.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Rumeli Sadâreti Mahkemesi 127 Numaralı Sicil (H. 1090-1091 / M. 1679-1680)
cilt: 55, sayfa: 366
Hüküm no: 340
Orijinal metin no: [75b-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Halil Ağa b. Mehmed’in kendisiyle oğluna miras kalan eve el koydukları iddiasıyla Gülgûn bt. Abdullah ve Belkıs bt. Abdullah adlı azatlı cariyelere açtığı davanın reddedildiği

Mahmiye-i İstanbul’da Debbağzâde Mahallesi’nde sâkine iken bundan akdem vefât eden Sâliha Hatun bt. Abdullah’ın verâseti zevc-i metrûkü Hasan Ağa [b.] Aydın’a ve sadriye kebîre kızı Rukiye’ye münhasıra olup ba‘dehâ mezbûre Rukiye dahi vefât edip verâseti babası mezbûr Hasan Ağa’ya ve zevc-i metrûkü Halil Ağa b. Mehmed’e ve sadrî sagīr oğlu Mehmed’e münhasıra olduğu şer‘an sâbit ve zâhir oldukdan sonra sagīr-i mezbûrun babası ve kıbel-i şer‘den mansûb vasîsi olan mezbûr Halil Ağa meclis-i şer‘-i hatîr-i lâzımü’t-tevkīrde müteveffât-ı mezbûre Sâliha’nın câriye-i mu‘tekaları olup menzil-i âti’l-beyâna vâzı‘ateyi’l-yed olan işbu bâ‘isü’l-kitâb Gülgûn bt. Abdullah ve Belkıs bt. Abdullah nâm hatunlar mahzarlarında üzerlerine asâleten ve vesâyeten da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip müteveffât-ı mezbûre Sâliha Hatun mahalle-i mezbûrede vâki‘ bir tarafdan ba‘zan merhûm Zeyrekzâde Efendi vakfı ve ba‘zan Ahmed Ağa ve Mehmed Ağa ve bir tarafdan mahalle-i mezbûre imâmına meşrût vakıf menzil ve iki tarafdan tarîk-ı âm ile mahdûd olup dâhiliyede fevkānî iki bâb oda ve bir sofa ve bir matbah ve tahtında bir bâb oda ve bir sofa ve bi’r-i mâ ve bir (...) ve kenîf ve mahtabı ve hâriciyede fevkānî iki bâb oda ve tahtında bir ahır ve kenîfi müştemil olan mülk menzilini maraz-ı mevtinde zevci mezbûr Hasan Ağa’ya cümle tevâbi‘iyle yedi yüz esedî guruşa bey‘ ve teslîm mezbûr Hasan Ağa dahi ba‘de’l-iştirâ ve’t-takābuz menzil-i mezbûrun semeni olan meblağ-ı mezbûr yedi yüz esedî guruşu mezbûre Sâliha Hatun zevci mezbûr Hasan Ağa’ya cihet-i karzdan zimmetinde deyni olan yedi yüz esedî guruşa takās ol dahi mukāssa ve kabûl etmekle bey‘-ı mezbûr mezbûre Sâliha Hatun’un maraz-ı mevtinde olmağla sahîh olmayıp menzil-i mahdûd-ı mezbûreyi ber-vech-i muharrer bi’l-irsi’ş-şer‘î benim ile oğlum sagīr-i mezbûra intikāl etmeğin mezbûretân Gülgûn ve Belkıs hâlâ menzil-i mezbûra bi-gayr-ı hakkın vaz‘-ı [yed] edip ve tasarruf ederler suâl olunup kasr-ı yedlerine ve bana teslîme tenbîh olunmak matlûbumdur dedikde gıbbe’s-suâl mezbûretân Gülgûn ve Belkıs cevâblarında seyyidemiz müteveffât-ı mezbûre Sâliha Hatun hâl-i hayatında ve kemâl-i akl ve sıhhatinde bin seksen sekiz senesi Cemâziyelâhire’sinin yirmi yedinci gününde menzil-i mahdûd-ı mezbûru zevci mezbûr Hasan Ağa’ya cümle tevâbi‘iyle ber-vech-i muharrer yedi yüz esedî guruşa bey‘ ve teslîm ol dahi ba‘de’l-iştirâ ve’t-tesellüm [meblağ-ı] mezbûr yedi yüz esedî guruşu <> zimmetinde zevcim mezbûr Hasan Ağa’ya cihet-i karzdan deyni olan yedi yüz esedî guruşa takās mezbûr Hasan Ağa dahi mukāssa ve kabûl ve bize hüccet-i şer‘iye dahi verip menzil-i mezbûr merkūm Hasan Ağa’nın mülk-i müşterâsı oldukdan