|
Rumeli Sadâreti Mahkemesi 161 Numaralı Sicil (H.1115-1116 / M. 1704) cilt: 59, sayfa: 316 Hüküm no: 284 Orijinal metin no: [73a-2] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Yağcızade Mustafa Efendi’nin babasına ait vakfı ihya ederek tescil ettirmesi
El-hamdülillâhillezî ce‘ale’s-sadakâti hayra’z-zâd ve’l-meberrât zahra yevmi’l-mî‘âd ve’s-salâtü alâ-Rasûlihî Muhammedü’l-hâdi ümmetehû ilâ-sebîli’r-reşâd ve alâ-âlihi ve ashâbihi’l-emcâd ve alâ-men tebi‘ahüm bi-ihsânin ilâ-yevmi’t-tünâd. Ammâ ba‘d işbu kitâb-ı sıhhat-nisâbın sâhibi olup mahmiye-i İstanbul’da Akbıyık mahâllesinde sâkin tâlibü’l-hayrât ve’l-hasenât ve râgıbü’s-sadakât ve’l-meberrât fahrü’l-akrân Yağcızâde demekle şehîr Mustafa Efendi b. Hasan mahmiye-i mezbûrede meclis-i şer‘-i hatîr-i lâzımü’t-tevkīrde zikri âtî vakfına li-ecli’t-tescîl ve li-itmâmi emri’t-tesbîl mütevellî nasb u ta‘yîn eylediği Ali Bey b. Şeyh Sinan nâm kimesne mahzarında ikrâr ve takrîr-i kelâm edip babam mezbûr Hasan Efendi hayâtında mahmiye-i mezbûrede vâki‘ merhûm ve mağfûrun-leh Sultân Ahmed Han hazretleri türbesinde vaz‘ eylediği külle yevmin ale’s-sabâh kırâet olunmak üzere beş aded cüz-i şerîfi kırâet eden kimesnelerin vazîfeleri için malından bin [guruş] vakf ve mütevellî nasb eylediği Hacı Murtaza nâm kimesneye teslîm eyledikden sonra mezbûr el-Hâc Murtaza meblağ-ı mezbûru i‘mâl üzere iken bi’l-külliye yedinde zâyi‘ ve telef olup mezbûr el-Hâc Murtaza dahi müflisen vefât etmekle zikr olunan cüz-i şerîfler kırâet olunmayıp mu‘attal kalmağla babam merhûm-ı mezbûrun vakfı ihyâ olunmak üzere terekesinden bi’l-irsi’ş-şer‘î bana isâbet ve intikāl eden mahrûse-i Üsküdar’da Yenimahalle kurbünde Noktacı mahâllesinde vâki‘ iki tarafdan tarîk-i âm ve bir tarafdan Şeyh Abdülvahhab Efendi menzili ve bir tarafdan Hamamcı Mehmed Ağa veresesi mülkleri ile [73b] mahdûd olup birer oda ve birer sofa ve birer mikdâr havluyu müştemil olan tahtânî otuz iki bâb müteehhilîn odalarını ve yine mahrûse-i mezkûrede Eski Vâlide mahâllesinde vâki‘ bir tarafdan Çiçekçi Ali Çelebi mülkü ve bir tarafdan mütevellî menzili demekle ma‘rûf menzil ve bir tarafdan tarîk-i hâs ve bir tarafdan tarîk-i âm ile mahdûd kezâlik iki bâb oda ki cem‘an otuz dört bâb tahtânî mülk-i mevrûsum olan odaları bundan akdem yedimden ve mülkümden ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile mümtâz kılıp vakf-ı sahîh-i müebbed ile vakf ü habsedip şöyle şart eyledim ki zikr olunan odaların her biri icâre-i mu‘accele ve müeccele ile icâr olunup hâsıl olunan icâresinden zikr olunan beş aded cüz’-i şerîf i kırâet eden kimesnelerin her birine yevmî ikişer akçe vazîfe verile ve yevmî üç akçe dahi cihet-i