.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Bab Mahkemesi 172 Numaralı Sicil (H. 1152-1153 / M. 1740)
cilt: 69, sayfa: 221
Hüküm no: 199
Orijinal metin no: [28a-3]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Helvacı Mehmed’in varislerinden hanımı Fatıma Hatun’un, terekeden olan evdeki hissesini üvey oğlu Hüseyin’e sattığı

El-emru hasbemâ hurrire fîhi nemekahû el-fakīr ileyhi azze şânühû

Abdullah el-kādı bi-medîneti Kostantıniyye el-mahmiye

-Gufira lehû-

Mübâya‘a-i hisse-i menzil

Mahmiye-i İstanbul’da Şehremîni kurbünde Ereğli mahallesinde sâkin iken bundan akdem vefât eden Helvacı Mehmed b. Hasan b. Abdullah’ın verâseti zevce-i menkûha-i metrûkesi Fâtıma Hatun bt. Abdullah ile sulbî kebîr oğulları Ahmed’e ve Hüseyin’e münhasıra ve tashîh-i meselesi on altı sehm i‘tibâriyle iki sehmi mezbûre Fâtıma’ya ve yedişer sehmi mezbûrân Ahmed’e ve Hüseyin’e isâbet eylediği ve mezbûr Ahmed zikri âtî menzilden hisse-i irsiyesi olan yedi sehmi mezbûre Fâtıma’ya bey‘ ve temlîk eylediği lede’ş-şer‘ bi’l-i‘tirâf sâbit oldukdan sonra zâtı Mehmed Efendi b. İbrahim ve Müezzin Mustafa b. Ali ta‘rîfleriyle mu‘arrefe olan mezbûre Fâtıma Hatun meclis-i şer‘-i hatîr-ı lâzımü’t-tevkīrde zikri âtî yedi sehm hisse-i irsiye-i şer‘iyyeye mutasarrıf olan bâ‘isü’l-kitâb üvey oğlu mezbûr Hüseyin mahzarında ikrâr-ı tâm ve takrîr-i kelâm müteveffâ-yı mezbûrun ile’l-vefât yedinde mülk ve hakkı olup mahalle-i mezbûrede vâki‘ ma‘lûmü’l-hudûd ve’l-müştemilât mülk menzilden tashîh-i mezkûr üzere irsen ve şirâen mâlik olduğum dokuz sehm hisse-i şâyi‘amı cemî‘ tevâbi‘ ve levâhıkıyla tarafeynden îcâb ve kabûlü hâvî şurût-ı müfsideden ârî bey‘-i bâtt-ı sahîh-i şer‘î ile yetmiş guruşa mezbûr Hüseyin’e bey‘ ve teslîm ve temlîk eylediğimde ol dahi iştirâ ve temellük ve tesellüm ve kabûl eyledikden sonra semeni olan meblağ-ı mezbûr yetmiş guruşu târîh-i kitâbdan bir hafta tamâmından edâ etmek üzere tecîl eylediğimde mezbûr Hüseyin dahi ber-vech-i muharrer ecel-i mezkûru kabûl ve müddet-i mezkûre tamâmında edâya ta‘ahhüd etmekle fîmâ-ba‘d menzil-i mahdûd-ı mezkûrda aslâ ve kat‘â alâka ve medhalim kalmayıp mezbûr Hüseyin’in bi’l-cümle irsen ve şirâen mülk-i müşterâsı oldukdan sonra mûrisimiz müteveffâ-yı mezbûrun kalîl ü kesîr, celîl ü hakīr ism-i mâl ıtlâk olunur terekesine ve târîh-i kitâba gelince beynimizde ma‘lûm müeccel ve mev‘ûd olan semen-i mezkûrdan mâ‘adâ bi’l-cümle cereyân eden ahz u i‘tâ ve mu‘âmelât-ı şettâ ve hukūk-ı ma‘lûme ve mechûleye müte‘allıka âmme-i da‘vâdan ve kâffe-i mutâlebâtdan her birimiz âharın zimmetini ibrâ-i âmm-ı râfi‘ü’l-hısâm ile ibrâ ve ıskāt eyledik dedikde gıbbe’t-tasdîkı’ş-şer‘î mâ-vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu.

Fî 3 min-Muharrem sene 1153.

Şuhûdü’l-hâl: Mustafa b. Mehmed, Osman Efendi b. Halil, Ahmed Çelebi b. Mustafa, Hasan b. Mehmed, Ali Çelebi b. Hüseyin, Muhzır Mustafa b. Mehmed, Mehmed b. Mehmed, İbrahim Efendi b. (°)