan beş yüz guruş ki min-haysü’l-mecmû‘ beş bin beş yüz esedî guruşu mûmâ-ileyh Yusuf Ağa yedinden tamamen ahz ü kabz eyledim min-ba‘d emlâk-i mezbûre mülk-i müşterâsı ve arâzî-i merkūme hakk-ı müfevvazı olmağla her birini mahallerinde zabt ve tasarrufa mezbûr Yusuf Ağa’[yı] taslît eyledim dedikde gıbbe’t-tasdîkı’ş-şer‘î mâ-hüve’l-vâki‘ bi’t-taleb ketb olundu.

Fi’l-yevm fî-gurreti Rebî‘i’l-âhir li-sene ihdâ ve tis‘în ve elf.

Şuhûdü’l-hâl: Ahmed Ağa b. Yusuf Kırkkilise’den, Mehmed Ağa b. Abdullah tâbi‘-i sahib-i devlet, Mustafa Ağa b. Abdullah sâkin-i Kasımpaşa, el-Hâc Mustafa b. İbrahim, İbrahim Ağa b. ( ) Kırkkilise’den, Hasan b. Ahmed Karinâbâd’dan, diğer Hasan b. Mehmed Karinâbâd’dan, Mehmed Bey b. (...), Abdurrahman Çelebi (...), el-Hâ[c] Kemâl Kethudâ-yı Hazret-i Efendi.