.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Bab Mahkemesi 397 Numaralı Sicil (H. 1255-1256 / M. 1839-1840)
cilt: 95, sayfa: 223
Hüküm no: 301
Orijinal metin no: [40a-2]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Seyyid Hasan’ın Süleyman Faik Efendi’ye borç karşılığı sattığı mağazaların geri verilmesi talebiyle açtığı davanın Karahisar-ı Şarki kazasında görülmesi

Mahalline havâle

Ma‘rûz

[Vilâyet-i] Anadolu’da Karahisar-ı Şarkī kazâsı mahâllâtından Bülbül mahallesinde sâkin iken işbu târîh-i i‘lâmdan on iki sene mukaddem fevt olan Havva bt. Mehmed nâm hatunun verâseti zevc-i metrûku es-Seyyid Hasan b. el-Hâc Osman ile sadrı kebîr oğlu es-Seyyid Osman ve sadriye kebîre kızları Şerife Emine ve Şerife Fâtıma’ya inhisârı tahakkukundan sonra verese-i mezbûrûndan sâhib-i arzuhâl zevc-i mezbûr es-Seyyid Hasan İstanbul Bâb Mahkemesi’nde meclis-i şer‘-i münîrde kasaba-i mezbûre ahâlîsinden derûn-ı arzuhâlde mezkûrü’l-ism Süleyman Faik Efendi b. diğer el-Hâc Osman muvâcehesinde kasaba-i mezbûrede çarşı derûnunda vâki‘ benim mâlik olduğum mağaza ile merkūm Süleyman Efendi’nin mâlik olduğu kitâbçı dükkânı beynlerinde kâin biribirine muttasıl üç bâb ahşab mağazanın arsası kasaba-i mezbûrede vâki‘ Sultan Mehmed Han Câmi‘-i şerîfi’nde müezzin olanlara senevî beş guruş mukāta‘a-i kadîme ile zevcem müteveffât-ı mezbûre Havva Hatun’un müstakılleten taht-ı tasarrufunda ve üzerinde mevcûde bi’l-cümle ebniyesi kezâlik müstakılleten yedinde mülkü olup ba‘de vefâtihâ ebniye-i mezbûre benimle evlâdım merkūmûn es-Seyyid Osman ve Şerife Emine ve Şerife Fâtıma hatunlara mevrûs ve arsası dahi ancak mezbûrûna âdiyen islâsen intikāl eyledikden sonra ben târîh-i i‘lâmdan on sekiz ay mukaddem mezbûr Süleyman Faik Efendi yedinden iktirâz ve kabz eylediğim sekiz yüz guruş deynim mukābelesinde ebniye-i mezkûreyi verese-i mezbûrûnun izin ve icâzetleriyle her ne zamân edâ-i deyn eder isem redd-i mebî‘ şartıyla merkūm Süleyman Faik Efendi’ye bi-tarîkı’l-istiğlâl vefâen bey‘ ve teslîm eylediğimde ol dahi vech-i meşrûh üzere iştirâ ve tesellüm ve kabûl etmişidi el-hâletü hâzihî bey‘-i mezkûr hakīkatde bey‘ olmayıp rehin hükmünde olmağla meblağ-ı mezkûr sekiz yüz guruşu yedimden ahz birle ebniye-i mezkûreden keff-i yed etmek üzere mezbûr Süleyman Faik Efendi’ye tenbîh olunmak murâdımdır deyü da‘vâ ettikde ol dahi cevâbında müdde‘î-i mezbûr es-Seyyid Hasan ile mezbûrûn es-Seyyid Osman ve Şerife Emine ve Şerife Fâtıma hatunlardan her biri bi’l-verâse ebniye-i mezkûreyi sene-i sâbıkā şehr-i Rebî‘ülevveli’nde kazâ-i mezbûr nâibi Mehmed Nuri huzûrunda bin iki yüz guruş semen-i makbûza bâtten ve sahîhan bana bey‘ ve temlîk ve teslîm ve arsasını dahi bâ-re’y-i mütevellî meccânen ferâğ ve tefvîz eylediklerinde ben dahi iştirâ ve temellük ve tefevvüz ve kabûl edip nâib-i mûmâ-ileyhin imzâsıyla mümzât ve hatmiyle mahtûm bir kıt‘a hüccet-i şer‘iyye yedime i‘tâ olunmuşidi deyü eylediği def‘ini merkūm es-Seyyid Hasan inkâr edip ancak merkūm Süleyman Faik Efendi’nin yedinde sened-i şer‘îsi mevcûd olmadığından mâ‘adâ mağaza-i mezkûreler menkūl kābilinden olmayıp akār kābilinden olmağla mahâllinde gāibûn-ı mezbûrûn es-Seyyid Osman ve Şerife Emine ve Şerife Fâtıma hatunlar hâzır oldukları hâlde terâfu‘-ı şer‘-i şerîf olunmak iktizâ eylediği huzûr-ı âlîlerine i‘lâm [olundu]

Fî 2 Ramazan sene [12]55