.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Bab Mahkemesi 151 Numaralı Sicil (H. 1143-1144 / M. 1731)
cilt: 66, sayfa: 371
Hüküm no: 454
Orijinal metin no: [93a-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


İstanbul’a kömür getirenlerden kantariye vergisi vesâire adı altında vergi alınmaması emri

Kömür kantariyesinin ref‘i fermânı.

Emîrü’l-ümerâi’l-kirâm kebîrü’l-küberâi’l-fihâm zü’l-kadri ve’l-ihtirâm sahibü’l-izzi ve’l-ihtişâm el-muhtassu bi-mezîdi’l-inâyeti’l-meliki’l-a‘lâ Rumeli beylerbeyisi pâyesiyle bi’l-fi‘il Dergâh-ı mu‘allâm Yeniçerileri Ağası olan el-Hâc Mehmed Paşa dâmet meâliyehû akzâ kuzâtü’l-Müslimîn evlâ vülâti’l-muvahhidîn râfi‘ü a‘lâmi’ş-şerî‘ati ve’d-dîn vâris-i ulûmü’l-enbiyâ ve’l-mürselîn Mevlânâ İstanbul kādısı zîdet fezailehû tevkî‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki; İstanbul’da vâki‘ resm-i kantar mukāta‘ası İstanbul Gümrüğü mülhakātından olup gerek İstanbul ve mülhakātı olan mahallerde mîrî kantarda vezn olunan eşyâdan olıgeldiği üzere resm-i kantariyesi alınıp âhar kantar ile vezn olunmaya; âhar yerlerde vaz‘ olunmaya. Ele girdiklerinde ma‘rifet-i şer‘le haklarından gelinip bir dahi mîrîye gadr eylemeyeler deyü mukayyed olunduğundan bi’l-cümle gümrüğe müte‘allik eşyâ mîrî kantar ile vezn ve resm-i kantariyesi tahsîl olunup mâ‘adâya tecâvüz olunmak iktizâ etmez iken bin yüz yirmi dört senesinde Gümrük Emîni Ahmed kara cânibinden gelen kömür arabalarından dahi resm-i kantariye tahsîl eylemek üzere bir takrîb ile emr-i şerîf ısdâr ve kadîmden kat‘a gümrüğe ta‘alluku yoğiken Dalyan-ı mâhî mukāta‘asının mâlikâne mutasarrıfları taraflarından beher sene birer adama ilzâm olunmağla onlar dahi beher kömür arabası üzerine birer kantarcı ta‘yîn ve hîn-i füruhtunda gerek arabacı fukarâsından ve gerek iştirâ edenlerden resm-i kantariye olmak üzere birer mikdâr akçelerin ahz ve celb-i mâl eylediklerinden kömürcü tâifesi dahi kömür naklinden ferâgât etmeleriyle ibâdullâhın muzâyakalarına müeddî bir keyfiyet olup ancak Âsitâne-i sa‘âdetim’e karadan araba ve deve ve bargir ile kömür nakli karîbü’l-ahidde zuhûr etmekle ibâdullâhın refâhiyetlerini mûcib bir emr-i müstahsen olmağın kömür getirenleri rüsûmât mutâlebesiyle tekdîr eylemek kisb ü kârlarından inkıtâ‘a sebeb olacak bir hâlde gayr-ı marziye olduğundan kat‘-ı nazar fi’l-asl gümrüğe müte‘allik eşyâdan olmayıp sonradan hâdis olmuş bir keyfiyet olmağla gümrüğün îrâd-ı tabî‘î ve idrâr-ı aslına dâhil olmayıp ve bu mukābelede dalyan ve kantar mukāta‘asına bir akçe zammolunduğu dahi olmayıp ref‘ ve menfa‘at cânib-i mîrîye dahi kesr ve noksan terettüb edecek bir hâlde olmadığından başka terakki-i ibâd ve muntazam-ı ahvâl-i bilâd için bu misillü garâmât-ı hâdise ve rüsûmât-ı mübtedi‘anın ref‘i rütbe-i vücûbet olan kazâyâdan olmağla eğer Dalyan-ı mâhî mukāta‘asının fâizine bir takrîb ile noksan-ı mâl terettüb etmek ihtimâli olur ise gümrüğün ümenâsı taraflarından mâlikâne mutasarrıflarına müsâ‘ade ile mu‘âmele olunmak şartıyla Gümrük Emîni Ahmed’in bir takrîb ile aldığı emrin kaydı ref‘ ve terkīn ve Ayvansaraykapısı’ndan Yedikule’ye varınca karadan araba ve deve ve bargir ile mürûr ve ubûr eden kömürden resm-i kantariye taleb olunmayıp ve kullukçular taraflarından dahi yasakcı akçesi ve kapı huddâmları dahi mürûr ve ubûriye akçesi nâmıyla vesâir bahâne ile kömürcü fukarâsına bir vechile te‘addî ve rencîde ettirilmemek üzere işbu şürût ve nizâm Ma‘den Kalemi’ne kayd ve vech-i meşrûh üzere amel olunmak için emr-i şerîfim tahrîri bâbında iftihârü’l-ümerâ ve’l-ekârim câmi‘ü’l-mehâmid ve’l-mekârim bi’l-fi‘il Başdefterdârım olan Ali İzzet dâme ulüvvühû arz ve telhîs etmekle telhîsi mûcebince amel olunmak bâbında fermânım olmuşdur. Buyurdum ki; vech-i meşrûh üzere bu bâbda şeref-yâfte-i sudûr olan işbu emr-i şerîf-i âlîşânımı mazmûn-ı itâ‘at-makrûnuyla amel ve hareket eyleyip hilâfından gāyetü’l-gāye ictinâb ve ittikā eyleyesiz. Şöyle bilesiz alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasız.

Tahrîren fi’l-yevmi’s-sâbi‘ ve’l-işrîn min-şehri Zilhicceti’ş-şerîfe sene [1]143.

Be-makām-ı Kostantıniyyeti’l-mahrûse.