sonra mezbûr Hasan Ağa dahi menzil-i mahdûd-ı mezbûru vakf-ı sahîh ile vakfedip evvelâ süknâsını kendü nefsine ba‘dehû bize ve bizden sonra evlâdlarımıza ve evlâdlarımızdan sonra veledü’l-âhir âhara [ba‘de’l-inkırâz] menzil-i mezbûr âhara misli ile îcâr olunup hâsıl olan icâresi Medîne-i Münevvere fukarâsına irsâl oluna deyü ta‘yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd [ve] teslîm ile’l-mütevellî edip bin doksan senesinde Rumeli Kādıaskeri olan fazîletli Hâmid Efendi hazretlerine vakfiye dahi tahrîr ettirdiğinden sonra mezbûr Hasan Ağa menzil-i mezbûrda nice eyyâm sâkin olup vefât etmekle ber-mûceb-i şart-ı vâkıf süknâ-yı menzil-i mezbûr ale’s-seviy bize intikāl etmekle ona binâen vaz‘-ı yed ederiz deyü def‘le mukābele edicek gıbbe’l-istintâk ve’l-inkâr mezbûretân Gülgûn ve Belkıs’dan ber-vech-i muharrer <> def‘-i mezbûrlarını mübeyyine beyyine taleb olundukda [udûl-i] Müslimînden olup mahalle-i mezbûre sükkânından İmâm Abdurrahman Efendi b. Zayfî ve Mehmed Çelebi b. Himmet ve Yusuf Beşe b. Abdullah nâm kimesneler li-ecli’ş-şehâde meclis-i şer‘a hâzırûn olup istişhâd olunduklarında fi’l-hakīka müteveffât-ı mezbûre Sâliha Hatun hâl-i hayatında ve kemâl-i akl ve sıhhatinde bin seksen sekiz senesi Cumâdelâhire’sinin yirmi yedinci gününde menzil-i mahdûd-ı mezbûru bizim huzûrumuzda zevcim mezbûr Hasan Ağa’ya kıymet-i şer‘îmden yedi yüz esedî guruşa bey‘ ve teslîm mezbûr Hasan Ağa dahi iştirâ ve tesellüm eylediğinden sonra menzil-i mezbûrun semeni olan meblağ-ı mezbûr yedi yüz esedî guruşu zevci mezbûr Hasan Ağa’ya cihet-i karzdan zimmetinde deyni olan yedi yüz esedî guruşa takās ol dahi mukāssa ve kabûl ve ber-vech-i muharrer yedine hüccet-i şer‘iye verip menzil-i mezbûr mezbûr Hasan Ağa’nın mülk-i müşterâsı oldukdan sonra menzil-i mezbûru mezbûr Hasan Ağa vakf-ı sahîha ile vakfedip süknâsı evvelâ kendi nefsine ba‘dehû mezbûretân Gülgûn ve Belkıs’a ale’s-seviy ve mezbûretânın evlâ[d]ına ve bunlardan sonra evlâdlarına ve evlâdlar ba‘de’l-inkırâz menzil-i mezbûr dahi misli ile îcâr olunup hâsıl olan gallesi Medîne-i Münevvere fukarâsına îsâl oluna deyü [ta‘yîn-i] şurût ve tebyîn-i kuyûd ve teslîm ile’l-mütevellî edip bin doksan senesinde Rumeli Kādıaskeri olan fazîletli Hâmid Efendi’ye vakfiye dahi tahrîr ettirdiğinden sonra mezbûr Hasan Ağa menzil-i mahdûd-ı mezbûrda nice eyyâm sâkin olup vefât etmekle süknâ-yı menzil-i mezbûr ber-vech-i şart-ı vakıf mezbûretân Gülgûn ve Belkıs’a intikāl eyledi biz bu husûsa bu vech üzre şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyü her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iye etdiklerinde ba‘de’t-ta‘dîl ve’t-tezkiye şehâdetleri makbûle olmağın mûcebince müdde‘î-i mezbûr Halil Ağa bî-vech mu‘ârazadan men‘ birle mâ-vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu.

Fi’l-yevmi’r-râbi‘ min-Rebî‘i’l-âhir li-sene ihdâ ve tis‘în ve elf.

Şuhûdü’l-hâl: Osman Bey b. Yusuf, İmâmzâde Mustafa Efendi, Mehmed Çelebi b. Haydar, Ahmed Bey el-Muhzır, Mehmed Çelebi [b.] Bevvâb-ı Sultânî, İslam Bey el-Muhzır, Mustafa Hoca b. Abdullah el-Muhzır, el-Hâc Osman Efendi b. ( ), Hasan Çelebi.