tevliyet ve iki akçe dahi cihet-i cibâyet ve bir akçe dahi noktacı olan kimesneye verile ve vakf-ı mezbûrumun ben hayâtda oldukça tevliyeti bana meşrûta ve benden sonra aslah ve [e]rşed evlâdıma ve evlâd-ı evlâdıma ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdıma ba‘de’l-inkırâz -ne‘ûzü billâhi’l-meliki’l-feyyâz- re’y-i hâkimü’ş-şer‘a müfevvez ola ve mürûr-ı eyyâm ile şurût-ı mezkûreye ri‘âyet müte‘azzir olur ise mutlakā fukarâ-yı Müslimîne sarf oluna deyü ta‘yîn-i şurût ve tebyîn-i kuyûd edip zikr olunan odaları vakfiyet üzere mütevellî-i mezbûra teslîm ol dahi ahz u kabz ve evkāfına sâir mütevellîler gibi tasarruf eyledi dedikde, gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î vâkıf-ı mezbûr inân-ı kelâmını semt-i âhara âtıf olup vakf-ı akār eimme-i muhtâr olan İmam-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem Ebû Hanifetü’l-Kûfî cûziye hayrü’l-cezâ ve kûfiye hazretleri mezheb-i hatîrleri üzere sahîh ve câizdir, lâkin âlim-i Rabbânî İmam Muhammed b. el-Hasan eş-Şeybânî katında gayr-ı sahîh olup rücû‘ meşrû‘ olmağla vakf-ı mezbûrdan rücû‘ eyledim, mütevellî-i mezbûr zikr olunan odaları ke’l-evvel mülküm olmak üzere red etmek taleb ederim deyücek, mütevellî-i mezbûr mahâlle mülâyim cevâba âzim olup eğerçi hâl bast olunan minvâl üzere olduğu cây-ı işkâl değildir. Lâkin İmam-ı Samedânî Ebu Yusuf eş-şehîr bi’l-imâmi’s-sânî katında vâkıf mücerred vakaftü demekle lâzım olmağın bu vech üzere zikr olunan odaları geri redd ü teslîmden imtinâ‘ ve husûmet ve nizâ‘ edip hâkim-i muvakkı‘-ı sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsnü-meâb hazretleri huzûrunda müterâfi‘ân ve her biri mübtegāsınca fasl-ı hasma tâlibân olduklarından hâkim-i müşârün-ileyh hazretleri dahi cânibeynin kelâmına nazar ve mübtıl-i hayr olmakdan hazer edip alâ-kavli men yerâhu vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna hükm-i sahîh-i şer‘î ile hükm etmeğin min-ba‘d zikr olunan odalar vakf-ı sahîh-i lâzım ile vakıf olmağın nakz ve nıkzına mecâl muhâl ve ibtâl[ü] ta‘tîli adîmü’l-ihtimâl oldu. “Fe-men beddelehû mâ-semi‘ahû fe-innemâ ismühû alellezîne yübeddilûnehû innallâhe semî‘un alîm” cerâ zâlik.
Ve hurrire fi’l-yevmi’s-sâmin min-şehri Rebî‘i’l-âhir sene sitte aşere ve mi’e ve elf min-Hicreti men [lehu]’l-izzü ve’ş-şeref.
Şuhûdü’l-hâl: Ebubekir Efendi [b.] Mustafa, Osman Ağa b. Mustafa, Ömer Efendi b. Mehmed el-müderris, Veznedâr Hasan Çelebi b. ( ), Kâtib Hüseyin Efendi b. Himmet, Süleyman Efendi kâtib-i Saray, Ali Efendi imam, Şeyh Mustafa Efendi b. Ali, Mehmed Ağa b. İsmail, Mehmed Çelebi bevvâb-ı Sultânî, Mehmed Beşe b. Hasan, el-Hâc Abdullah b. Abdullah, Mehmed Çelebi b. Şaban, Ali b. Kurd.
|